TR EN

Dil Seçin

Ara

İnsan Bir Tanıktır Bu Evrende

Bir karar verdim... Lüzumsuz ayrıntılarla zaman kaybetmemeli, hayata yüzümü dönmeli, isteklerimi denetim altında tutmalıyım.

Nefsimi dizginlemeliyim. “Dizginlenemeyen at sahibini uçuruma sürükler.” demiştin bir konuşmamızda. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum.

 

 

İnsanın nesnel bir gözle kendini seyretmesi, kendisi hakkında düşünmesi zordur, bilirim.

Malum, göz her şeyi görür de bir kendini göremez, önüne bir ayna koymadıkça.

Sen insanca davranmış, zoru başarmışsın. Yazılarımın yankısını görmek beni sevindirdi.

İnsan bir tanıktır bu evrende. Hidayete erer de ibret gözüyle bakarsa, varlıkları yaratıcının birer ayeti olarak görür, her eserde onun isimlerini okur.

Eserlerin birer ayna olduklarını bilir, onlarda yansıyan hakikati kavramaya çalışır.

Varlıklara sanatkârları adına bakar. Bir gül görünce “Ne güzel!” demez, “Ne güzel yaratılmış!” der.

Her varlık manalı birer kelimedir. Yazıcısını, yaratıcısını tanıtır, bildirir, sevdirir.

Kurán bize ‘bakmayı’ öğretir. İnsanı gözlem yapmaya davet eden sayısız ayet var.

“Deveye bakmaz mısınız?” der mesela. Peki, insanlar hiç mi bakmadılar deveye? Her gün gözlerinin önündeydi.

Baktılar belki ama başka bir gözle. İlahi sanatın inceliklerini fark edemediler, ustasını tanıyamadılar.

Sadece ayetler mi? Hayır, sure isimleri bile birer davettir tefekküre.

İnsan, Güneş, Ay, Yıldız, Arı, Örümcek, Demir, Sığır, Kadınlar, Karınca, Kalem, Gece, İncir, Zaman, Fil…

Uzar gider bu liste. Her isim bakmaya, görmeye, gözlemlemeye, düşünmeye çağırır insanı.

Bu isimler bilime de pencere açar. Müminden inceleme ve araştırmalar yaparak bilgi edinmesini ister. İnananlar bu emri yerine getirmiyorlarsa kabahat elbette kendilerinindir.

Yaratılanlara bakmak niçin önemli peki? Kurán niye bu kadar ısrar ediyor?

Çünkü kâinat kelimeleri cisim halinde olan bir kitap. Onu da yazan, yapan, yaratan yine aynı zat.

Kâinatı ve içindeki sanatlı varlıkları iman gözüyle görmek, incelemek yüksek bir kulluk biçimi.

İki kitabı var yaratıcının: Kurán ve kâinat. Biri öbürünü yorumluyor, açıklıyor.

Yalnız kainat kitabını okuyup ilahi kelamı bilerek ihmal edenler, ahiret cehennemini hak ediyorlar.

Sadece Kurán okuyup kainat kitabını okumayı terk edenlerse, ayaklar altında ezilmek suretiyle dünya cehenneminde yanıyorlar.

Kurán, parmakla gösterir gibi bir hedefi işaret etmiş, gafiller hedefe bakacaklarına parmağa bakmışlar!

İşaret edilen hedefe bakabilseler, hem dünyalarını imar edecekler hem de ahiretlerini.