Eylül 2013

Eylül 2013, 441

 

Merhaba sevgili okuyucularımız,

Hiç unutamayacağımız bir Ramazan ve bayram yaşadık. Öylesine dost olduk ki, şimdi ayrılığıyla yanıyor yüreğimiz. Bir yerlerden çıkıp gelecek gibi. Rabbimizin bu güzel armağanının üzerimizdeki bereketi hâlen devam ediyor, elhamdülillah. Ne güzel gecelerdi, ne güzel gündüzlerdi… Bir huzur elbisesi giymiştik, bembeyaz... Takvimlere çok fazla bakamadık, saatleri o kadar çok sayamadık bitecek korkusuyla. Çünkü hazineler ellerimizdeydi. Ne dilersek hepsi bizimleydi. Rabbim hepimize hissettirdi bunu.

Şimdi gözlerimiz nemli bekliyoruz tekrar geleceği günü… Kavuşabilecek miyiz bilmiyoruz. İnşallah ümitler içindeyiz, bekliyoruz… Allah’ın emrettiği ibadetlerin ihlâsla yerine getirildiği bir ayda, gördük nasıl değiştiğimizi. Dünyanın nasıl değişebileceğini, büyük değişimlerin insanın önce kalbinden başladığını hep beraber gördük işte. Tekrar kavuştuğumuzda, kadrini bileceğiz, doya doya yaşayacağız, olmamız gereken hâli onunla bulmaya çalışacağız inşallah.

“Bu Ramazan bir başkaydı.” Hemen herkesten işittiğimiz bir söz oldu bu. Baharı tam yaşayamayanlara yazda bahar gibi geldi. Çekirdeğini, çiçeğini, meyvelerini bırakıp öyle gitti. Ondan bir hatıradır diye saklayacağız içimizde. Büyüteceğiz o çekirdeği şimdi.

Bir mümin olarak Rabbimizden başkaca dileğimiz ne olabilir ki, bütün insanlığın bu kutlu zaman dilimini bir kerecik olsun tatmasından başka?

***

Ama zalimler boş durmadılar. Yanı başımızdaki Müslüman ülkelerde yaşayan kardeşlerimize bu güzel ayı da zehir ettiler, kan kusturdular.

Kur’an’ın en çok üzerinde durduğu kötülüklerden biridir zulüm. Zulüm haddi aşmaktır, hak hukuk tanımamaktır, adaletsizliktir, haksızlıktır. Değil mümini, insanı bile insan yerine koymamaktır. En büyük kul hakkıdır zulüm. Bu sebeple hem dünyada hem de ahirette cezası şiddetli olan büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz (asm) “Zulüm, (sahibini saran) karanlıklar (olacak)tır” buyuruyor.

Zalimler asla kurtuluşa eremeyeceklerdir. Onlar kıyamet gününde karanlıklar içinde kalacaklardır, yollarını bulamayacaklardır. Çünkü zalimler, dünyada zulmettikleri masumların hayatlarını karartmışlardır, onlara dünyayı zindan etmişlerdir, mazlumların beddualarını almışlardır. Hesap gününde karşılaşacakları çetin manzara, mazlumlara yaptıklarının kendi başlarına gelmesinden başka bir şey değildir.

“Zulm ile âbâd olanın sonu berbad olur” sözü de tam bunu ifade etmektedir. Zulme yardımcı olanlar ise, Sevgili Peygamberimizin (asm) ifadesiyle, Allah’ın gazabına uğrayacaklardır. Allah zalimlere yardım edenlerle ahirette asla görüşmeyecektir. Onlar, yardım ettikleri zalimlerle beraberdir. Zulme sessiz kalanlara, zulmü görmezden gelenlere de merhamet edilmeyecektir. Çünkü merhamet etmeyene merhamet edilmez.

Düşünce ve davranışta zalimlere meyletmek, zulümle; hainlere ortak olmak, ihanetle; suçlulara arka çıkmak, suçun ve cürmün kendisiyle eş değerdir.

