TR EN

Dil Seçin

Ara

Ruhsal Şifa / Flört mü, Görücü Usulü mü?

Ruhsal Şifa / Flört mü, Görücü Usulü mü?

Soru: Hocam evlendiğimde mutlu ve huzurlu bir yuvada yaşamak en büyük dileğim. Bundan dolayı evlenmeden evvel eş adayımı olabildiğince fazla tanımak istiyorum. Hal böyle olunca da birbirimizle fazla vakit geçirmeye başladık. Bu da başka sorunlara yol açmaya başladı. Ayrılmak istesem bunca yılın emeği var ve ona gerçekten bağlandım. Ama gün geçtikçe onunla benim aramda kalın duvarların olduğunu fark etmeye başladım. Görücü usulüyle evlenseydim daha mı iyi olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Ne tavsiye edersiniz?

 

Cevap:

Uzun yıllardır geleneğe ait her ne varsa faydalı-faydasız ayrımına bakılmaksızın bir çuvala doldurulup çöpe atılmaya çalışıldığı için “görücü usulü” denen yöntem de maalesef çağdışı ilan edilerek yerine “flört” yöntemi ikame edildi. 

Flört yönteminde genelde kız ve erkek temel bir hoşlanma durumundan sonra “takılmak” niyetiyle baş başa buluşmaya başlar, mesajlaşır… Bu durum devam ettikçe buluşma sıklıkları artar, mesaj trafiği yoğunlaşır, telefonla görüşülen dakikalar saatlere dönüşür. Bu durum haliyle duyguları yoğunlaştırarak kız ve erkeğin birbirine olan arzu ve sevgisini artırır. İşte buna “aşk” deniliyor. Artık iki tarafın da karnında kelebekler uçuşuyor her an beraber olmak istiyor ve cinsel manada da arzular tavan yapmış oluyor.

Artık her buluşmaya kız ve erkek en çekici haliyle gelir; birbirlerine gönderilen fotoğraflar en özenli şekilde çekilir vs… Bu süreç “aşk” duygusunun şiddetli döneminde artarak devam eder. İlişki uzadıkça aşkın hırçın dalgaları zamanla durulur ve sakinleşir. Bu sakinleşme, yavaş yavaş gerçek kişiliklerin ortaya çıkmasını, aklın daha çok devrede olmasını beraberinde getirir. Taraflar artık daha gerçekçi düşünerek “acaba bana uygun mu?” sorusunu sormaya başlar. Zira artık iki taraf da kendisini eskisi kadar toz pembe dünyada görmez. Karşılıklı kusurlar görülmeye başlanır. Aşk denen geçici sarhoşluk halindeyken gayet sevimli ve basit görünen kusurların evlenildiği takdirde aslında başlı başına büyük problemler olduğu o zaman anlaşılmaya başlanır. Lakin ortada yıllardır emek harcanan ve “alışkanlık” haline gelen bir insan vardır. Bu noktadan sonra geri dönüş çok zordur. Genelde “evlenince değişir” adlı bir kılıfla nikâhın kerametine güvenilir. Elbet bazen değişim olur ve mutlu olurlar ancak bile bile lades ile evlilik yoluna girildiği takdirde nikâhın kerameti değil yılların gerçekleri daha ağır basar.

Buradaki sorunu iyi tahlil etmek zorundayız. Evlilik gibi ciddi bir müesseseyi bırakın, en basit bir seçimi dahi yaparken ilk adımınız akılla değil de duyguyla olursa genelde bu tercih hüsranla sonuçlanır. Duygu elbette çok kıymetlidir lakin sıralamada akıldan önce geldiği takdirde aklın müdahale alanı maalesef çok daralmış olur. Flört yönteminin dinî açıdan sakıncalarını da hatırlamakta fayda vardır. Flört yönteminde evlilik niyetiyle başlamayan bir “takılmaca”, duyguların yoğunlaşmasıyla oluşan “aşk”, her şeyin mümkün olduğuna dair akıl dışı bir “tozpembelik” ardından sakinleşen aşkın yüzümüze vurduğu “acımasız gerçekler” ancak ortada yıllanmış emek kokan bir ilişki ve “alışkanlık”… manzara böyle olduğunda geriye dönülmesi veya vazgeçilmesi çok zor bir ilişki yumağıyla karşı karşıya kalmış oluyoruz. Ancak her ne olursa olsun, hangi aşamada olunursa olunsun yüzümüzde acımasız gerçeklerin tokadını hissetmeye başladıysak, onu “alışkanlıktan” vazgeçmemek adına görmezden gelmemeliyiz. Zira zararın neresinden dönülse kârdır ve o ana kadar değişmemişse evlendikten sonra da değişmesi pek mümkün gözükmemektedir. Duygular ise zamanla akla yenik düşüp dinginleşecektir. Aksi takdirde pişmanlık, hayatın geri kalanında en tanıdık duygu olur.

Buna karşın geleneksel “katı görücü usulünü” tamamen tavsiye edemem elbette. Yani kararların aileler tarafından verildiği kız ve erkeğe de boyun eğmek düştüğü bir anlayış da hiçbir açıdan kabule şayan değildir. 

Evlilik aklın ve maneviyatın rehberliğinde, duyguların zemininde ailelerin de rızasında ilerlediği takdirde sağlıklı bir temel üzerine inşa edilmiş olacaktır. Yani kız ve erkek daha ilk adımı atarken “evlilik ihtimaliyle” tanıştıklarının bilinciyle bu yola çıkmalılar. Hal böyleyken ortada henüz sevgi ve daha da önemlisi aşk adında aklı iptal edebilecek potansiyelde bir duygu yokken iki taraf da makul kriterlerini birbirinde rahatlıkla arayabilirler. Ailelerin de birbirleriyle tanışmaları ve gençlerine yol göstermeleri bu sürecin kılavuz eşliğinde devamını sağlar. Kriterler uyuştukça sevgi başta olmak üzere birçok duygu baş göstermeye başlar ve zamanla bu güzel duygular aklın da onayıyla sürece eşlik eder. Flört mantığında ise az evvel izah ettiğimiz gibi bu sürecin tam tersi işlemektedir. Mesele evliliğe niyet ve ardından “duygunun mu yoksa aklın mı” rehber kabul edileceğidir.