TR EN

Dil Seçin

Ara

Ruhsal Şifa / "Evlenmeyi isteyen bir gencim. Dinimiz 'Nikâhın en hayırlısı, en kolay olanıdır.' der, fakat söz konusu düğün olduğunda..."

Soru: Hocam, evlenmeyi isteyen bir gencim. Ancak düğün masrafları o kadar astronomik hale gelmiş durumda ki asgari ücretle geçinen bir erkek olarak düğün yapmak ve evlenmek benim gibi milyonlarca genç için bir hayal gibi. Dinimiz, “nikâhın en hayırlısı, en kolay olanıdır” derken düğün masraflarında özellikle sadece birkaç pozluk heves için yapılanlar gibi masraflar bile uçuk rakamlar olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kızlarda olduğunu düşündüğüm bu problemli bakışa erkekler de alet olunca ortada ne din ne ahlak ne de insaf kalıyor. Bu durumun ne yazık ki dindarı, seküleri kalmadı. En dindar insanlar bile söz konusu düğün olduğunda dinimizi unutmuş gibi davranıyor. Dinimiz bu kadar açıkken neden böyle oluyor anlamıyorum?

 

Cevap: Kıymetli kardeşim o kadar içten ve o kadar doğru konuşmuşsun ki ekleme yapacak tek kelime dahi bulamıyorum. Hani bazen her şey gözünün önünde olur ve olan her şey baştan aşağıya yanlıştır; ancak elin kolun bağlıdır bir şey yapamazsın ya, maalesef şu an bu durumdayız. Üstelik nasihat duymaya ya da eleştirilmeye bile tahammülü olmayan bir sistemden bahsediyoruz. Ağzını açmaya kalksan “sana ne!” adlı bir sopa ile mukavemet ediliyor. 

Bu duruma peygamber kıssalarından aşinayız aslında. Başta Efendimiz’in (sav) hayatı olmak üzere neredeyse tüm peygamberler “sana ne!” sopasıyla korkutulmaya, yıldırılmaya çalışılmış. Ancak Allah’ın inayetiyle bu sopa zamanla paramparça olmuş. Lakin insanoğlu zaaflarıyla sürekli imtihan edilmeye devam edecek ta ki kıyamete kadar. Zaaflarına karşı iradesini kuşananlar kurtuluşa erenlerden olacaktır. 

Evet, kıymetli kardeşim. Sebepler maalesef ki mümince yaşamanın aleyhinde ittifak etmiş gibi. İçimiz kararıyor lakin Rabbimiz her şeye kadirdir. Ve her zorlukla beraber kolaylık da vardır diyerek asla ümitsiz olmayacağız. Sen samimi bir mümin olarak Rabbine iltica edersen kim bilir belki de dünyanın her hangi bir yerinde seninle aynı dertlerden yakınan samimi bir saliha kadın seni bulacaktır. Yeter ki istikametini bozmadan yoluna devam et ve yoluna yoldaş olacak dostlar edin.

Sorduğun soru, içinde “insan” barındırdığından dolayı tek bir sebeple açıklama yapmak mümkün değildir. Ancak şunu rahatlıkla ifade edeyim ki sosyal medya, insan fıtratında olan özenti ve taklitçiliği denetimden uzak şekilde kamçılıyor. İradesi zayıf insanlar şatafat içinde gördükleri her şeyi kendileri için de istediklerinde bir kartopu gibi yuvarlanarak büyüyen “bir defa evleniyoruz” sloganı her türlü günahı, israfı, edep dışılığı, haramı, özentiliği ve ahlaksızlığı meşru hale getiriyor. Dediğin gibi söz konusu düğün olduğunda dinimiz unutuluyor. Son tahlilde dağ gibi bir fatura önümüze konuluyor. Şu an dev bir düğün sektörü neredeyse tamamen özentilik ve taklitçilik sayesinde ayakta duruyor.

Bu durumun elbette sosyolojik ve psikolojik alt yapısı da izaha muhtaçtır. Kadınlar düğün konusunda manipüle edilmeye daha müsait olduklarından dolayı sektör tamamen onların üzerine oynuyor. Zira güzellik ve zarafet kadın için iki temel itici güçtür. Düğün ise ona güzelliğinin ve zarafetinin zirvesinde olmasının en önemli fırsatı olarak sunulmaktadır. “Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemalini ve kemalini görmek ve göstermek ister” düsturunca da düğün sektörü kadına “evet çok güzel oldun ama bunu herkese göstermezsen yeterince güzel olduğunu düşünemezsin” mesajını vererek helali olan erkeğe göstermesi gereken güzelliğini sosyal medyada keşfet bölümüne düşürtür. Yani bir anlamda gelinin güzel ve zarif olduğuna ikna olması alacağı izlenme sayısı, beğeni sayısı ve yorumlarla doğru orantılıdır. Beğenmeyen ya da uyaran olursa da “sana ne!” sopası hazırdır zaten.

