12 Yazı Prof. Dr. Ş. Hakan Atalgın

Yazar Profili »

Ağzımızdaki Fabrika: Tükürük Bezleri

Temmuz 2019, 511 199 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Temmuz 2019 16:57 Prof. Dr. Ş. Hakan Atalgın

 

Hayatımızda şükretmemiz gerektiren o kadar çok şey var ki bunların çoğunun farkında bile değiliz. Vücudumuzdaki organların varlığı şükür istediği gibi sağlıklı çalışması da şükür ister. Organlarımız sağlıklı çalıştığında çoğu zaman varlığını bile unutuyoruz. Ancak arızalandığında, görevini yapamadığında veya ağrıdığında varlığını hissediyoruz.

İşte unuttuğumuz veya farkında olmadığımız nimetlerden bir tanesi de tükürük bezlerimiz.

İnsanlarda salgılarını ağız boşluğuna bırakan üç çifti büyük diğerleri küçük olmak üzere birçok tükürük bezleri bulunur. Büyük olanlara Latince, glandula parotis, glandula mandibularis ve glandula sublingualis denilmektedir.

Bu büyük bezlerden başka dudak, yanak ve damağımızda da küçük tükürük bezleri bulunmaktadır.

Glandula parotis tükürük bezlerinin en büyüğüdür, bu bez 20-30 gram ağırlığında kulağın ön ve altında bulunur.  Glandula parotis’in kanalı ağız boşluğuna açılır. Glandula mandibularis, mandibula’nın (çene kemiği) altında yer alır. Glandula sublingualis ise küçük bezlerin birleşmesiyle oluşmuştur ve her birisinin ayrı ayrı kanalları vardır. Genellikle bu kanalların sayısı 8-15 arasındadır ama 50 kanalı bulunan bezler de görülmüştür. Bunlar ağız döşemesinin altına yerleşir ve dilin hareketlerine uyum sağlamak için küçük bezlerin birleşmesiyle yapılmıştır ve birçok akıtıcı kanala sahiptir. Eğer tek bir akıtıcı kanalı olsaydı, bezin ve kanalın şekli ve dilin pozisyonu değiştiği zaman kanalın kıvrılma ve bükülme tehlikesi fazla olurdu, bu durum ise salgının düzenli ve çabuk boşalmasına engel olurdu. Yani mevcut haliyle bütün bu kusurlar önlenmiş ve problem yaşamamız engellenmiş olmaktadır. Bu da dediğimiz gibi farkında olmadan faydasını yaşadığımız nimetlerden birisidir.

Ağzımızdaki tükürük bezleri her gün yaklaşık 1-2 litre arası tükürük salgılar. Tükürük bezleri, tükürüğü üretme sırasında kanımızı temel kaynak olarak kullanır. Yani kandan tükürük üretilir.

Ağzımıza aldığımız kuru besinler çiğnedikten sonra yumuşak, yapışmış bir topağa (bolus) dönüşür. Bu topak, uçlarından birbirine dolanan uzun ipliksi moleküller olan ve tükrükte bulunan müsin tarafından bir arada tutulur. Ayrıca, müsinler büyük miktarda suyu hapseder ve bu sayede ağızdaki besin topağının nemli ve yumuşak olmasını sağlar. Bu, hem yemek borumuzun besinlerle tıkanmasını önler, hem de yemek borumuzun sert besin parçacıkları ile hasar görmesini engeller.

Tükürük tat duyusu için de vazgeçilmezdir. Tat tomurcukları dilimiz boyunca bulunur ve kuru, topaklı aroma bileşenlerine ulaşamazlar. Bunu deneyimlemek için gözlerinizi kapatın ve kuru dilinizin üzerine bir küp şeker ya da küçük bir parça kaya tuzu yerleştirin. İkisi arasındaki farkı anlamak dilinizin kuruluğu artıkça daha da zorlaşacaktır. Ancak tükürüğünüzle ıslandıktan sonra tuz ya da şeker molekülleri serbest hale gelir ve tuzluluğu ya da şeker tadını algılarız. Tükürüğe bu özelliğini onun temel bileşeni olan su verir. Demek tükürük olmasa tat alma konusunda problem yaşardık.

