Soru: Hocam eşim ve ben artık birbirimize katlanamıyoruz. 22 yıllık evliliğimizi bitirmek için defalarca adliyeye dilekçe verdik ama her seferinde üç evladımız için vazgeçtik. Tartışmadığımız gün yok nerdeyse. Yaklaşık 3 yıldır ayrı odalarda yatıyoruz. Tek ortak yönümüz evlatlarımıza olan sevgimiz olduğu için onların zarar görmemesi adına boşanmayı erteliyoruz. Ancak gün geçtikçe artan tartışmalarımız şiddetini de artırıyor. Ne tavsiye edersiniz?
Cevap:
Öncelikle acilen bir uzman desteği almanızı tavsiye ederim. Boşanma kararı sizin vereceğiniz bir karardır. Uzman desteği alsanız bile size boşanın ya da boşanmayın demesini beklemeyin. Zira o karar son tahlilde sizin alacağınız karardır.
Evliliklerde bazı eşikler vardır. Eğer bu eşikler aşılmışsa geri dönülmesi zordur ama imkânsız değildir. Bu eşiklerin en önemlisi eşlerin “nikâh bağına” olan saygılarıdır. Eşlerin birbiri ile aynı yastığa baş koymalarını helal kılan tek şey nikâhtır. Yani eşler bu bağa çok şey borçludur. Dinimiz de bu konuda son derece hassas olduğu için boşanmanın şakasının yapılmasını bile uygun görmemiştir.
Bir çift ile konuşurken dikkat ettiğim ilk noktalardan biri işte bu nikâh bağlarına gösterdikleri hürmettir. Eğer bu bağa hala hürmet varsa henüz bu eşik aşılmadığı için iki taraf da ilişkinin kurtulması için birçok şey yapabilir demektir. Bundan dolayı danışanlarıma her zaman, “boşanma” kelimesini her tartışmada dile getirmelerinin, bahsini ettiğim eşiğin geçilmesine sebep olacağını hatırlatırım.
Boşanma kelimesinin ev içinde sık sık tekrar edilmesi ve ardından vazgeçilmesi çocuklar için boşanmaktan daha ağır travmalara sebebiyet verebilir. Zira çocuk için ortada büyük ve korkunç bir belirsizlik vardır. Gözlerini dünyaya açtıkları anda gördükleri ilk iki insanın başka evlerde yaşama ihtimali özellikle 12 yaş altı çocukları çok korkuturken ergenlik dönemindeki gençlerde isyankâr ya da içe kapanık bir ruh haline neden olabilir. Bu ruh hali ileride kuracakları ilişkilerde özensiz ya da aşırı seçici ve aile-hayat sorumluluğundan kaçmaya sebebiyet verebilir.
Hal böyleyken size vereceğim en önemli tavsiyelerden biri nikâh bağınıza olan hürmetinizi tazelemenizdir. Buna bağlı olarak boşanma kelimesini yuvanızın içerisinde artık kullanmamaya gayret edin. Tüm çabalarınıza rağmen sonuç boşanma ile sonuçlanacaksa işte o zaman bu kararınızı çocuklara iletir ardından vazgeçmemek üzere dilekçenizi verirsiniz. Ancak boşanma en son yol olmalı; akla ilk gelen çözüm değil. Zaten teknik olarak boşanma bir çözüm de değildir; yeni bir yaşam formudur. Çözümden bahsediyorsak iki tarafın aynı çatı altında çocuklarıyla beraber huzurla yaşadığı yöntemlerden bahsetmeliyiz.
Sadece çocuklar için katlanılan bir evliliğiniz varsa kaçınılmaz olarak o evde tartışmaların ve devamında şiddetin ortaya çıkması sürpriz olmaz. Hal böyleyken çocukların da şahit olduğu bu üzücü durumlara “sırf çocuklar için” demek, çocuklara boşanmaktan daha fazla zarar verebilir. Sağlıklı bir boşanma, sağlıksız bir evlilikten daha iyidir. Çocuklarınıza olan sevginiz elbette çok kıymetli ve sorgulanamaz ancak onlar için beraber yaşamaya devam ediyorsanız onları hayata hazırlamak adına güzel örnek olma sorumluluğunuzun olduğunu unutmamanız gerekir. Güzel örnek olmak için de nikâh bağınızı hatırlayın. Onun hatırını bilin. Saygı duyun.
Bununla birlikte tartışmaya sebep olan rutinlerinizi fark etmeye çalışın. “Ne olunca tartışıyoruz?” sorusunu sakin kafayla beraberce konuşun. Madem evlatlarınız için ayrılmıyorsunuz, o halde onlara güzel örnek olmak adına kendinizi toparlamaya gayret edin. Mesela haftada birkaç gün aynı yatakta uyumayı deneyebilirsiniz. Eşlerin bedenleri arasına giren fiziki mesafe birbirlerine olan sevgiyi unutturur. Belki de siz gerçekten birbirinizi seviyorsunuz ama 3 yıldır bedenlerinizin ayrı olması size bunu unutturmuştur. “Bir yastıkta kocama” deyiminin derin ve çok doğru bir yere işaret ettiğini anlamalıyız. Aynı zamanda gün içerisinde bedensel temasınızı da artırmaya gayret edin. Evet, başta çok zorlanacaksınız ama unutmayın, eşiniz sizin helaliniz ve beden teması ona olan güveninizi, sevginizi ve arzunuzu hatırlatır.
Haftada bir gün bile olsa baş başa vakit geçirmeye gayret edin. Tabi baş başa kaldığınızda elinizde telefon; önünüzde televizyon varsa buna baş başa kalmak denmeyeceğini belirtmek isterim. Sadece siz olun. Bu anlarda geçmişin defterlerini açıp hesaplaşmak yerine “öyle ya da böyle hatalarımız oldu ama şimdiye bakalım” diyebilmenin şansını verin kendinize. 22 yıllık evliliğinizde her gün çok kötü geçmiş olamaz; elbette güzel anılarınız da vardır. O anıları hatırlayıp şimdi de güzel anılar biriktirebilmenin şu an elinizde olduğunu unutmayın. Hadi adım atın, tutun o eli, sarılın! Yabancı değilsiniz…
