TR EN

Dil Seçin

Ara

Soru Ve Cevaplarla Evrim

Geçen ayın belki de en hararetli konusu, TÜBİTAK dolayısıyla gündeme gelen evrim konusuydu. Evrimciliğin neredeyse ilerici ve aydın olmanın bir göstergesi gibi sunulması, aslında evrimcilik hakkında “alternatif inanç” yakıştırması yapanların pek da haksız olmadıklarını göstermesi açısından oldukça anlamlıydı. Fakat, Marks’ın tarih ve madde üzerinde kurduğu toplumsal sınıf teorisi veya Freud’un psikanaliz teorisi gibi yıllar yılı belleklere kesin gerçeklermiş gibi kazınmış olan “kült teorilerin” ne kadar eksik ve hatalı olurlarsa olsunlar öyle kolay kolay rafa kalkmayacağı da bir kez daha ayan beyan görüldü. Biz yine de, bu konuda en yetkin isimlerden Prof. Dr. Adem Tatlı’nın görüşlerine başvurmadan edemedik.

 

Evrim Teorisi’nin Bilimsel Değeri Nedir?

Evrim Teorisi, bilimsel kıstasları taşımayan, yani laboratuvarda denenemeyen, çoğunlukla metafiziğe dayalı görüşleri bünyesinde barındıran felsefî bir düşünce tarzıdır.

Metafizik ise; sonuçların bilimsel bir biçimde ifade edilememesi ve bilimsel olarak doğrulanamaması anlamında her türlü felsefî düşünce olarak ifade edilir.

Evrime her ne kadar bilimsel bir şekil verilmeye çalışılsa da, metafiziksel varsayımlara yapışıldığı görülmektedir. İstenilse de bu metafizik düşünceden kaçınmak mümkün değildir. Çünkü, maddenin ve âlemin varlığı, canlılığın mahiyeti, Yaratıcı’nın kimliği ve vasıfları gibi konuların büyük bir kısmı Evrim Teorisi’nin gündeminde olduğu sürece, metafizik yaklaşımlar kaçınılmaz olacaktır.

Darwin, Antik Çağ’dan beri süregelen ve metafiziğe dayalı evrim düşüncesini teolojik, yani inanca dayalı bir yaklaşımla sunmuştur.

Evrimcilerin evrim teorisine güçlü bağlılıkları, onları her türlü metafiziksel tahminleri yürütmeye sevk etmiştir. Evrimin belli başlı argümanları ve bunların başarısı, onun bilimsel desteğinden değil, yaratılışa karşı oluşundan kaynaklanmaktadır.

Evrimin eldeki en iyi açıklama olduğu sıkça ileri sürülür. Böyle bir iddia ise, bilimsel olmayan bir hükümdür. Evrimin doğruluğunu başta kabul edip, onu destekleyecek deliller aramak, bilimsel olmayan maksatlı bir davranıştır.

Norman Geisler ve Ronald Brooks, evrimin bilimsel bir metotla irdelenmediğini ve ön kabullere dayandığını dile getirir ve şöyle derler:

“Evrimi eleştiren kimse, evrimin yanlış olduğunu göstermekle yetinmeyip, meseleyi de çözmelidir. Evrimi yanlışlamak yeterli değildir. Çünkü, daha iyi bir çözüm bulana kadar onun doğru olduğu kabul edilecektir.

Ancak, bilim böyle yapılmaz. Bu savunmada evrime, bilimde yeri olmayan özel bir konum verilmiştir. Böyle teorilere önceden özel bir konum atfedilmesi bilimsel bir yaklaşım değildir.”

Meşhur antropolog Servier de evrimciliğin laik bir din dogması haline geldiğine ve bu nüfuzun kırılması gerektiğine şöyle işaret eder:

“Evrimcilik, Batı’nın laik din dogması haline gelmiştir. Yeni kuram ve değerlendirmelerin ortaya konabilmesi için, önce evrimciliğin reddi gerekir.”

Evrim teorisinde esaslı, ama gizli bir dinsel etki vardır. Hem Darwin ve hem de günümüzün modern evrimcileri, metafizik önermelere başvurmaktadırlar.

Kant, Yargı Gücünün Eleştirisi adlı eserinde bir bilimin ancak matematiksel olduğu oranda gerçek bilim olduğunu ileri sürmektedir. Kant’a göre, Evrim Teorisi’nin içinde matematiksel argümanların çok az oluşu, onun bilimsel bir teori sayılmasını tartışmalı hale getirmektedir. Ünlü felsefeci Bernard Russell de evrimin gerek metot ve gerekse ilgilendiği problemler bakımından bilim olmadığını dile getirerek şunu söyler:

“Evrimcilik, şu ya da bu biçim altında çağımızın ağır basan bir inanç şeklidir. Evrimcilik, gerek metoduyla ve gerekse ele aldığı problemlerle, gerçek bir bilim değildir.”

Bir başka düşünür de evrim metodunun bilimsel olmadığını ifade eder:

“Evrim içten içe bilim dışı savlara yaslanan düzenleyici bir fikirdir. Evrim, çeşitli bilim disiplinlerine başvurmaktadır ama, kendisi bilimsel değildir. Bu bakımdan daha iyi bir bilimsel açıklama sunması beklenmelidir.”

