ARAMA SAYFASI

Allah Aşkıyla Yanan, Yanmaz

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

“Her şeyde bir birlik var. Birlik ise Bir’i gösterir.” (Bediüzzaman)

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

...

“Bu mülk, bu kâinat kimin?”

“Allah’ın (c.c.)”

“Bu dünya kimin?”

“Allah’ın (c.c.)”

“Biz kimin misafiriyiz?”

“Allah’ın (c.c.)”

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

Allah diyen aldanmaz.

Allah diyen mahrum olmaz.

Allah diyen yolda kalmaz.

Allah diyen diller kurumaz.

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

...

Her işinde bin bir hikmet var. Allah dağına göre kar, bağına göre kış verir. Allah her şeyi görür, Allah her şeyi bilir, Allah her sesi işitir.

Nasıl mı? İşte size bir öykü:

Meraklı bir çocuk, yaşlı bir Allah dostunun yanına gelerek:

“Mabette dua eden insanları dinledim. Doğrusu Allah’ın işi çok zor olmalı” dedi.

Allah dostu tatlı bir tebessümle çocuğa baktı ve neden böyle düşündüğünü sordu.

Çocuk:

“Oduncu havanın soğuk olması için dua ediyordu” dedi.

Allah dostu:

“Evet, bu gayet normal” dedi. “Bizim sobalarımız için odun satarak hayatını kazanır. Hava ne kadar soğuk olursa, o kadar çok odun satar.”

Çocuk:

“Fakat meyveci ılık hava için dua ediyordu” dedi.

Allah dostu:

“Meyveci kışın satmak için sonbahar meyvelerini saklar. Eğer hava çok soğuk olursa, meyveleri donar” diye karşılık verdi.

Çocuk:

“Çiftçi yağmur için, tuğla yapıcısı ise kuru hava için dua ediyordu. Bu adamların hepsi Allah’ı seven insanlar. Allah hepsinin isteklerini nasıl yerine getirebiliyor?”

Allah dostu:

“Şimdi hava nasıl?” diye sordu.

“Kuru ve ılık” dedi çocuk.

“Geçen hafta nasıldı?”

“Pazartesi ve Salı yağmur yağdı, Perşembe hava soğuktu.”

Bunun üzerine Allah dostu yine tatlı bir tebessümle çocuğa bakarak şunları söyledi:

“Şimdi anladın mı yavrum Allah’ın hepimizi birden nasıl memnun ettiğini…”

...

Bu öyküyü her hatırlayışımda Allah’a karşı muhabbetim artar, sevgim coşar.

Hem neden coşmasın, neden artmasın ki? Sevmek için verdiği kalp de Allah’ın değil mi?..

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

Gönlün ağzı, dili yoktur ama gönül Rabbini tanır. Gönül Rabbini bilir. Gönül Rabbini sever. Ne kaybettinse orda ara. Kalbinde, gönlünde ara. Arayan bulur. Arayan gönül, Rabbini bulur. Allah’ı gönülden seven güzel olur. Gönül o zaman gönül olur.

Ne güzel demiş şair:

“Sevgiliden sevgiliye hediye

Ayva gider, elma gider, nar gider

Sevenin yüreği bir renkli mevsim;

Yağmur gider, rüzgâr gider, kar gider…

……

Hey arkadaş bu sevdanın ardına,

Şahlar bile tahtı tacı kor gider…”

— Abdurrahim Karakoç

...

Gönülden sevdi mi insan, ‘Allah’ dedi mi bir kez lisan, gerisini geç, sorma…

Gönül bir kez sevdi mi, bir kez ‘Allah’ dedi mi, ötesini geç, arama. Uzaklara gidip bakma, arama. Gir gönlüne bak, neler var?.. Ne arıyorsan orda var.

Baharında, yazında, semânın yıldızında, iplik iplik dokunmuş her nakışında Senin ismin, Senin tecellin var.

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

Yaprağa yeşili katan, dalda, odunda meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan Sensin.

Yatışımda kalkışımda, damarımda kanımda, kalbimin her atışında yalnız Sen varsın. Kalbimin her atışında yalnız Sen varsın, Senin ismin var.

