19 Yazı Prof. Dr. Metin Bülbül

Yazar Profili »

Gürültüsüz Fabrika

Mayıs 2015, 461 187 Görüntülenme Eklenme Tarih: 17 Mart 2020 18:48 Prof. Dr. Metin Bülbül

 

Bir fabrikaya gittiyseniz dikkatinizi çekmiştir; üretim aşamalarında çok büyük gürültülerin olduğunu görürsünüz.

Peki şimdi birkaç fabrikayı hayalen gezsek, acaba nelerle karşılaşırız?

Mesela, gezdiğimiz fabrika, pancardan şeker elde edilen bir şeker fabrikası ise; pancar, çok yumuşak bir malzeme olduğu halde; pancarların yıkanması, kesilmesi, sıkılması ve elde edilen şerbetin kireçle muamelesi ile yabancı maddelerin çöktürülmesi ve bu karışımın süzülmesi ve elde edilen süzüntüdeki şekerin kükürt dioksit kullanılarak ağartılması ve bu şurubun derişikleştirilmesi ve içerisindeki şekerin kristallendirilmesi sırasında; çalışanların kulaklarını tırmalayacak kadar çok gürültünün çıktığına şahit oluruz.

Gezdiğimiz fabrika, biraz daha sert bir malzeme olan buğdayların öğütüldüğü un fabrikası ise; buğday tanelerinin temizlenmesi ve ayıklanması, paçal işlemlerinin yapılması, yıkanması, tavlanması, öğütülmesi, elenmesi ve elde edilen unun ambalajlanması sırasında yine büyük bir gürültü ile karşılaşırız.

Eğer, gezdiğimiz fabrika gümüş madeninden gümüşün elde edildiği bir gümüş fabrikası ise; ocaktan alınan gümüş cevherlerinin, çelik bilyelerle boyutlarının küçültülmesi ve öğütücü makinelerde toz haline getirilmesi, sodyum siyanür ile muamele edilerek gümüşün sıvı hale geçirilmesi ve daha sonra bu karışımın süzülmesi, yıkanması ve hava alma kulelerinde oksijeninin alınması, çinko tozu ile sementasyonuyla konsantre gümüş kekinin elde edilmesi, ergitme, rafinerizasyon ve elektroliz işlemleri sonucunda gümüş metalinin elde edilmesi… Biz bunları izlerken, ne kadar çok gürültü çıkarıldığını tahmin edebilirsiniz sanırım.

Ancak, bir fabrika var ki; yukarıdaki fabrikalarda gördüğümüz işlemlerin benzerleri, hatta çok daha fazlası yapıldığı halde hiç ses çıkarmamakta ve etrafa hiç rahatsızlık vermemektedir. İşte bu sessiz ve harika fabrika vücudumuzdur.

Vücudumuz, bildiğimiz fabrikalardan tamamen farklıdır. Vücudumuzda, besinlerin sindirilmesi sırasında yukarıda saydığımız işlemlerden çok çok fazla işlem yapıldığı halde, hiçbir gürültü duyulmamaktadır.

Mesela, sindirim işleminde; ağız yoluyla alınan besinler, öncelikle diş değirmeni ile öğütülürler. Daha sonra bu besinler; yemek borusunun sigmoidal kasılıp-gevşeme hareketleri ve kayganlığı sayesinde mide kazanına atılırlar. Adeta bir kaynar asit kazanı olan midede, döner karıştırıcı sistemlerden daha mükemmel bir şekilde, çalkalanarak ve karıştırılarak, besinler hamur haline getirilirler. Hamur haline getirilen besinler; mideden, önce ince bağırsağa ve daha sonra onikiparmak bağırsağına ve kalın bağırsağa taşınırlar.

Bu sıradan bir taşınma olayı değildir. Bu sevkiyat sırasında hem ağızda, hem midede, hem ince bağırsak ve hem de onikiparmak bağırsağında; kasapların, bıçaklarla etleri parça parça ettikleri gibi, besinler de enzimler tarafından parça parça edilerek en küçük birimleri olan monomerlerine ayrılırlar. Bu birimler de kan yoluyla karaciğer ve ilgili dokulara ulaştırılırlar.

Vücudumuzda gerçekleşen bu kırma, öğütme-parçalama ve taşınma olayları sırasında hiçbir gürültüye rastlanmaması ne kadar harika değil mi?

İşte Allah’ın sanatı ve yaratması böyle her bakımdan güzeldir.

Örnek verdiğimiz fabrikalarda yapılan işlemlerle, insan vücudunda yapılan işlemler aynı iken, çalışma şekilleri ve çevreye etkileri ne kadar farklı değil mi?

Vücudumuz, Cenab-ı Hakk’ın sanatıdır. Eğer vücudumuzdaki sistemler de, insanın sanatı olan fabrikalar gibi gürültülü olsaydı: Midemizden, harç makinesininki gibi sesler; ağzımızdan, un öğütme makinesininki gibi gürültüler; yemek borumuzdan farklı farklı sesler gelecekti. Ve bu sesler de hayatımızı olumsuz bir şekilde etkileyecekti.

Düşünsenize, vücudunuzdan garip sesler çıkarken birisine bir şey anlatmaya çalıştığınızı ya da önemli bir görüşme yaptığınızı…

Demek yarattıklarında var ettiği sesleri nice hikmet ve güzelliklerle yaratan Allah (cc.), sessiz olarak yarattığı şeyleri de nice hikmet ve güzelliklerle yaratıyor… Ne diyelim; bildiğimiz ve bilmediğimiz her nimeti için Rabbimize şükürler olsun.

 

 


Mayıs 2015, 461 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Gençlik İksiri Kolajen

Kolajen, vücudun en bol proteinidir ve yaklaşık vücudumuzdaki tüm proteinlerin üçte birini oluşturur. Bu proteinle saçlarımıza, cildimize, tırnaklarımıza, kemiklerimize, bağ dokumuza ve tendonlarımıza sağlam bir yapı kazandırılmıştır. Bu protein sayesinde hareket edebilir, el ve ayaklarımızı bükebilir, yük taşıyabilir, koşabilir ve cildimizi gergin hissedebiliriz. Ayrıca, saçların ve cildin parlak görünümü ve tırnakların güçlü kalması da kolajene verilen özellikler sayesindedir.

Devamı »

Sebepler ve İnancımız / Farkındalıklarımız Farkımızdır

Ayetin dikkatimizi çektiği "şirk bulaşmış bir imanla" mahşere çıkmamak için her anımızda bilinçli olup "Sebep-Yaratan" ilişkisini iyi kurmalıyız...

Devamı »

Hediye Deyince

Bizi tanımayan ağaçların dallarından en güzel meyveleri, canlıları çalıştırıp sütü, balı, yağı ve binlerce güzel hediyeleri gerçekte bize kim, niçin veriyor?

Devamı »

Bakış Açısı

Yaratanın da, yaşatanın da Allah (cc) olduğunu unutmadan, her şeyi Onun yarattığının şuuruyla; yalnız Ona ibadet edip ve yalnız Ondan yardım dilemeliyiz.

Devamı »