Tükürük, bakteri hücrelerinin hücre duvarını delerek öldüren lizozim enzimini içerir. Dahası tükürük içerisinde salgılanarak gelen antikorlar, hastalığa neden olan patojenlerin ağız boşluğuna yerleşmesini engellerler.

Ağızda yararlı ve zararlı mikroorganizmalar vardır. Bunlar arasındaki dengeyi tükürük korur. Dişlerimizi esas çürüten ağız içi ortamın asidik olmasıdır. Asit oranı arttıkça diş minelerinde yavaş yavaş kristallerde çözünmeler başlar. Kristaller kopmaya başlar ve bir süre sonra çözünen yerlerden mikroorganizmalar girmeye başlar. Minedeki küçük bir çizik diş kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle tükürüğün dişler üzerinde yıkayıcı etki yapması ve asidik ortamı alkaliye çekmesi çok önemlidir.

Tükürüğün bir faydası da ağrı kesici olmasıdır. Ağız yaraları üzerinde iyileştirici rolü olduğu ispatlanmıştır.

Bazı hayvanlarda ise tükrük bezleri çok farklı fonksiyonlara sahiptir. Mesela bir yılanda zehir iken, karıncada yumurtası için besin maddesi olabiliyor. Kırlangıç gibi kuşlar ise tükürüğü harç malzemesi olarak kullanırlar.

Yaklaşık aynı yapıdaki tükürük salgısı, farklı hayvanlarda farklı görevlere sahiptir. Bu salgı bir tek maddeden yani kandan imal edilir. Tek bir şeyden pek çok şey üretmek, yani bir tek kandan birçok salgı, hormon, safra, gözyaşı vs. üretmek ancak Allah’ın yapabileceği bir şeydir ve bize büyük nimetlerdir. Allah çoğu zaman hiç önemsemediğimiz tükürüğü sonsuz ilmiyle, nihayetsiz hikmetiyle ve kudretiyle yaratıyor ve birçok vazife yüklüyor. Demek şükredecek o kadar çok şey var ki, buna külli bir şükür ile mukabele etmek gerekir.

 

Kaynaklar:

1. Dr Rainer Wild Stiftung, Internationaler Arbeitskreis für Kulturforschung des Essens. Mitteilungen 2008, H. 16, S. 34–42.

2. Pedersen AM, et al. (2002). Saliva and gastrointestinal functions of taste, mastication, swallowing and digestion. Oral Diseases 8:117–129.

3. Offner GD & Troxler RF (2000). Heterogeneity of High-molecular-weight Human Salivary Mucins. Advances in Dental Research 14:69–75.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Ş. Hakan Atalgın İle Kurbanlıkları ve Helal Kesimi Konuştuk

Röportaj: Aslınur Bahar

Devamı »

Sevimliliğin Anatomisi / Nasıl Bu Kadar Sevimli Görünüyorlar?

İster insan, ister kedi, ister kuş, kirpi veya ister kertenkele olsun, bütün yavrular neden çok sevimlidir? Bu herkesin merak ettiği sevimli bir konudur. Tüm yavruların çok sevimli, kendilerini sevdiren ve şefkati celbeden bir görüntüsü olduğu aşikârdır. Sevimlilik yavrularda ayrı bir kavram olarak değerlendirilir. Buna bir isim de verilmiştir: Kindchenschema. Yani, çocuksu plan anlamında bir kelime.

Devamı »

Kafatası Şekilden Şekle Giriyormuş!

Kafatası tek bir kemik gibi görünse bile tahmin edebileceğinizden çok daha fazla kemiğin birleşmesi ile şekillenir.

Devamı »

Büyüyen Kemikler

Diğer dokulara kıyaslandığında oldukça sert olan kemikler, içerisinde barındırdığı organik ve inorganik maddeler sayesinde, rahmetin bir cilvesi olarak hem sağlam ve hem de esnek yaratılmıştır. Kemikler eğer bir miktar esnek olmasa bir etki sonucu zorlandığı zaman hemen kırılacaktı, eğer çok esnek olup sert olmasa hareket etmek ve ayakta durmak bile zor olacaktı.

Devamı »