19 Yazı Prof. Dr. Metin Bülbül

Yazar Profili »

Yaprak Mı Şeker Fabrikası Mı?

Aralık 2013, 444 116 Görüntülenme Eklenme Tarih: 22 Mayıs 2020 23:34 Prof. Dr. Metin Bülbül

 

Her sonbahar geldiğinde, pancar tarlalarında tatlı bir telaş başlar. Bir yaz boyunca çekilen emeğin karşılığı alınacaktır. Bunun için pancarlar sökülür, yaprakları kesilir, fabrikaya taşınır ve sonuçta şeker olarak fabrikadan önümüze sunulur.

 

Şeker fabrikası mı? Yaprak mı?

Şeker üretiminde pancar yaprağı mı, kök mü, yoksa fabrika mı daha önemlidir? Şüphesiz hepsi önemlidir. Fakat bu işlemde en önemli görev yaprağa düşmektedir. Çünkü yaprakta; havadan gelen CO2 (karbondioksit) ile topraktan gelen H2O (su) molekülleri, güneş ışığı altında birleştirilerek; ilkokuldan beri denklemini bildiğimiz glukoz (C2H12O6) ve oksijen (O2) üretilmektedir. Elbette ki, akılsız ve şuursuz bir yaprak, bu üretim işini kendi kendine yapamaz. Ancak ilim ve kudret sahibi bir Yaratıcı tarafından bu işler yaprağa yaptırılmaktadır. Ve daha sonra yaprakta üretilen şeker, çeşitli borular vasıtasıyla köklere iletilir ve şeker burada, kök olgunlaşıncaya kadar bizim için saklanır. Mevsimi gelince hasat edilerek şeker fabrikasına gönderilir. Şeker fabrikasında ise; toprağı, posası ve şekeri ayrılarak kristal şeker olarak bize sunulur.

Şeker fabrikasının görevi; yaprağın yaptığı hazır şekeri; pancarı sıkarak ve bazı işlemlerden geçirerek ayırmaktadır. Öyle ise burada asıl maharet; şekeri depolayan kök veya metrekarelerce yer kaplayan şeker fabrikasında değil; basit moleküllerden şeker üretebilme özelliği verilen yapraktadır. Ve bunun ötesinde asıl iş, yaprak ve onunla ilgili sistemleri bir saat gibi tıkır tıkır çalıştıran ve idare eden ilim ve kudret sahibi Allah’tadır (c.c).                

 

Bütün yapraklarda aynı özellik var mı?

Evet, bütün yapraklarda aynı sistem işlemektedir. Bir kimya laboratuvarında CO2 ve H2O birleştirilerek glukoz yapılamazken; çok küçük bitki yapraklarında bile bu iki molekül klorofil sistemleri sayesinde birleştirilerek glukoz (şeker) üretilmektedir. Bu üretilen şekere “Hayat Enerjisi” denilmektedir. Çünkü, canlılar için tek enerji kaynağı güneştir. Güneş enerjisi de, Cenab-ı Hakk’ın yapraklara yerleştirdiği bir sistemle glukoza çevrilmektedir ve bu da bütün canlıların severek tercih ettiği ilk enerji kaynağı olmaktadır.

 

Enerji için sadece yapraklar mı yenmeli? 

Hayır. Çünkü, hayat enerjimizi bazen yeşil yapraklar şeklinde alırken (marul, maydonoz vb.) ve bazen de meyveler şeklinde (elma, armut vb.) alırız. Çünkü, yüksek yapılı bitkilerde yapraklarda üretilen glukoz; odun ve soymuk boruları ile meyvelere ulaştırılır. Bu meyve bazen pancar olurken, bazen elma, armut ve şeftali, bazen üzüm ve bazen de kavun ve karpuz gibi kudret meyveleri olarak bize sunulur. Cömertçe ikram eden Kerîm-i Mutlak, üzüm gibi bazı bitkilerde şekeri yapraktan geldiği gibi glukoz şeklinde bize sunarken, bazen de bitkilerdeki değişim sistemi ile bize meyve şekeri denilen fruktoz (elma, armut gibi) veya çay şekeri olan sakkaroz (şeker pancarı ve şeker kamışı gibi) olarak huri misal süslenmiş bitkilerin elleriyle bizlerin ve canlıların istifadesine sunar.