‘Hû hû hûûûû’ deyip, döner zerreler… ‘Allah Allah’ deyip, devreder küreler. Yorulma, gitme çok uzaklara. Gönülde ara, kalpte ara, içinde ara. Ne arıyorsan orda var; orda ara.

Gönüller tahtına yakışan güzel, gönül tahtına oturan Sultan sadece Sensin, sadece Sen. Birsin, yeksin, teksin. Gönül de Senin, sevgi de Senin, seven bu insancık da Senin.

Birsin Allah, yeksin Allah, teksin Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

Firakının gönülde açtığı yara kapanmaz. Bu gönül Senden ırak kalamaz, Senden ayrı yaşayamaz. Ne güzel yaratmış Allah, ne güzel bu gönül evini… Bu gönül, Allah’ım, Sensiz olamaz.

Gönül deyip geçeriz; gönül dalgalı deniz… Gönlü boşlamaya gelmez. Diken de biter, gül de biter. Gönle değer verdin mi, gör gönülde neler biter…

“Toprakta biten güller solar giderler. Gönülde biten güller ebedîdirler.” (Mevlânâ)

Gönülde neler biter, neler neler… Allah’ın sevgisi gönüllerde tüter.

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

‘Allah’ der her daim diller; gönlün pasını gözyaşı siler…

Gönül, âyine-i Samed’dir. Gönülde ikilik olmaz. Hem Allah hem de gayrısı olmaz.

İki sevgi bir gönüle sığmaz. Gönül Allahsız olmaz. Gönülden ‘Allah Allah’ demeyince, gönül, gönül olmaz. Allah için seven, gönülden sever. Gönülden seven, boşa sevmiş olmaz. Bunun dışında kalan aşk da yalan, söz de yalan, sevgi de yalan.

Allah aşkıyla yanan yanmaz.

Bir gönüle Allah kâfidir, Allah yeter. Gönlün Allah’a aşkıdır gerçek olan. Beri gelsin gönülden Allah’ı anan, Allah’ın aşkıyla yanan, ‘Allah’ diye yanan. Gerisi yalan, gerisi yalan... Allah’tan uzak ne varsa, hepsi yalan. Aşk da yalan, söz de yalan… Ey gönül! Ölmedinse uyan!... Yanacaksan O’nun aşkıyla yan. Allah aşkıyla yanan yanmaz. Bil de ayıl, bil de uyan!

Ey bu sırra ermeyen nefsim, sen derdine yan. ‘Allah’ de yan, Allah de uyan, ‘Allah’ de dayan…

Ağlar gönül, inler gönül ve arar. Gönlün yazı var, kışı var. Bir kararda kalmaz gönül. ‘Allah’ denince ayar olur, tamam olur gönül.

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

Onun içindir ki, gönül yıkan, onmaz. Gönül yıkmak değil, gönül yapmaktır hüner. Hünerlerin hüneri, Allah’ı gönülden sevmektir. Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

...

İşte böyle bir gönül, böylesine bir diri gönül hoşluğu dilerim hepinize. Selâmetle kalın. Allah’a emanet olun. Allah aşkıyla yanın. Allah aşkıyla yanan yanmaz.

Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

Tektir Allah, yektir Allah, birdir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

...

Ey gönül! Dostun Allah ise ne gam, ne keder… Sen Allah aşkıyla yanmadığın günlere yan…

Allah aşkıyla yanan, yanmaz. Yanmaz Allah aşkıyla yanan, yanmaz.

Molla Câmi Baharistan'da şöyle der:

“Ey gönül! Eğer bir gün başına bir dert gelirse, dert ortağı bir dostun olduktan sonra hiç tasa etme. Dost, insana sıkıntılı gün için lâzımdır. Yoksa ki iyilik ve ferahlık günü dost çok bulunur.”

Dost istersen Allah yeter. Allah diyen aldanmaz. Allah aşkıyla yanan yanmaz.

“Allah dost, toprak post…”

Haydi, hoşça kalınız. Allah ile olunuz. Yolunuz, "Hamdım, piştim, yandım..." diyenlerin yolu olsun. Başkasıyla, gayrısıyla değil, Allah aşkıyla yanınız.

Yanmaz Allah aşkıyla yanan, yanmaz.

Allah aşkıyla yanan yanmaz…