Zalimler karşısında hakkı söylemek, en büyük cihattır. Zalimin zulmünü önlemek, hem bu dünyada, hem de ahirette kurtuluşun ta kendisidir.

Evet, nazarımızı İslam dünyasına çevirdiğimizde ne yazık ki birçok yerde zulmün kara bulutlarını görüyoruz, mazlum kardeşlerimizin feryad u figanlarını işitiyoruz. Mısır’da, Suriye’de binlerce masum insan katlediliyor. Bir insanlık suçu işleniyor. Hem de şu güzelim Ramazan’ın ve bayramın ardından… Kalplerin yumuşadığı bu ayın ardından… Nasıl bir şeydir bu? En barışçıl yoldan kendi hakkını arayama kalkana bile hayat hakkı tanımıyor zalimler.

Bu acı hadiseler hepimizi derinden yaralıyor, acılarımızı artırıyor. Ama şunu da iyi biliyoruz ki, mazlumların âhı büyüktür; Mazlumun âhı, titretir arş-ı Rahman’ı. Yine biliyoruz ki, masumların kanları üzerine kurulu hiçbir saltanat, hiçbir hükümranlık ayakta duramaz.

Allah zalimleri sevmez, zalimleri hidayete erdirmez.

Hiçbir dünyevi hırs, çıkar ve siyaset, bir insanı yaşatmaktan daha değerli olamaz. Masum insanları katledenler, bu duruma maddi ve manevi destek verenler, gerçekte bütün bir insanlığı katletmişlerdir. Er ya da geç, bu dünyada cezalarını bulacakları gibi, ahirette de büyük bir azap şüphesiz onları beklemektedir. Dünyada kazandıkları hiçbir şey, onları bu can yakıcı azaptan kurtaramayacaktır.

Evet, sevgili dostlar, şartlar ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi gerekçe ile yapılırsa yapılsın, dini, ırkı, rengi ve coğrafyası ne olursa olsun Müslüman, her zaman zulmün ve zalimin karşısında, mazlumun ise yanında yer almalıdır. Zulme şahit olan herkes, en az zulme uğrayan kadar zulme karşı durmalıdır. Kur’an-ı Kerim, değil zulme razı olmayı, zulmedenlere meyletmeyi bile yasaklamıştır. O halde Müslüman, zulmü alkışlayamaz, zalimi asla sevemez. Zulme göz yumamaz. Kanayan bir yara gördü mü ciğeri yanar. O yarayı iyileştirmek için her türlü sıkıntıya göğüs gerer. Her zaman hakkı tutar ayağa kaldırır. Zalimin hasmı olur, mazlumun dostu. Hiçbir zaman “adam aldırma da geç git” diyemez.

Bu vesileyle, Zaferimizin arka iç kapağındaki menkıbeyi öncelikle okumanızı tavsiye ederiz.

Rabbimiz her şeye rağmen müjdeyi veriyor bizlere. “Gevşemeyin ve üzülmeyin. İnanıyorsanız üstün olan sizsiniz.” (Âl-i İmran, 139)

Evet, bu acıyı yaşayan kardeşlerimize dualarımızı, maddi ve manevi her türlü desteğimizle beraber gönderiyoruz inşallah. Geride kalanlara sabr-ı cemil, vefat edenlere de Rabbimizden şahadet mertebesi diliyoruz. Bu zulmün en kısa zamanda durmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Sevgili Peygamberimizin (asm) duasıyla yalvarıyoruz:

“Allah’ım, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.”

***

Biz de Zafer ailesi olarak, bu ay sizlerle beraber Zaferimizin bu sayısını Rabbimize bir dua sayısı olarak takdim ediyoruz. Gayret bizden, bereket Rabbimizden. Bu ay yazılarıyla aramıza yeni katılan kardeşlerimize ‘hoş geldiniz’ diyoruz. Siz sevgili okuyucularımızdan bu acı olayların ateşinin sönmesi için dualarda beraber olmayı diliyoruz.

