ARAMA SAYFASI

Aklın Gösterdiği Yol

Bir marangoz atölyesinde bulunduğumuzu ve orada da bir masa olduğunu varsayalım. Bu masa, “Tabiat Risalesi”nde izah edilen dört yola göre, ya kendi kendine yapılmıştır veya bu masayı atölyedeki âletler yapmışlardır ya da içinde bulunduğumuz marangozhane yapmıştır. Bu üç varsayım da bâtıl ve anlamsız olduğundan, dördüncü yol olan “bu marangozhanenin ve buradaki âletlerin sahibi olan usta, bu masayı yapmıştır” hakikati şüphesiz kabul edilecektir.

 

Bir marangoz atölyesinde bulunduğumuzu ve orada da bir masa olduğunu varsayalım. Bu masa, “Tabiat Risalesi”nde izah edilen dört yola göre, ya kendi kendine yapılmıştır veya bu masayı atölyedeki âletler yapmışlardır ya da içinde bulunduğumuz marangozhane yapmıştır. Bu üç varsayım da bâtıl ve anlamsız olduğundan, dördüncü yol olan “bu marangozhanenin ve buradaki âletlerin sahibi olan usta, bu masayı yapmıştır” hakikati şüphesiz kabul edilecektir.

İşte yaşadığımız şu âlemdeki sanatlı eserleri görüyoruz. Bu eserlerin yapılışı hakkında da bazı iddialar ortaya atılmakta. Mantıklı düşünülecek olursa; bu varlıklar ya kendi kendilerine oluyorlar; ya sebepler yapıyor; ya tabiatları icabı bu varlıklar böyle oluyorlar; ya da bütün bunları ilim, irade ve kudret sahibi bir sanatkâr yapıyor.

İşte kâinat ve tabiat dediğimiz âlem, marangozhane gibidir. Bizzat kendisi inşa edilmiş ve hikmetle yapılmış olan bu kâinat, içindeki eşya ve mahlûkatın sahibi ve yapanı olamaz. Marangozhanenin içindeki eşyaları ve aletleri kendisi yapamayacağı gibi…

Bu âlemdeki sebepler de marangozhanedeki âletler gibidir. Onlar bir sanatkârın ilmi, iradesi ve kudreti olmadan bir iş göremezler. Elbette o masa, söz konusu âletler kullanılarak yapılmıştır. Fakat o âletler tek tek ya da hepsi birden toplanıp, kendi kendilerine bir masa yapmayı dileyemezler.

Biz ne sebepleri, ne de kâinatı inkâr ediyoruz. Onların da, onların aracılığıyla yapılan mahlûkatın da, bir tek Zat-ı Zülkemâl’in mülkü ve sanatı oldukları gerçeğini gösteriyoruz. Aklın gösterdiğini ifade ediyoruz.