TR EN

Dil Seçin

Ara

Ruhsal Şifa

Ruhsal Şifa

Soru: Hocam merhabalar. 35 yaşına geldim hala çok utangaç ve içine kapanık biriyim. Eşime bile fikirlerimi açıkça ifade etmekten çekiniyorum. Bir erkek, bir baba, bir eş ve bir öğretmen olarak bu durum çok zoruma gidiyor. Hal böyle olunca girdiğim ortamlarda diğer insanların dedikleri oluyor ve ben hep o fikrin en büyük destekleyicisi olarak onaylayan, uyum sağlayan kişi oluyorum. Fikir hoşuma gitse de gitmese de durum değişmiyor. Gün sonunda kendimi hep suçlarken buluyorum.

 

Cevap:

Merhabalar hocam. Bana bu soruyu iletmiş olmanız bile başlı başına büyük bir adımdır. Tebrik ederim. Utangaçlık ve akabinde gelen içine kapanıklık durumu, hayatın olağan akışına bazen uysa da aşırıya kaçtığı zamanlarda sizin de belirttiğiniz gibi sosyal rollerde ve benlik saygısında olumsuz sonuçlara neden olmaktadır.

Evet, bir eş, öğretmen, baba, erkek ve nihayetinde bir insan olarak diğer insanların yanında fikirlerinizi, düşüncelerinizi ifade edememek ve buna karşılık yalnız kaldığınızda kendinizden hesap sormak sosyal benliğiniz ve özel benliğiniz arasındaki uyumsuzluğun göstergesidir. İnsan çelişkilerin farkında olarak huzurlu yaşayamayacağı için, ya sosyal benliğinizi özel benliğinize ya da özel benliğinizi sosyal benliğinize yakınlaştırmak zorundasınız. Dikkat edin eşitlemekten bahsetmiyorum yakınlaştırmaktan bahsediyorum. Zira sosyal ve özel benliğin eşit olması da başka sorunlara yol açabilecektir. Örneğin “içim dışım bir” bahanesine sığınarak patavatsızlık ve boş boğazlık yapmak da sağlıklı yetişkin davranışına uygun düşmez. Sağlıklı bir yetişkin neyi ne zaman ve nerede konuşacağını kestirebilen kişidir.

Aynı sağlıklı yetişkin, uygun zeminde fikirlerini doğru bir üslupla söylemekten de rahatsızlık duymaz. Aşırı utangaçlığın birçok sebebi olabileceği gibi, belli başlı olası nedenleri çocukluk çağı travmaları, yetiştirilme tarzı, herkesi memnun etme çabası, özgüvenin yeterince beslenmemiş olması, sonuçlarından çekinilmesi, sorumluluktan kaçış gibi konular gündeme gelir.

Hayatınız üzerine derince bir düşünmenizi, ince ince tefekkür etmenizi tavsiye ederim. Bunu kısa sürede aşılacak bir engel olarak değil de zamana yayarak, şimdiye kadar ihmal ettiğiniz benliğinizin keşif süreci olarak görmeniz verimliliği artıracaktır. Kendinize sorunlu olarak değil de yeterli antrenman yaptığı takdirde güçlenecek bir sporcu gibi bakabilirsiniz. Zira siz bu yaşınıza değin her ne kadar sorunlar yaşamış olsanız bile birçok zorlu engeli de aşabilmiş birisiniz. Bu konuda kendinize haksızlık yapmanızı da istemeyiz. Daha kaliteli ilişkiler için daha huzurlu bir benlik için bir keşif sürecinde olduğunuzu var sayın ve çıkın bu yolculuğa.

Bu yolculukta yanınıza sevdiğiniz ve iyi niyetinden şüphe etmediğiniz insanlarla kendiniz üzerine sohbet etmeyi alın bolca. İnsanları gazlamaktan ve boş bir özgüven pompalamaktan başka işlevi olmayan yazarlardan yüz çevirip; gerçeklerden, sorumluluklardan ve öz denetimden bahsederek özgüven inşa etmenize yardımcı olacak uzmanların kitaplarını, sohbetlerini, videolarını eksik etmeyin yol çantanızdan. Ufak denemeler yapmayı, aileniz içerisinde provalar yapmayı ve bunları yaptıktan sonra hislerinizi ve düşüncelerinizi bir yere kaydetmeyi ihmal etmeyin. Kendinizi ifade ettiğiniz takdirde olmasını beklediğiniz senaryoların tamamının hayal ürünü kuruntular olduğunu unutmayın ve kendinize “En kötü ne olabilir ki?” sorusunu sıklıkla telkin edin.

Düşüncelerinizi ortaya koymaktan alıkoyan tüm saiklerin temelinde yıllar içerisinde oluşmuş ve kökleşmiş kendinizle ilgili olumsuz düşünceler olduğunu bilin. Bu düşüncelerin büyük oranda gerçeklikten uzak sadece kuruntulardan beslenerek kökleşmiş olduklarını unutmayın. Ve artık bu kökleşmiş düşüncelerin saltanatının önce sallandırılıp sonra da devrilmesinin vakti gelmiştir.

Bu işe girişirken yukarıda bahsettiğim çocukluk çağı travmaları, yetiştirilme tarzı, herkesi memnun etme çabası, özgüvenin yeterince beslenmemiş olması, sonuçlarından çekinilmesi, sorumluluktan kaçış gibi olası sebepler üzerine düşünün ve konuşun.

İnsanların bizim hakkımızda düşündüklerini sandığımız birçok şey aslında öyle değildir. Yani insanlar “benim şöyle şöyle bir insan” olduğumu düşünüyordur diye düşünüyorsak emin olun ki büyük oranda yanılıyorsunuzdur. Bu tarz durumlarda kendimize karşı çok acımasız olabiliyor ve kendi hakkımıza girebiliyoruz. Unutmayın kendi benliğinizin de sizin üzerinizde hakkı vardır. Tüm bu süreçleri devam ettirirken bir uzmandan destek de alabilir ve sürecin daha verimli ve kalıcı sonuçlar üretmesini sağlayabilirsiniz.

Selam ve hürmetle…