38 Yazı Serdar Çınar

Yazar Profili »

Satır Arkası

Şubat 2017, 482 36 Görüntülenme Eklenme Tarih: 26 Ocak 2020 14:35 Serdar Çınar

 

Çocuğun yetişme çağlarında okudukları, kirpikleri gibidir. Gözlerinde kalır. Benzer olaylarda hatırlar onları.

                                                                                          Fazıl Hüsnü Dağlarca

***

Öyle kırıp geçmezdik gönülleri, anlasaydık ırmaklar niçin kıvrılır durur.

                                                                  Bekir Develi

***

EĞİTİMİN MİLLİ OLMASI İÇİN

Eğitim sistemimize hakim olan ideolojik anlayışın, insanları, bizim değerlerimizi şekillendiren Kur'an'ın ders verdiği anlayış ve kavrayıştan sistemli bir şekilde uzaklaştırdığında şüphe yoktur.

Kur'an'ın dersleri hayatla iç içedir. O, herşeye ibret ve hikmet gözüyle bakmayı bize öğretir. Üzerinde yaşadığımız gezegen, rahmeti herşeyi kuşatan bir Yaratıcı tarafından bizim için döşenmiş, zemini çiçeklerle ve tavanı yıldızlarla süslenmiş, bodrumuna her türlü ihtiyaç maddelerimiz depolanmış bir yuvadır. Gökteki Güneş bizim için asılmış bir lamba, Ay bizim için oraya yerleştirilmiş bir takvimdir. Denizler Allah'ın emriyle bulut olur, rüzgar Onun emriyle rahmetini bize müjdeler. Yerden bitkileri bizim için O çıkarır, bize şifa olsun diye arıya bal yapmayı O öğretir.

Özetle: Kur'an'ın dünyası iki temel üzerine bina edilmiştir. 

1. Burada herşey Allah'ın eseridir.

2. Burada olup biten herşeyin bize bakan hikmet ve amaçları vardır

...

Eğitim sistemimizin Batıdan iktibas ettiği anlayış ise, bunun tam tersine, failsizlik ve abesiyet esasları üzerine kurulmuştur. Bu anlayışa göre, dünyada herşey kendi kendine olur. Hiçbir şey şu veya bu gaye için yapılmış değildir; o gayeler her nasılsa tesadüfen vücut bulur. İnsanın bu kainatta özel bir yeri yoktur; kimse ona acımaz, kimse onu gözetmez, kimse onun hatırı için yerin ve göğün nimetlerini ortaya sermez. Zaten nimet diye bir şey de yoktur; herşey tüketilecek bir metadır. Rahmet, hikmet gibi kavramların ise adı bile bilinmez.

İnkar edilemeyecek bir gerçek var ortada: Ana kucağından alıp okul sıralarına oturttuğumuz çocuklara dünyayı işte bu şekilde öğretiyoruz!

Varlık alemini toptan abesiyet çukuruna attıktan sonra, yarım yamalak din dersleriyle yahut aile veya bireylerin kendi çabalarıyla bu tahribatı tamir etmeye çalışmaktan beklenecek en iyimser sonuç, olsa olsa bir ''mühtedi imanı'' olacaktır.

                                                                                                   Ümit Şimşek

***

Önce doğruyu bilmek gerekir.

Doğru bilinirse yanlış da bilinir.

Ama önce yanlış bilinirse, doğruya ulaşılamaz.

                                             Farabi

***

PARA;

iyi bir hizmetkardır,

kötü bir efendidir. 

                 Hz. Ali (kv)

 

Sosyal medya da para gibi tutumumuza göre değişenlerden.

Faydalı bir araç da olabilir, ömür hırsızı da...

 

***

Hayatta öğrenilmesi gereken ilk dil, tatlı dildir.

                                            Barış Manço

***

İYİ İNSAN OLMANIN YOLU...

İyi şeyler bizden, kötü şeyler ortamdan, ebeveynden, kaderden. İyileri bizzat biz yaptık, kötüleri annemiz babamız yüzünden yaptık, öyle mi?

''İyi insan'' olmanın yolu ''ideal şartlar''dan ve ''mükemmel ortamlar''dan geçmiyor oysa. Bizi bu kişiliğe anne babalarımız mahkum etmiş de değil.

Denklemi şöyle kurmak gerekiyor. Anne babalarımızın bize nasıl davrandığı, anne babalarımızın imtihanıdır. O davranışları nasıl içselleştirdiğimiz, nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimiz ise bizim imtihanımız. Yoksa, irade denilen şey insana niye verilmiş olsun?

                                                                                                              Metin Karabaşoğlu (Oyuncak Tamirhanesi)

 

 


Şubat 2017, 482 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Satır Arası

Satır Arası Şubat 2020

Devamı »

Satır Arası

Satır Arası Ağustos 2019

Devamı »

Satır Arası

Satır Arası

Devamı »

Satır Arası

Satır Arası Haziran 2019

Devamı »