Soru: “İyi çalışmalar hocam. Nişanlım ve müstakbel eşimle yazılarınızı ilgiyle takip eden gençleriz. Yakın zamanda evleneceğiz ancak ikimiz de evlilik öncesinde farkında olmadan atladığımız konular olup olmadığını merak ediyoruz. Birbirimizi çok seviyoruz fakat sağlıklı ve huzurlu bir yuvanın sadece sevgiyle inşa edilemeyeceğinin de farkındayız. Bu konudaki tavsiyelerinizi okumak bizleri çok mutlu ederken aynı zamanda evlilik öncesi son kontrollerimizi sağlamamızı da sağlayacaktır inşallah.”
Cevap:
Kıymetli okurlarım. İlginiz için çok teşekkür ederim. Rabbim hanenize asr-ı saadet huzuru versin. Kurmaya niyetlendiğiniz yuvayı afiyet, bereket ve huzur diyarı eylesin. Birbirini seven iki gencecik kalbin bu güzel sorusuna ilmimiz ve kalemimiz yettiğince cevap verelim inşallah.
Evet, birbirini sevmek her şeye yeten sihirli bir güç değildir. Nitekim günümüzde aşk ve sevginin her şeye gücü yeteceğine dair oluşan bir batıl inanç var. Maalesef bu batıl inanç gençlerin erken yaşlarda boşanmalarına, üzülmelerine ve daha birçok sorun yaşamalarına sebebiyet veriyor. Sevgi ve aşk bir ilişkinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için yeterli değildir. Bu kuralı en baştan bilmek gelecekte karşımıza çıkacak olan nice imtihana hazırlıklı olmamız için çok önemli bir esastır.
Sevmenin kısa süreli ama fırtınalı hali olan aşk, her derde deva değildir, ancak her şeyin de başlangıç noktasıdır. Eş adayı yeteri kadar sevilmeden, sağlıklı bir iletişim kurmak çok zordur. Aşk ise sağlıklı bir ilişkinin olmazsa olmazı değildir. Yeterince sevgi bir milattır.
…
Bir ilişkinin temelde iki yönü vardır. Birinci yönü duygular, ikinci yönü ise akıldır. Duygular sevgi, aşk, merhamet, vefa, sadakat ve şehvet gibi alt başlıklara sahipken akıl ise denklik, maneviyat, maddiyat, sağlık, kültür, dünya görüşü, uyum gibi alt başlıklara sahiptir. Duygunun alt başlıklarının tatmini aklı tatmin edemezler. Eğer insanlar sadece duygularını göz önüne alarak evliliğe yelken açarlarsa aklın tatmin edilmesi gereken alt başlıkları zamanla bir problem olarak ortaya çıkacaktır. Bu noktaya gelindiğinde ya aklın kriterleri duygulara uydurulur yani kriterler esnetilir ya da aklın kriterleri için iki taraf da aktif bir biçimde çabalarlar. İkinci yol, birinci yola göre daha sağlam ve köklü çözümler sunar.
Duygu ve aklın kriterlerini karşılayan bir ilişki ise ideal bir profildir ve bu evlilikte yüksek oranda tatmin ve doyum sağlanır. Bu iki yönün karşılandığı evlilikler ruhu besler ve huzuru o evde daim kılar. Elbette bu evlilikte de dönem dönem problemler, anlaşmazlıklar çıkabilir ancak çiftimiz bu sorunlardan omuz omuza vererek sıyrılmayı çok iyi bilirler. Yani ideal evlilik, evde seslerin asla yükselmediği evlilik değildir. Bilakis bu evlilikte şeytanın nice muzır manileri de olabilir zira bu aileye şeytan daha fazla musallat olabilir ya da imtihan gereği Rabbimiz bu aileyi sınamak, geliştirmek, yeni kapılar açmak için musibetler verebilir. Böyle bir durumda duygu ve aklı tatmin etmiş, ruhu doymuş eşler olgunlukla birçok problemin üstesinden gelebilirler. Bundan dolayı duygu kadar aklın kriterleri de son derece önemlidir. Aksi takdirde tek kanatlı bir kuş misali çok savunmasız bir ilişki olur. Kaldı ki ruhsal tatmin de ancak bu ikisinin tatminiyle sağlanır.
…
Eğer yukarıdaki basamakları hallettiysek sıra kişisel olarak ilişki içerisinde var oluşumuza odaklanmaya gelir. Bu var oluş hem şahsi sınırlarımızın var olması sayesinde boğulmamızı engeller, hem de “sınır komşumuzun” yani eşimizin varlığını onaylamamızı sağlar. Eğer sınırlarımız içerisinde iç karışıklıklar varsa bu karışıklık en başta bizi, ardından sınır komşumuza sıçramak suretiyle eşimizi rahatsız edecektir. Sonuç olarak da aile huzuru, iç ve dış karışıklıktan ziyadesiyle etkilenecektir.
Peki, bu karışıklıkları yaşamamak adına evlenmeden evvel neler yapabiliriz?
Bunu kendimize yönelteceğimiz ve dürüstçe cevaplayacağımız; ardından yakın çevremize de sorup not alacağımız 5 soruyla büyük oranda halledebiliriz:
1. İlişkide benim ihtiyaç ve beklentilerim nelerdir?
2. İlişkide benim görmek istemediğim tutumlar nelerdir?
3. Sahip olduğum olumlu özellikler nelerdir?
4. Zayıf yönlerim nelerdir?
5. Potansiyel risklerim nelerdir?
Bu kritik 5 soruyu öncelikle kendinize yöneltip cevaplarınızı not edin. Ardından yakın çevrenize sorup onlardan görüş alın. Sonra nişanlınızla notlarınızı paylaşıp bu notlar üzerine konuşun ve geliştirilmesi gereken yönleriniz üzerine çalışın. Tıkandığınızı düşündüğünüz noktada bir aile ve evlilik danışmanına başvurup profesyonel yardım alabilirsiniz.
Bu süreci sabırla nihayete erdirdiğiniz takdirde karşınıza tabiri caizse adeta bir ilişki kılavuzu çıkmış olacaktır. Bu kılavuz sizin evliliğinizdeki deniz feneriniz olacaktır. Size ve sizin gibi evlilik arifesindeki kardeşlerime faydalı olması duasıyla…
