38 Yazı Serdar Çınar

Yazar Profili »

Satır Arkası

Ocak 2016, 469 60 Görüntülenme Eklenme Tarih: 07 Aralık 2019 19:28 Serdar Çınar

 

HASTALIK İÇTEN GELİYOR, KURTULUŞ DA İÇTEN BAŞLAR

Adam doktora gidiyor, kolunda çıkan bir çıbanın tedavisi için ilaç istiyor.

Doktor da ciğerden film alınmasını söylüyor.

Adam: ''Çıban kolumda.'' diyor.

Doktor: ''Geldiği yere bakacağız. Kaynağı kurutmazsak bu çıbanı tedavi etsek başka bir yerinden yine çıkacak.'' diyor.

Durumumuz doktorla hasta gibi...

...

Materyalist, maddeci eğitim devam ettiği sürece dünyanın her tarafında çıbanlar çıkacak ve televizyon kanallarından, medyadan cerahat akmaya devam edecek.

Sevgili Peygamberimiz, Mekke'de İslam'ı tebliğe başladığında hiç birinin işlediği suçlardan bahis açmamıştır.

Önce insanların insana tapınmasını engelleyip Allah'a kulluk yapmalarını istemiştir.

Gönül terazilerinin ayarını insanların koyduğu ayara göre değil, gönlü yaratanın kitabina göre ayarlamaya başlamıştır.

İnsan düzelirse her şeyin düzeleceğini, bozulursa bozulacağını biliyordu.

İnsan bozulursa her şey bozulur.

Arıya hileli bal yaptırır, meyve ve sebzelerin yapısını bozar, rakam olarak üretim rakamlarını artırır ama kalitesini azaltır.

Selli dere demez, yelli bel demez evler yapar birisini sele, öbürünü yele verir.

Çimentodan, demirden çalar, mühendis parası vermemek için planı kendi yapar, kendi kontorl eder ve ilk sarsıntıda yıkılır.

Çıbanla uğraşan yarım doktor gibi değil de çıbanın ciğerden temizlenmesi için tedaviye başlayan uzman doktor gibi davranalım.

...

Dinimizi öğrenmek ve öğretmek en kestirme yoldur.

Bunu yaparken de ''bizim çocuklara İslami eğitim verelim de analık bablık görevimizi yapmış olalım'' anlayışından uzak duralım.

Kendimizden ve evimizden başlamak üzere eğitim seferberliği başlatalım.

                                                                                                  Mahmut Toptaş

 

***

 

Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse ya hayır konuşun ya da sussun.

   (Hadis-i Şerif)

 

***

 

İnsan beyni değirmen taşına benzer; içine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür.

                                                                                    İbn-i Haldun

 

***

 

En büyük haçlı seferi tarih kitaplarında yapıldı.

                                                Cemil Meriç

 

***

 

BATI CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Said Halim Paşa, alttaki bu metni 1918'de kaleme almış:

''Batı medeniyeti görülmemiş teknikler bularak, az bir külfetle en büyük verimi sağlayacak mükemmel ve sağlam vasıtalar yaptı. Bu da batı medeniyetindeki zahmetsiz kazanç, sömürme ve tahakküm hislerini son derece artırdı. Doğu'nun zenginliğine göz diken bu milletler, cehennemi harp alet ve cihazlarıyla, kendilerina karşı durmaktan acizkalan İslam memleketlerini istila ettiler.

Bununla beraber, insaf ve uzak görüşlülükten iyice mahrum olduklarını ispat eden bu istilacılar, Müslümanlara reva gördükleri zulüm ve gaddarca muamelelerle, günün birinde meydana çıkacak olan tepkiyi de çabuklaştırmaktan geri kalmıyorlardı. Bu tepki elbette vuku bulacaktır.'' (Buhranlarımız, İz Yayıncılık, sayfa 165)

Okuduklarımızdan üstüne doksan sekiz sene daha ilave edelim.

İşin aslı: İstiyorlar ki, her türlü fenalığı yapalım, kötülüğü işleyelim, buna karşılık hiçbir bedel ödemeden hayatımızı sürdürelim. Bütün bu acıların kaynağı, yıkımların sorumlusu kendileri değişmiş gibi...

İşte bu istilacılar, İslam alemindeki bin yıllık taşları yerinden oynattılar. Milletsiz ülkeler kurdular. Birlik ve beraberliği, ortak hareket etmeyi neredeyse imkansız hale getirdiler.

İnancımız gereği İslam Birliği'ni savunan insanlarız. Fakat öte yandan, halimizin de farkındayız.

                                                                                                                      İbrahim Tenekeci

 

***

 

Su, kabının; insan, muhitinin şeklini alır.

                                           İsmail Hakkı Bıçakçızade

 

***

 

SANALIN GERÇEKLİĞİ

Sanalın egemenliği işte böyle birşey.

Gözü önünde binlerce masum, hele ki çocuk bombalarla ölürken, yolda yürüyen iki kişiden birinin diğerine ölüme dair sorusu 'Star Wars'dan geliyor:

''Ciddi söyle, Yoko öldüğünde ağladın mı?''

Sanal kimliklerin sanal ölümüne duyulan acı gerçek insanlara ve gerçek hayatlara dair duyarlılık oluştursa gam yemem yine de.

Ama hayır...

Seyrettiği 'Star Wars'ta Yoko'ya ağlayan dünya, Suriye'de gerçek insanlar ölürken sadece seyrediyor.

                                                                                                                   Metin Karabaşoğlu

 

 


Ocak 2016, 469 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Satır Arası

Satır Arası Şubat 2020

Devamı »

Satır Arası

Satır Arası Ağustos 2019

Devamı »

Satır Arası

Satır Arası

Devamı »

Satır Arası

Satır Arası Haziran 2019

Devamı »