 

Yıl boyu kesintisiz enerji

Evet. Bazen elektrik santrallerindeki problemler dolayısıyla kısa süreli elektrik kesintileri olur. Fakat, canlılar için kesintisiz enerji vardır. Çünkü, sadece şeker pancarından şeker ihtiyacı karşılanmış olsaydı, yılın belli dönemlerinde şeker bulunabilirdi. Ama Cenab-ı Hak canlıların ihtiyaçlarını bildiği ve en gizli seslerini işittiği için; canlı makineler olan bitkilerin elleriyle yazın kiraz ve şeftali vb. olarak şeker ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, kışın da mandalina, portakal ve greyfurt gibi meyvelerle şeker ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bu suretle canlıların enerji ihtiyaçları kesintisiz sağlanmaktadır.

 

Şeker gibi tatlı

Evet. Ağzımıza şeker aldığımızda, güzel bir tat aldığımız gibi, şeker moleküllerinden yapılan biyolojik birimlerden de şeker gibi tatlı neticeler elde edilmektedir. Çünkü, yapraklarda üretilen glukoz; canlılarda sadece enerji kaynağı olarak kullanılmamakta, aynı zamanda yapı malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bunun sonucunda; yağ dokusu, proteinler, nükleik asitler ve selüloz gibi yapılar oluşturulmaktadır. Bu yapılar da; canlıları sıcak ve soğuktan korumak, sinir iletimini sağlamak, nesilden nesile özelliklerini aktarmak ve canlı yapıları ayakta tutmak gibi binlerce görevi yerine getirmektedirler. Bu görevler yardımıyla canlılık sürdürülmekte ve hayat vasıtası ile dua, ibadet, tevekkül, fedakârlık, yardımlaşma ve dayanışma gibi tatlı meyveler mahsul verilmektedir. 

 

Öyle ise teşekkür kime?

Bediüzzaman Hazretleri, Haşir Risalesinde “Bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs misal libaslar ile giydirip, çiçek ve meyvelerin murassaatıyla süslendirip, hizmetkâr ederek, onların latif elleri olan dallarıyla, çeşit çeşit, en tatlı, en musanna meyveleri bize takdim etmek; ne kadar cemil bir kerem, ne kadar latif bir rahmet eseri olduğu bedaheten anlaşılır” diye ifade etmektedir. Dolayısıyla nimetler Allah’ındır; öyle ise şükür de, ibadet de O’na olmalıdır.

 

 


Aralık 2013, 444 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Gençlik İksiri Kolajen

Kolajen, vücudun en bol proteinidir ve yaklaşık vücudumuzdaki tüm proteinlerin üçte birini oluşturur. Bu proteinle saçlarımıza, cildimize, tırnaklarımıza, kemiklerimize, bağ dokumuza ve tendonlarımıza sağlam bir yapı kazandırılmıştır. Bu protein sayesinde hareket edebilir, el ve ayaklarımızı bükebilir, yük taşıyabilir, koşabilir ve cildimizi gergin hissedebiliriz. Ayrıca, saçların ve cildin parlak görünümü ve tırnakların güçlü kalması da kolajene verilen özellikler sayesindedir.

Devamı »

Sebepler ve İnancımız / Farkındalıklarımız Farkımızdır

Ayetin dikkatimizi çektiği "şirk bulaşmış bir imanla" mahşere çıkmamak için her anımızda bilinçli olup "Sebep-Yaratan" ilişkisini iyi kurmalıyız...

Devamı »

Hediye Deyince

Bizi tanımayan ağaçların dallarından en güzel meyveleri, canlıları çalıştırıp sütü, balı, yağı ve binlerce güzel hediyeleri gerçekte bize kim, niçin veriyor?

Devamı »

Bakış Açısı

Yaratanın da, yaşatanın da Allah (cc) olduğunu unutmadan, her şeyi Onun yarattığının şuuruyla; yalnız Ona ibadet edip ve yalnız Ondan yardım dilemeliyiz.

Devamı »