TR EN

Dil Seçin

Ara

Genom / Yaratılış Dili

Amerikan Başkanı’nın deyimiyle genetik şifreyi çözmekle “Tanrı’nın dili”ni çözüyoruz. Yani, yaratılışın hangi üslupla yazıldığını fark ediyoruz. Yani, Yaradan’ın hayatı ortaya koyma tarzına tanık oluyoruz. Yani, Varlığı yokluğa tercih etme biçimini okumaya başlıyoruz. Yani, nasıl bir “dil”le konuştuğunu çözüyoruz.

Varlık dünyasındaki her hareketimiz “yaratılışın dili”ne göredir. Bir işi nasıl başarmamız gerektiğini öğrenirken “Tanrı’nın dili”ni belliyoruz. Kâinatta her şey, bir sebep-sonuç çizgisi içinde yaratılmıştır. Her işimizde izlediğimiz çizgi budur. Bir işin “yolu yordamı”, bir başarının “sır”rı, sonuç alma “sanat”ı yaratılışın kanunlarıdır. Bu kanunlara uymayan, işin yolunu, yordamını bilmeyen başarının sırrına eremez, istediği sonuca ulaşamaz. Yani, “yaratılışın dil”ini çözmemiş olur, isteğini doğru dille ifade etmemiş olur.

Yeryüzündeki her eylemimiz, işte böyle bir istektir. Doğru dille söylersek, yaratılışın gramerine uygun konuşursak, isteğimiz işitilir ve yerine getirilir. Her türlü ilmî keşif, bu dilin gramerinin inceliklerine daha da derinden aşina olmak anlamına gelir. Meselâ, Edison onca yıl uğraştıktan sonra, elektriği isteme dilini kavramış, kendisine “ampul”le cevap verilmiştir. Meselâ, insanlar hava tanecikleriyle sesi çok uzaklara taşımayı arzu etmişler ve bu arzularını sonunda “radyo” adı verilen cihazla dillendirmişlerdir. Şimdi elinde radyosu olan herkes bu isteğini doğru dille ifadelendirdiği için uzaktan sesler duyabiliyor. Şimdilerde, uçmak isteyenler bu isteklerini “uçak” adı verilen özel araçlar aracılığıyla ifade ediyorlar ve uçma istekleri yerine getiriliyor. Yine, uzaklarda görüntü almak isteyenler, “televizyon” aracılığıyla konuşuyorlar ve istekleri derhal kabul ediliyor. Özetle, her yeni keşifle, daha ince bir gramer kuralını öğreniyoruz ve daha ince bir isteğimizi dile getiriyoruz. Yaratılışın gramerine dilimiz ne kadar dönüyorsa, elimize o kadar iyi sonuçlar geçiyor. Meselâ, şimdi de hayatın yaratılışında var olduğunu bildiğimiz genetik dili daha bir incelikle çözdüğümüz söyleniyor. Eğer bu doğruysa, hayatımıza dair isteklerimizi daha bir keskin dille ifadelendirebileceğiz demektir. Yani, isteklerimizi ifade edeceğimiz asıl dili daha iyi öğrenmek üzereyiz demektir. Yani, bundan böyle Hayatı Veren ile daha açık bir dilden iletişebileceğiz. “Bizi şu kadar yıl yaşat!”, “insanları şu hastalıklardan uzak tut!”, “şu rahatsızlıkların kaydını bedenimizden sil!” gibi ricalarda bulunacağız. Bu ricaları O’nun öğrettiği dil üzerinden dillendireceğimiz için, yani istemenin yolunu yordamını bilerek isteyeceğimiz için, ricalarımız dikkate alınacak demektir.

Zaten, şimdiye kadar yine O’nun dilini konuşuyorduk. Şimdi farklı olan, O’nun dilini daha incelikli olarak konuşabilecek olmamız. Yaşamaya dair isteklerimizi yaratılışın diline göre seslendirmeye hazırlanıyoruz. Yaratılışta Yaratıcı’nın belirlediği kanunlara riayet etmek, isteklerimizi seslendirmenin yolu yordamıdır. İşte, aerodinamik kanunlarının tüm ayrıntılarını yerine getirirken “Biz uçmak istiyoruz.” dedik. Ve şimdi uç(urul)uyoruz! Tıbbın bütün inceliklerini dikkate alırken, “şifa bulma” arzumuzu dillendiriyoruz. Ve arzumuzu doğru dille dillendirebildiğimiz ölçüde. iyileş(tiril)iyoruz! Şifayı veren, Şafi’nin öğrettiği “şifa arama dili”ne ne kadar yakın “konuşursak” tedavimiz o kadar başarılı olur.

Tüm teknolojik gereçlerimiz Yaratıcı’nın yaratış dilinden deşifre edilmiş birer somut sözdür. Radyo, havadan sesin nakledilebileceğini fısıldayan “yaratış dili”nden bir sözdür. Televizyon, görüntünün uzaklara taşınabileceğini haber veren “yaratış dili”nden bir cümledir. Ve genetik harita, bedenimizin işleyişine ve biçimine hükmeden yaratış emirlerinin topluca okunuşudur.

Bir yaratılmış olarak, yapıp ettiklerimizin hepsi yaratılışın dilini konuşmaktır. Tarlasına buğday eken bir çiftçi de, oyuncağını suda yüzdüren bir çocuk da yaratılışın diline göre konuşur. Her davranışımız, yaratılışa “emrolunduğu gibi dosdoğru” uymak zorundadır. Her eylemimiz, kâinatın konuştuğu dildendir. Yaratılışın diline dilimiz döndüğünce sonuç alırız, başarırız. Yoksa, her eylemimiz sonuçsuzdur, başarısızdır.

Sonuç olarak, her eylemimiz yaratılışın dilinde söylenmiş bir istektir. Yaratıcı hem ulaştığımız her sonuçta, yakaladığımız her başarıda, isteğimizi yerine getirir, dileğimizi gerçekleştirir. Böylece, karşılıklı konuşur ve bizler kâinatı öğrendiğimiz ölçüde anlaşırız.