Abdülkerim Ceylî’nin bir sözüyle bitirelim yazımızı:

“Unutma; güçlüğü kolaylık, çalışmayı başarı, karanlığı aydınlık ve sabrı zafer takip eder.”

Not: Medine-i Münevvere’de ikamet eden, yıllarca Zafer’de birlikte hizmet ettiğimiz kardeşimiz Muhsin Alemdaroğlu’nun anneciğini ebediyete uğurladık. Rabbim mekânını cennet eylesin, kendisine de sabr-ı cemil ihsan etsin inşallah.

 

 

Sadece Dünya İçin Mi Yaratıldık?

Sadece Dünya İçin Mi Yaratıldık?

Dünya bizim için yaratıldığına göre, biz dünya için yaratılmış olamayız. Ahiret de bizim için yaratıldığına göre, biz ahiret için de yaratılmış olamayız. Biz dünyada da Allah içiniz, ahirette de.

Devamı »

Üç Şekilde Cevap

Üç Şekilde Cevap

Müjdeli Hadis

Devamı »

Güzel Günlerin Devamı Neye Bağlı?

Güzel Günlerin Devamı Neye Bağlı?

Tarih Öyküsü

Devamı »

Bütün Firavunlar Kardeştir

Bütün Firavunlar Kardeştir

Tarihler değişir, isimler değişir ve söylemler değişir. Ancak bir şey değişmez: Firavunluk. Bu toprakların kaderi, bu siyasal ruhun içinde yankılanır… Hepsi aynı siyasal ruhun çocukları. Ölüm ve kan ile besleniyor bu siyaset. Bir zamanlar bütün erkek çocuklarını katleden bu siyasetti.

Devamı »

Satır Arkası

Satır Arkası

Devamı »

Göremediğimiz Mucizeler

Göremediğimiz Mucizeler

Alışkanlık perdesiyle körleşen bir göz, hepsi bir kudret mucizesi olan mevcutlara sıradan şeyler imiş gibi bakar. Bu yüzden, bırakın her şeye bir mucize olarak bakmayı, en büyük mucizeleri bile akıldan uzak görür ve inkâra kalkışır.

Devamı »

“Besmele Yeter”

“Besmele Yeter”

Bilirsiniz, çoğu âlimler, “Kur’an Bakara’da, Bakara Fatiha’da, Fatiha besmele’de özetlenmiştir” derler. Yine malumdur ki, insanın tüm ihtiyaçlarına Kur’an’da bir cevap vardır...

Devamı »

Katır

Katır

Neşeli Öykü

Devamı »

Hal Çizgisi / Dua

Hal Çizgisi / Dua

Devamı »

Bilinen Oluyor!

Bilinen Oluyor!

“Kader” diyen “ilim” demektedir. Kader, ilahi ilimden bir kısımdır. Maddeyi, mekânı, hareketi, zamanı yaratan Allah, elbette bu eserleri bilerek yaratıyor. Biz, kaderde nelerin yazılı olduğunu bilmeyiz. Bilmediğimiz için de tesadüf der, geçeriz. Oysa her olay kader açısından bir tevafuk.

Devamı »

Kâinat Kurulu Makine Mi?

Kâinat Kurulu Makine Mi?

Nasıl ki atomu araştıran bir fizikçinin belli başlı temel kuralları ve kabulleri varsa, aynen öyle de Allah’ı merak eden ve tanımak isteyen bir insanın da belli başlı kabul ve kuralları olmalı; yoksa çok aldanır ve aldatır. Peki ama bu kabulleri kim oluşturur ve bu kuralları kim koyar?