Çağımızın seçkin bilim felsefecisi Karl Popper’e göre bilimselliğin ölçütü doğrulanmaya değil, yanlışlanmaya elverişliliktir. Ona göre bir bilgi veya sonucun özelliği, yanlışlamaya müsait olmasıdır. Halbuki Darwinciliğin öyle bir teste elverdiği söylenemez. Darwinciliği doğrulayan bazı olgusal veriler gösterilebilir. Ama bilimselliğin ölçütü doğrulanmaya değil yanlışlanmaya elverişliliktir. Başka bir ifadeyle, Darwinciler teorilerinin hangi muhtemel gözlem sonuçlarıyla yanlışlanabileceğini ortaya koymuş değillerdir. Dolayısıyla Darwincilik bilimsel bir teori olmaktan çok metafiziksel bir yapıya sahiptir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, bu teori bilim kriterlerine uymamaktadır. Bilimsel değil, metafizik yönü ağır basan felsefî bir düşünce tarzıdır.

 

 

Aristo Felsefesi İle Evrim Teorisi Arasında Nasıl Bir Bağ Kuruyorsunuz?

Aristo felsefesi, Antikçağ ve Ortaçağ boyunca yaklaşık iki bin yıl, fikir âlemini etkisi altına almış, pek çok faydalı görüş ve düşüncenin tartışılmasına ve kabulüne asırlarca engel teşkil etmiştir. Aynı durum şimdi Evrim Teorisi için söz konusudur. Bu teori taraftarları da, her türlü farklı düşünce ve yoruma kapalıdırlar. Evrimin alternatifi görüşlere asla müsaade etmemektedirler. Bu düşüncenin bilimsel olduğu ve bunun karşısındaki her türlü görüş ve düşüncenin bilim dışı ve inanca dayalı metafizik yaklaşımlar olduğu ısrarla nazara verilmektedir.

 

Bunun çözümü nedir?

Evrim Teorisi’nin mutlak doğru olduğu tezinden vazgeçilmeli ve bu teorinin kritiği yapılabilmelidir. Ümit verici Yaratılış Teorisi, Sıçramalı Denge Teorisi, Ortak Yaşam Teorisi, Karmaşıklık Teorisi ve Akıllı Tasarım Teorisi gibi Darwinizme alternatif teorilere de yer verilmelidir.

 

 

TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik Dergisi’nde Evrim Teorisi’ne Yer Verilmeyişini Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Bu dergi Ortaöğretim öğrencilerine hitap etmektedir. Varlıkların ve özellikle canlıların ortaya çıkışını inceleyen evrim teorisi hakkında fikir yürütebilmek, daha doğrusu, bu teoriyi anlamak için; geniş bir genetik, embriyoloji ve ekoloji bilgisine, derin bir jeoloji kültürüne, antropolojik tecrübe ile biyokimya ihtisasına sahip bulunmak, omurgasız ve omurgalılar sistematiğini, karşılaştırmalı anatomi derslerini okumuş olmak gerekir.

Bu ilim dallarından bazılarının ismini bile duymayan, tam manasıyla geni, kromozomu ve mutasyonu kavrayamamış ortaöğretimdeki gençlere, Australopithecus ve Remapithecus gibi fosil serilerini ve primatların soy ağacını vermek, hangi ilmî gelişmenin önünü açacak ve onlara okuma şevk ve heyecanını verecektir? Ortaöğretim öğrencisi, bilgileri olduğu gibi alır ve o bilgileri kanun şeklinde doğrular olarak kabul eder. Dolayısıyla, genelde felsefî ağırlıklı ve çok geniş bilgi birikimini gerektiren evrim teorisini, mutlak doğrular gibi bu seviyedeki öğrencilere takdim etmek eğitim metodu açısından uygun değildir.

 

Evrim Konusuna Ne Zaman Yer Verilmelidir?

Yükseköğretimde sadece biyoloji öğrencilerini ilgilendiren bu evrim konusu, üniversitelerin biyoloji bölümlerinin son sınıflarında ve son devresinde programda yer alır. Böylece, Yükseköğretim öğrencisinin edindiği biyoloji bilgileri ışığında konuyu daha iyi değerlendirebileceği düşünülür. Öğrencinin felsefî yorum ve düşüncelerini serbestçe ortaya koymasına zemin hazırlanmış olur.

 

Evrim Teorisi Etrafındaki Tartışmanın Altında Yatan Bir Yaratıcının Kabulü Veya Reddi Mi Vardır?

Aynen öyle. Mesela elinizde bir gözlük var. Bunun hangi maddelerden yapıldığını, ne iş gördüğünü en ince ayrıntılarına kadar inceliyorsunuz. Buraya kadar evrimcilerle yaratılışçılar arasında problem yok. Ancak, bu gözlüğün nasıl ortaya çıktığı sorusu gündeme geliyor. Evrimci düşünce taraftarları, bu gözlüğün kendi kendine ya da tesadüf ve tabiatın eseri olarak ortaya çıktığını ileri sürüyor. Yaratılışı savunanlar da, eldeki gözlüğün; ilim, irade ve kudret sahibi bir ustanın eseri olduğunu söylüyorlar. Böyle bir argümanda herkes gözlüğün bir ustanın eseri olduğunda hemfikirdir. Ama gözlük yerine canlıların gözü dikkate alınınca bu durumda onun bir yaratıcının eseri olmadığı iddia ediliyor ve böyle bir iddianın bilimsel bir yaklaşım tarzı olduğu ileri sürülüyor.