TR EN

Dil Seçin

Ara

Duanın Hayatımızdaki Müspet Tesiri / Sünnet-i Seniyyeye İttibanın Beden ve Ruh Sağlığımız Üzerindeki Etkileri

Duanın Hayatımızdaki Müspet Tesiri / Sünnet-i Seniyyeye İttibanın Beden ve Ruh Sağlığımız Üzerindeki Etkileri

Geçtiğimiz ay girizgâhını yaptığımız, duanın gerek uhrevi gerek dünyevi manada beşere kattığı kıymetlerden müteşekkil yazımıza devam ediyoruz.

Dua, ihlas ve samimiyetle yalnızca Allah’ın rızası gözetilerek yapılması istenen ibadet nevindendir. Kulun, sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah’ın karşısında acziyetini hissedip ilan etmesi, yalnızca ondan medet istemesi gibi ulvi hakikatleri içinde barındırır. Özetle dua insanların yaratılış gayesi olan bir çeşit ubudiyettir. Lakin her emir ve yasakta kulları için bir fayda gözeten ve hikmet murat eden Allah, duayı bir iletişim aracı kılmasının yanı sıra pek çok menfaate vesile olarak ikram etmiştir. Örneğin; dua kişide öz saygı ve özgüven yetilerini geliştirerek onun hayata dair kaygı ve fobilerini terapi edebilir.

Evet kaygı, literatürdeki karşılığı ile anksiyete; “nedeni açık olmayan korku ya da giderilemeyen isteklerden doğan sıkıntı olarak tarif edilirken, varoluşçuların dilinde bunalım gibi deyimlerle de dile getirilir.” Kısaca, belirsizlik üzerinde uzun soluklu düşünceler neticesinde meydana gelen bir tür metafizik tedirginliktir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere insan, aklının ve gücünün sınırları ötesinde, tahayyül sınırlarını zorlayan her türlü hadiseden kaygı duymaya ve güven ortamında yaşamaya muhtaç bir varlık olarak hayat yolculuğunda seyir halindedir. 

İşte ruhumuz tam da bu duygular ile alabora olacak vaziyette iken, dua neticesinde emniyetli bir sefine ile yolculuğuna devam eder. İhtiyaç duyduğu güven ortamını, kalp huzurunu ve emniyeti tesis eden güce, sonsuz kudret sahibi olan Allah’a iltica ile erişir. 

Şimdi Esma Sayın’ın bu konudaki tespitlerini aynen paylaşalım:

“Dua, evrensel düzeyde, ruhsal ve manevi bir enerjiyi kâinata hediye eder, aynı zamanda dua depresyonun yıkıcı etkilerini en aza indirirken, dua yoluyla Allah ile kalbî ve zihnî açıdan bağlantı kuran insan, Allah’la kurduğu güven duygusunu özgüven duygusuna, Allah’la kurduğu saygı diyaloğunu ise öz saygıya ve benlik saygısına dönüştürebilir; insana verdiği öz saygı ve özgüven gücü ile dua depresyonun fizyolojik ve ruhsal etkilerini en aza indirebilir. Zaten depresyonda fiziksel ve zihinsel süreçler yavaşlar, ani sevinç ve üzüntü dokulardaki gerilimi değiştirir, bazen yürüyüşün hafiflemesine ve davranışların yavaşlamasına bile neden olur. Dua sağladığı manevi enerji ile metabolizmayı dengeler ve davranışları düzenler bununla beraber duanın kaygıyı ve korkuyu da azaltan bir etkisi vardır.”1

Duanın, zamanımızın en büyük problemlerinden biri olan bencillik ve ben merkezcilik duygularının, kişiyi ölçüsüz istilası gibi durumlarda da bir psikoterapi yöntemi olarak müsbet tesiri vardır. Öyle ki narsizmi, yalnızca bencillik olarak tanımlamak da yetersiz bir açıklama olur. Psikanalist Karen Horney’in bu konuyla alakalı kitabında şu ifadeleri yer alır: “Narsizm terimi varsayıldığı gibi sadece bencillik veya ben merkezcilik anlamına gelmez. Özellikle bireyin sevgi nesnesi olarak başkaları yerine sadece kendisini seçtiği bir zihin durumunu gösterir, narsist insan, kendine aşıktır.”2 Yine başka bir ifadesinde; “İnsan, sevgi ve onay duygusuna, saygınlık kazanmaya, başkalarının hayranlığını ve başarı kazanmaya, kendine yeterli olmaya ve kusursuz olmaya karşın nevrotik bir ihtiyaç besler.” diyerek bu duygunun genel itibariyle insan fıtratında yer aldığını vurgular. Evet, beğenilme, kabul görme, takdir edilme insanî bir hal iken, ölçüyü aşması durumunda yıkıcı etkilerine şahit olduğumuz bir ruh durumudur. Yalnızca psikolojik anlamda zarar vermekle kalmayıp, kişinin sosyal hayatını da etkileyecek vahim bir tabloya yol açar. 