Devamı »

Hırsız ve Mum

Hırsız ve Mum

Akıl Öyküsü

Devamı »

Kulağı Ezanda Olan Çiçek: Ezan Çiçeği

Kulağı Ezanda Olan Çiçek: Ezan Çiçeği

Halk arasında “ezan çiçeği” olarak bilinen ve Küpeçiçeğigiller familyasına (Onagraceae) ait olan bitkinin bilimsel adı: Oenothera biennis’dir. Küme halinde büyük ve sarıçiçeklere sahip olan iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri, kısa ömürlü olup, yazdan sonbahar ortalarına kadar görülür ve yalnızca ikindi vakti başlayarak ay ışığı altında açar.

Devamı »

Kırkambar

Kırkambar

Devamı »

Sosyal Fobi

Sosyal Fobi

Sosyal fobi, başka insanların da bulunduğu ortamlarda aşırı heyecan duymaktır. Bu kişiler çevrelerindeki kişilerin kendileri hakkında gergin, güçsüz, beceriksiz, yetersiz şeklinde düşünceler içine gireceklerinden endişe ederler. Bu durum sosyal fobi hastasının şiddetli bir kaygı, huzursuzluk ve utangaçlık duymasına neden olur. Sosyal fobiklerin en büyük endişesi topluluk önünde konuşmaktır.

Devamı »

Gelecek Bizim Olacak!

Gelecek Bizim Olacak!

Gece vakti bir ses… Ruhuma dokundu: “Yusuf’um, Musa’nın Mısırında… Kardeşlerin birbirini öldürüyor… Sen hâlâ uykudasın.”

Devamı »

Küçük Bir Tebessüm

Küçük Bir Tebessüm

Sevgi Öyküsü

Devamı »

Bediüzzaman’ı Yatağa Düşüren Kardeşlik

Bediüzzaman’ı Yatağa Düşüren Kardeşlik

Beni görünce, “Gel gel Hüsnü” dedi. “Sen dün bana sordun ya var mı bir mesele diye; bak Mısır’da Hasan el-Benna şehid edilmiş ve devrimciler ihvan mensuplarını hapislere koymuşlar” dedi.

Devamı »

Yediveren

Yediveren

Devamı »

Bir Kur’an Mucizesi: Karıncalarda İletişim

Bir Kur’an Mucizesi: Karıncalarda İletişim

Yapılan araştırmalar karıncaların minik cüsselerine rağmen akıllara durgunluk verecek nitelikte bir iletişim kabiliyetine sahip olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 500.000 adet sinir hücresinden oluşan beyinleri, 2-3 mm’lik vücutlarını idare etmekle kalmayıp, daha büyük canlıları adeta kıskandıracak nitelikte iletişim kabiliyetlerine sahiptir.

Devamı »

Oyun Bitince...

Oyun Bitince...

Oyun (hayat) devam ederken her birimiz üstümüze düşen rolü icra ederiz. Oyun bittiğinde hepimizin kapatılacağı kutu aynıdır, aynı tabut, aynı toprak ev...

Devamı »

Sadece Allah'a!..

Sadece Allah'a!..

Seni anmak yerine andığım tüm isimlere tövbe adına Bismillah!

Devamı »

Moleküler Saat Nedir?

Moleküler Saat Nedir?

Soru: “Evrimcilerin insanın evrimi ile ilgili geliştirdikleri moleküler saat tezi ne kadar güvenilirdir?”

Devamı »

Araba

Araba

Neşeli Öykü

Devamı »

Aklın Gösterdiği Yol

Aklın Gösterdiği Yol

Bir marangoz atölyesinde bulunduğumuzu ve orada da bir masa olduğunu varsayalım. Bu masa, “Tabiat Risalesi”nde izah edilen dört yola göre, ya kendi kendine yapılmıştır veya bu masayı atölyedeki âletler yapmışlardır ya da içinde bulunduğumuz marangozhane yapmıştır. Bu üç varsayım da bâtıl ve anlamsız olduğundan, dördüncü yol olan “bu marangozhanenin ve buradaki âletlerin sahibi olan usta, bu masayı yapmıştır” hakikati şüphesiz kabul edilecektir.

