Yıldız tornavida ararken üst kattaki ardiyede on yıl önce kaybettiğimizi zannettiğimiz saati bulduk...
Daha doğrusu oğlum buldu...
Saatin on yıldır durmaksızın çalıştığını hayretle görünce o da ben de inanamadık.
Dün gibiydi...
Alındığı ve sonra kaybolduğu...
Ama o zamanın içinden zamanı kimselere söyleyemeden bir on yılı tek başına geçirmişti… Bir kutunun içinde kendisi unutulmuştu ama o zamanı da tarihi de yanlışsız ve unutmadan göstermeye devam etmişti...
…
Zaman içinden geçtiğimiz ya da içimizden geçen…
On yıl önce onu kaybettiğimizdeki yaşlarımızı düşündük...
On yılda neler gelmiş, neler geçmişti hayatımızdan...
O yukarıda tik tak, tik tak kendince çalışırken...
Ne çok eksilmiş, ne çok fazlalaşmıştık... Ne çok şükredecek şeyimiz olmuştu…
Ne çok özleyecek sevdiğimizden ayrılmıştık...
…
Zaman, biz onu görmezden geldiğimizde ya da unutup kendimizi zaman üstü zannettiğimizde durmuyor...
Hangi köşeye saklanırsak saklanalım zaman üstümüzden ve içimizden geçiyor... Geçerken de bizi epeyce değiştiriyor... Günler, aylar, yıllar derken...
O nedenle en önemli olana yönelmek, en öncelikli olana en çok zaman ayırmak için geç kalmamak lazım...