Esma Sayın dua ile ilgili makalesinin “Nevrotik suçluluk duygusu ve narsizmin tedavisinde duanın terapik etkisi” alt başlıklı bölümünde günümüz temel problemlerinden biri olan ve insanı sınırlandırıp daraltan nevrotik kişilik durumunun zararlarından ve duanın nasıl bir şifa vesilesi olduğundan bahseder: “Dua, insana Allah’ın sevgisini ve duanın kendisine sunduğu sınırsız aşkı hissettirirken, insandaki narsistik eğilimlere de engel olur, zaten temelde narsist kendine aşık olan kişidir.” der ve şöyle devam eder: “Bu bağlamda dua Rabbine hayran bir insan profilini ortaya koyduğu için, insanın kendine hayran yapısını Allah’a hayran bir yapıya dönüştürebilir.”

Evet, narsizm yarasını tedavi eden dua, bireyin şahsi hayatının yanı sıra, toplumsal huzurun ve birlikteliğin temin edilmesi noktasında da alternatifi olmayan, olmazsa olmaz bir terapi gibidir. 

Özetle dua, gerek hepimizin hayatımızda bizzat tecrübe ettiğimiz, gerekse psikoloji ve tıp otoriteleri tarafından belirtilen faydaları itibariyle hayatımıza maddi manevi, dünyevi ve uhrevi pek çok kazanım sağlamakta, adeta insanî arşa yükselmek ve kemalata erişmek noktasında temel bir takviye olmaktadır. 

Duanın saymakla bitiremeyeceğimiz diğer bazı faydalarını da zikredelim:

- Dua insanın hayatının pek çok döneminde hissetmesi muhtemel yalnızlık hissini giderir.

- Dua umudu yeşertmesi, motivasyonu inkişaf ettirmesi cihetiyle insanı manen canlandıran ve yaşamına hayat katan bir etkiye sahiptir. Burada Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin şu sözünü hatırlamak gerekir. “İnsanları canlandıran emel, öldüren yeistir.”‎

- “Dua eden kişilerde daha fazla huzur ve mutluluk hissi oluşurken, öfke ve ‎kaygı gibi olumsuz duygular azalma eğilimindedir.‎ Nörobilim araştırmaları, dua etmenin beynin ön lobunda (prefrontal korteks) olumlu etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Çünkü bu bölge, karar verme, odaklanma ve duygusal denge ile ilgilidir.”3

- Dua vasıtasıyla olumlu bir duygu durumuna geçiş gerçekleşir. Bu durum hormonal manada da müsbet tesir eder ve stresin izalesiyle, kaygı ve panik anında vücutta meydana gelen yıpratıcı etkilerin oluşmaması noktasında fayda sağlayarak, bedensel sağlığımıza da fayda sağlar.

- Sıkıntılı anlarımızı, imtihan süreçlerimizi Allah’tan yardım talep etmenin neticesinde, inayetinin imdada gelip suhuletle atlatmamıza vesile olmasının yanı sıra sonsuz bir güce dayanıp ondan yardım istemenin verdiği manevi kuvveti hayatımızda hissetmemize vesile olur. 
…
Yazımızı duada da biricik rehber ve önderimiz Resulullah’ın tavsiyesi ile nihayete erdirelim:

Ebû Ümâme radıyallahu anh şöyle dedi:

Rasulûllah sallallahu aleyhi ve sellem birçok dua okudu, fakat biz ondan hiçbir şey ezberleyemedik. Bunun üzerine:

“Ya Rasûlallah! Pek çok dua okudun, biz onları ezberleyemedik.” dedik. O zaman Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

“O duaların hepsini içine alan bir duayı size öğreteyim mi? Şöyle deyiniz: “Allah’ım! Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in senden dilediği hayırları ben de dilerim. Muhammed aleyhisselam’ın sana sığındığı şerlerden ben de sana sığınırım. Yardım sendendir ve varış sanadır. Güç ve kuvvet sadece senin yardımınladır.”

 

Kaynaklar:
1- Esma Sayın, Tasavvuf ve Psikoloji Açısından Duanın Terapik Etkileri, sy. 429.
2- Karen Horney, Psikanalizde Yeni Yollar, sy. 64.
3- https://turkiyeilahiyatlardernegi.org/dua-etmenin-psikolojik-etkileri/
4- Tirmizî, Daavât, 89.