138 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Hatıralar Bizimle Yaşar

Mart 2017, 483 299 Görüntülenme Eklenme Tarih: 17 Eylül 2019 18:21 Selim Gündüzalp

 

Görünürde insan küçük bir şeydir ama iç dünyası ve duyguları ile yaşadığı kâinattan daha büyüktür.

Böyle yaratmış yaratan.

Ağacı çekirdekte özetlemiş.

Kainatı da insanda…

Böyle yaratmış yaradan.

Küçüğü büyükte, büyüğü küçükte gösteriyor çoğu zaman. 

Hikmeti ve kudreti böyle icap ediyor.

Hayallerimiz hafızamızın bir yerinde saklı duruyor ama kim bilir nerede? 

Yerini bilen söylesin tez elden.

Gazete sayfalarındaki bulmacayı çözmek kolay, insanı çözmeye kalkın da görün bakalım. 

Deneyin de alın boyunuzun ölçüsünü…

Dünyada her ne var ise insanda var ama insanda olan şeyler dünyada yoktur.

İnsan da ruh, akıl, şuur, hafıza, hayal ve hayat var amma bunların hiç biri dünyada ve kâinatta yok.

Onun için insan özel bir varlıktır.

Kâinat onun için yaratılmış, insan kâinat için değil.

Hatta bırakın insanı karınca bile hayat sebebiyle dünyadan büyüktür.

Ayna küçük ama gökler yıldızlarıyla beraber içinde görünür. İnsanın da hayal ve kalp aynası aynen böyledir.

Denizi anlamaya gerek yok insan o denizden bir damla. Onu anladın mı, onu bildin mi, çözersin binlerce bilmeceyi.

Bazen küçük bir hatıra alır götürür insanı uzaklara.

Bazen bir ses, bazen bir çiçek, bazen bir tebessüm bazen bir şiir, bazen bir bulut olur bu. Olur da olur.

Vasıtalar çoktur…

Zamanın kanatlarına biner, maziye gider anıların arasında bulursunuz kendinizi.

İlk anılar önemli ve ilk on yıllar sanki daha yakında duruyor gibi. Her hatıra özel bir yerde ve derindedir ama hayalimiz zaman tanımaz uzağı yakın eder.

Neler olur oralarda, neler yaşanır hatıralar arasında… Ressam olsam da çizebilsem dersiniz? O kadar renkli ve o kadar zevklidir o günler. 

Her şeyi olduğu gibi kabul edersiniz. Teslimiyet içinde yüzersiniz. Var mı çocukluk günleri gibisi… Beyazın en beyazı oradadır.

Masumiyetin en hası oradadır.

Sonra sonra nasıl da kirleniyor hayat sayfalarımız.

Griden siyaha kadar tonları var.

Şükür ki tövbeler var, şükür ki tövbe silgisiyle ömür sayfalarını temizleme imkânı var.

Şükür ki izin vermiş Rabbimiz buna.

Yoksa nasıl yaşardık onca günahla, onca pişmanlıkla.

Bu da bir nimet, bu da yaradanın sonsuz rahmetinden bir damla.

Damla denizden haberci.

...

Haydi biraz daha dolaşalım anılar arasında.

Kopmayalım o günlerden, kalalım yine oralarda.

Safâsını sürelim bu demin…

...

Hangi hatıra güçlü ise bir müddet onun yanında eğleniriz sonra onun yanındaki bir başka hatıra kapımızı çalar.

Kim bilir nice saatler böyle akar gider.

Oradan çıkmak istemezsiniz bir türlü.

Neden mi?

Sebep çok ama birkaçı bile yeter orada kalmaya. O anılar arasında daldan dala uçuşan serçeler gibi dolaşmaya.

Sizi seven adınızı bir melodi gibi söyleyen tanıdık sesler vardır.

Mesela anneniz, babanız.

Mesela babaanneniz, dedeniz.

Belki de öğretmeniniz.

Belki de daha yeni konuşmaya başlayan kardeşinizin size içten bir seslenişle “abiii” deyişi. 

Her birinin özel yeri vardır.

Bir gün bir şarkı, bir ilahi, bir ezan sesi duyarsınız.

O ses alır götürür sizi doğduğunuz eve…

O evin bahçesine.

Dahası… Meyveli ağaçların tepesine.

Oradan açık denizlerdeki bir geminin güvertesindeki kaptan gibi ufuklara baktığınız o tertemiz günlere.

Günün doğuşu kadar batışının da güzel olduğu anlara takılıp kalırsınız.

Kızıl akşam üstlerinin özel bir yeri vardır. Gözünüzü diktiğiniz yerde olmak istersiniz. Orada olursunuz.

Şairane hayaller içinde yüzersiniz.

Cennetin nimetlerinden birini hatırlarsınız. Bir anda pek çok yerde olmanın zevkini duyarsınız.

O günlere hasret çekersiniz.

İnsanda hiçbir duygu boşuna verilmemiş hepsinin bir karşılığı var çok şükür. Rabbimiz bunu da bize haber vermiş.

Hey gidi günler hey…

Tadı hâlâ damağınızda duran meyveler. Hepsi ama hepsi tek tek hatırlanmaya değer.

Erikler, rengarenk dutlar.

Çavuş üzümleri, incirler.

Şeftaliler…

Bahçemizde sevdiğim meyvelerin hepsi vardı.

Çok şükür o bahçe hâlâ duruyor yerli yerinde...

Şairin dediği gibi;

“Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin.

Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde.

Mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin.

Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde.”

Bir gün sizin de yolunuz düşerse, hayaliniz uğrarsa mazideki o güzel günlerden birine.

Dua etmeyi unutmayın sakın.

O günleri tekrar yaşamayı talep edin Rabbimizden.

Tüm sevdiklerimizle beraber.

Bizden evvel giden ahbaba selam olsun.

Bizden sonra geleceklere de selam olsun inşaallah.

Hatıralar hayali besler.

Hayalimiz de hayatı süsler.

Üzerimizde hakkı olanların cümlesine en güzel dualar ve dilekler inşaallah.

Güzel insanlar, hayallerini bile israf etmezlermiş. Ne mutlu onlara ve o yolun kudsî yolcularına.

...

Annemden de bir hatıra gelsin.

Sık sık duyarım ondan bu duayı:

“Allahım o mukaddes beldelere beni gece götür, sabah getir.”

Hatıraları renkli, hasretleri zevkli insanlara selam olsun.

Bir şeyin hayali var ise hakikatı de vardır. Kendisi olmayanın adı da olmaz.

Onların, onu verecek olana böyle bir imanları ve böyle bir duaları var işte.

İmandır her şeyi mümkün kılan. Mülkün sahibine olan samimi imanları onların âleminden her nevi imkânsızı çıkarıp atmıştır.

Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi:

“Yâ Rab! Bizi dünya sofralarında buluşturduğun gibi ebedi cennet sofralarında da buluştur.”

 

 


Mart 2017, 483 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »