TR EN

Dil Seçin

Ara

Satır Arkası

Ardınızda kurbanlar bırakmadan zafer kazanmaya çalışın.”

Harriet Woods’tan enfes bir öneri.


 

***


 

Orman kanunları mı?

Kapitalizm, temelde, açgözlülüğü arttırır. Bütün sistem açgözlülükle çalışır. Bencilliğin, ekonominin veya bir ülkenin, hatta dünyanın hayatiyetini devam ettirmesi için en iyi yolları ürettiği varsayılır. Gerçekte ise, açgözlülüğü kutsallaştıran bir sistem barbarlıktan başka bir şey değildir. Gezegenin doğal kaynaklarını paylaşmak için insanoğlunun bulduğu en iyi sistem bu mu gerçekten?

Kapitalizmin savunucuları, onun tabiat gerçeğini yansıttığını savunuyorlar. Onların ifadesiyle, bütün canlılar, ya avcı ya da avdır. Aralarındaki hayat mücadelesi ormanın dışında da devam etmelidir.

Eğer bu doğruysa, insan avcıların, yaşamak için ihtiyaçtan olandan daha fazlasını almamaları gerekir. Aslanlar ve kaplanlar açgözlü değillerdir. Yiyebildiklerinden daha fazla zebra ve ceylan öldürmezler. 225 aslanın iki milyar yaban domuzu, geyik veya zürafadan daha fazla yemesi diye bir durum da tabiatta mevcut değildir.

Kimse beni kapitalizmin orman kanunlarını uyguladığı konusunda ikna edemez. Böyle bir iddia, hayvanlara hakaret olur. İnsanın içgüdülerini arttıran veya ödüllendiren bir ekonomi sistemimiz var. Bu sistem vahşet, adaletsizlik getiriyor.”

Çokuluslu şirketlerin dünya genelinde yaptığı icraatları gözetlemeye adanmış bir internet sitesinde, Ed Fin, “Medeniyet Bu Mu?” başlıklı yazısını bu cümlelerle noktalıyor.


 

***


 

Ekonomi Nasıl Düzelir?

Yeni Şafak gazetesi ekonomi yazarı Mustafa Özel, bu soruya cevap olarak, “Çaresiz dert yoktur. Derdin ne olduğunu doğru tesbit edebilirsek, çareyi bulmak mesele olmaktan çıkar.” diyor ve derdin merkezinde yer alan unsur olarak ‘faiz’i şu rakamların eşliğinde analiz ediyor:

2001 yılında, ilk 500 şirket, toplam satışlarının yüzde 8.7’si kadar; ikinci 500 şirket ise yüzde 6’sı kadar ‘faaliyet dışı gelir’ elde etmiş. Faaliyet dışı gelir, aşağı yukarı tamamen faiz geliri demektir. Binaenaleyh, büyük sanayi şirketlerimiz tefecilikle iştigal etmemiş olsalardı, satışlarının yüzde 1.3’ü kadar kâr elde etmek şöyle dursun, yüzde 7.4’ü kadar zarar etmiş olacaklardı. Zarar ikinci 500’de de aşağı yukarı aynı orana ulaşmaktadır.

Bir-iki rakam daha verelim. İlk 500 sanayi şirketinin faaliyet dışı geliri, satış hasılatlarının yüzde 8.7’si ama, faiz giderleri de satışlarının yüzde 8.1’i tutarında. Yani ülkede faiz oranlarının (devlet-kaynaklı) yüksekliği, sanayi şirketlerini belki batmaktan kurtarıyor, fakat diğer yandan da onları batağa çekiyor. İkinci 500 şirketin durumu daha vahim. Onların faaliyet dışı geliri satışlarının yüzde 6’sı, faiz giderleri ise yüzde 8.2’si. Hülasa, faiz iki yanı keskin bıçak. Devleti bu kirli işin içinden çıkarmadıkça, ekonomiyi ‘düzeltmek’ mümkün değil.”


 

***


 

En zor çözüm: “Kolay ederiz.”


 

***


 

Güneşin bile zerre sayıldığı bir mahfilde kendini büyük görmek edebe uyar bir şey değil.”

Hâfız-ı Şirazî, müthiş bir tevazu dersi veriyor.


 

***


 

Bunları biliyor muydunuz?

ABD’de, her yıl şişmanlık tedavisi için otuz milyar doların üzerinde, reklamlar için ise iki yüz milyar dolar civarında harcama yapıldığını; dünya genelindeki açlık ve sağlıksız su sorununu çözmek için ise yirmi milyar dolardan az bir paranın yeteceğini biliyor muydunuz?


 

***


 

Cola’lı gerçekler

Cola’nın ve diğer şeker içeren gazlı içeceklerin fazla miktarda tüketilmesi aşırı şişmanlığa ve şeker hastalığına yol açıyor, vücudun alımını azaltıyor, diş çürüklerine neden oluyormuş. Georgia Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. P. White’ın belirttiğine göre, son yirmi yılda, gazlı içeceklerin tüketimindeki artışla birlikte, obez, yani aşırı şişman gençlerin sayısı ikiye katlanmış bulunuyor. Obezite, yani aşırı şişmanlık ise şeker hastalığına davetiye çıkarıyor.

Harvard Halk Sağlığı Okulu’nda yapılan bir araştırmaya göre de, cola ve gazoz gibi şekerli içecekler, çocukların ergenliğe yaklaştığı dönemde, ortaokul birinci ve ikinci sınıflarda şişmanlığa yol açıyor.

Öte yandan, ABD Tarım Bakanlığı araştırmaları, yirmi sene önce gençler cola ve gazozdan iki kat fazla süt içerken, bugün sütün iki katı fazla cola ve gazoz içtiklerini gösteriyor.

Araştırmalar böyle söylüyor.

Bu verilere göre, artık kendinizi ve ailenizi cola reklamlarının insafına mı terkedersiniz, yoksa bir çarenin mi izini sürersiniz, orası size kalmış.