Devamı »

Anı Yakalamak

Anı Yakalamak

Nasihat; ateşin, çeliği kıvama hazırladığı gibi istenilene getirme çabasıdır insanı. Her ne kadar ateş gibi hararetli olmasa da içinde ateşten kelimeler barındırır; çünkü bütün yaşanmışların kelimelere sıkıştırılmış halidir nasihat.

Devamı »

Affetmek Öfkeden Vazgeçmektir

Affetmek Öfkeden Vazgeçmektir

Neden, kime, neye bu öfkemiz? Kendimizi kontrol edemeyip hırçınlaştığımızda neyin savaşını veriyoruz, neyi anlatmaya, neyi anlamaya çalışıyoruz? Neyi yaşamaya uğraşıyoruz? Neyin hesabını kimden soruyoruz, kime ödettiriyoruz? Kimleri niye suçluyoruz? Kendimizin ve seçimlerimizin bunda hiç mi payı yok?

Devamı »

Elimin Dördüncü Parmağı

Elimin Dördüncü Parmağı

Yüce yaratıcımızın kainat üzerinde yansıyan güzel isimleri (esma-i Hüsna) vardır. Hakîm ismi, her şeye hikmetle hükmeden ve yaratan anlamındaki ismidir. Hikmetsiz hiçbir işi ve yaratışı yoktur. Her eşya yerli yerinde ve bir hikmet vaz edilerek yaratılmıştır.

Devamı »

Kilim İmtihanı

Kilim İmtihanı

Rabiatü'l-Adeviyye'den Bir Hatıra

Devamı »

İnsan, İnsanın Yurdudur

İnsan, İnsanın Yurdudur

Geçmişteki mutlu deneyimlerimizi hatırlayabilmek, onları içimizde tutabilmek de bizi mutluluğa götüren faktörlerden bir tanesidir.

Devamı »

Vitaminleri Ne Kadar Tanıyoruz?

Vitaminleri Ne Kadar Tanıyoruz?

BİR SOHBET esnasında arkadaşlarımızdan biri, bir rahatsızlığından bahsederek “acaba bende hangi vitamin eksikliği var ?” diye bir soru sordu. Zaten biliyordum ki özellikle gençlerimiz ve yüksek tahsilli, kültürlü insanlarımızın da bir kısmı vitamin kavramı hakkında sağlıklı bir bilgiye sahip değiller.

Devamı »

Hazır Cevaplar

Hazır Cevaplar

Devamı »

Firkât Çiçekleri...

Firkât Çiçekleri...

Ey Dîl!.. Geçelim elemden, yastan; Bahset bize Ahsen-ül Kasas’tan!.. Söz kervanı, Mülk-i Cân’a varsın, Yollar, Yûsuf-u Kenân’a varsın!..

Devamı »

Çocuklarımızı Tabiatla Buluşturalım

Çocuklarımızı Tabiatla Buluşturalım

Bizler çocukluğumuzu ‘çocuk’ gibi yaşadık, zamane çocukları gibi en güzel yıllarımızı beton hapishanelerde geçirmedik. Sabahtan akşama kadar sokakta oynar, toprak ve çamura doyardık. Bizim için çimenlerde, toprakta ayakkabısız dolaşmanın korkulacak hiçbir yanı yoktu. Yağmurda ıslanmanın tadını doyasıya yaşardık. Yollardaki su birikintilerine zevkle basar, ağaçların tepesine korkusuzca çıkardık.

Devamı »

Düşünceler

Düşünceler

Devamı »


Diğer Yazılar


ÖNCEKİ SAYILAR

Eylül 2020

Eylül 2020

Devamı »
Ağustos 2020

Ağustos 2020

Devamı »
Temmuz 2020

Temmuz 2020

Devamı »
Haziran 2020

Haziran 2020

Devamı »