Damat ise temelde kadını talep eden olduğu için naz çekmek onun boynuna düşüyor. Ancak bu naz öyle bir naz ki, namusu olacak kadının cümle âleme reklam olmasını kaldırması bekleniyor. Eğri oturup doğru konuşalım. Son yıllarda kadın ve erkek rollerinde ciddi bir değişim yaşanıyor. Erkekler artık daha az bilge ve daha az inisiyatif alıyorlar. Bununla beraber öncelikler de değişti maalesef. Evvelden hanımının tek bir saç telinin görünmesine razı gelmeyen erkekler ve bu hassasiyeti bildiği için erkeğini gücendirmek istemeyen kadınlar varken, şimdi bu çok da önemli değilmiş gibi görünüyor. Karısıyla evinin en mahrem yerlerinde çektikleri videolarla milyonlar kazanan erkeklerin varlığı bize maalesef her geçen gün önceliklerin para ve maddiyat lehine döndüğünün en açık göstergesi değil midir? Geleneksel erkeklik rollerinin recmedildiği şu dönemde buna başkaldırmak da bir cesaret işi oluyor. 

Peki, nadir de olsa gerek erkek gerekse kadının sade, masrafsız ve dinimize uygun olarak kıydıkları nikâhlarda farklı olan ne? Burada “Ben Nesli” adlı kitapta okuduğum ve bence konumuza büyük oranda ışık tutan bir tespiti aktaracağım: (…) Şöhret arayışı belki de son dönemlerde iyice abartılan düğün yapma tutkusunu da açıklayabilir. Amerikalılar nikâhsız birlikte yaşamak bu kadar popülerken, neden hala düğün yapıyor? Yazar Carol Wallace’a göre sadece size özel bir elbise giymek, başka birinin makyajınızı yapması, herkesin güzelliğinize hayran olması… Bu gibi deneyimlerin hepsi, sadece iki grup kadın tarafından paylaşılıyor: Ünlüler ve gelinler. Düğün organizasyoncuları bugünü “bir günlüğüne prenses” olmanın tek yolu olduğunun altını çiziyor ve bizler de buna inanıyoruz. Bir gelin, “Nihayet herkesin odak noktasında olabildim” diyor. Eh, nihayet... Wallece, “Merkezde, tüm gözlerin odağında olmak, günümüz kültüründe o kadar çok yüceltiliyor ki, ışıkların altında sıramızı alacağımız gün gelene kadar, kendimizi eksik hissediyoruz’ diye yazıyor. Gwyneth Paltrow, “Aslında bu düğün hayali, kişilerin Oscar Törenidir” diyor. 

Yukarıda aktardığım alıntı aslında birçok şeyi bize açıklıyor. İşte bundan dolayıdır ki tüm geleneksel ritüellerin reddedildiği bu dönemde “kız isteme, düğün töreni gibi ritüeller varlığını sıkı sıkıya koruyor. İnternet fenomeni olma aşkı da bir nebze buradan besleniyor. Evet, düğününüzü bir günlüğüne prenses olma ve tüm gözlerin üzerinizde toplanacağı yüce gün olarak vasıflandırdığınızda, o gün aklınıza gelecek son şey nefsinizi dizginleyecek olan dininiz olur. Buna karşılık düğünü yeni bir hayatın başlangıcı, imanının yarısının kurtarılması, hayatının yoldaşına evet demek olarak gören insanlar elbette dinini unutmadan mütevazı bir biçimde hayatlarını birleştirirler. Gizli aşağılık kompleksine sahip olmayanlar, karakter gelişimini tamamlamış olanlar, son tahlilde olgun bir mümin olmanın vakarını taşıyanlar içlerinde uyuyan özentilik hastalığına dur diyerek ne eşlerini üzerler ne de amel defterlerini günahlarla doldururlar. Allah tüm ümmete bu bilinci; dertlilere de sabırlar versin. Rabbim hak olan sözlerimizin tesirini halk etsin.