TR EN

Dil Seçin

Ara

İnsan Genleri Haritası

Haziran ayı sonunda ‘GENOM’ diye adlandırılan insan genleri haritası veya DNÂ (Deoksi-ribo-nükleikasit) diye bilinen, insana ait bilgilerin yani şifrelerin kayıtlı olduğu o mükemmel mekanizma ile ilgili bir açıklama yapıldı. Bu açıklamayı yapabilmek için Dünya’nın değişik ülkelerinde yüzlerce bilim adamı 10 yıldan fazla süre ile laboratuvarlarda çalıştı. Bu araştırmaların sonunda da, Araştırma ekibinin başkanlarıyla birlikte ABD Başkanı Clinton ve İngiltere Başbakanı Tony Blair, canlı yayında gen haritası araştırmalarının tamamlandığını açıkladılar.

Clinton “Tanrı’nın hayatı yarattığı dili bugün öğreniyoruz.” diyerek konuya değişik bir boyut da kazandırdı. Yayına telekonferansla katılan İngiltere Başbakanı Tony Blair de haritayı “21. yüzyılın ilk dev teknolojik zaferi” olarak niteledi. Projenin İngiltere ayağını yöneten Doktor Michael Dexter de “İnsan genleri haritasının çıkarılması ancak Ay’a ilk astronotun gönderilmesiyle kıyaslanabilir. Çünkü bu, insanlık var oldukça önemini koruyacak ve kullanılabilecek bir bilgidir.” diye konuştu. İşte GENOM projesinin geldiği nokta devlet başkanları düzeyinde canlı olarak Dünya’ya bu sözlerle duyuruldu. Bu GENOM projesi neydi? Daha doğrusu neden bu kadar önemli idi? Buna cevap verebilmek için ilk önce bu proje ile, neyin araştırıldığını ve bulunduğunu söylememiz gerekmektedir.

16 ayrı merkezde yürütülen araştırmalar, insan genlerinin yüzde 97’sinin çözüldüğünü söylüyor. Yani, insandaki yaklaşık 100 trilyon hücrenin herbirindeki DNA zincirlerini oluşturan kimyasal yapının sırası büyük ölçüde çözüldü diyor. Bilim adamları, insanın her bir hücresinde 0.0001 santimlik bir yapının içinde yaklaşık 2 metre uzunluğunda 3 milyar DNA’nın sıkıştırılmış vaziyette yer aldığını kaydediyor. Bu DNA zinciri de “Adenine”, “Cytosine”, “Guanine” ve “Thymine” isimli dört kimyasal maddeden oluşuyor. “A”, “C”, “G” ve “T” harfleri ile isimlendirilen DNA alfabesindeki bu 4 harf kullanılarak 3 milyar harften oluşan bir kitap yazılıyor. İşte araştırmacılar bu mükemmel kitabın harflerinin dizilişini okudular. Bu kitabın içinde yaklaşık 100.000 mesaj olduğu sanılıyor. Yani 100.000 gen. Gen haritası insanı oluşturan kodlanmış emirler dizisinin toplu listesinden başka bir şey değil. Bu da yaklaşık 100.000 farklı protein demektir. Sonuçta vücudumuzdaki hücrelerin, dokuların ve organların oluşması, işlevlerini görebilmesi ve bunu uyum içinde yapmaları için gerekli olan proteinler, DNA üzerindeki şifreden sentezleniyor. Şayet bir gen üzerinde bu harflerde bir tane eksiklik, fazlalık veya yanlışlık olsa o protein fonksiyon gösterecek yapıda olmayabiliyor. İşte bu yüzden, 3 milyar harften oluşan kitabın harf dizilişini bulmak çok önem kazanıyor.

Bu bilgiler kitap halinde yazıldığında kitabın yüksekliği 70 metreyi buluyor. Bilim adamları bir kişinin gününün her saniyesini gen haritasının bir harfini ezberlemekle geçirmesi halinde, gen bilgilerinin tümünü ezberlemek için yüz yıl zaman harcaması gerektiğine de dikkat çekiyor. İnsanın gen haritasını daktilo etmenin süresini de hesaplayan bilim adamları, dakikada 60 kelime yazan bir kişinin günde sekiz saat çalışarak bu çalışmayı ancak 50 yılda bitirebileceğini belirtiyor.

İnsanlar arasındaki farklılıkları oluşturan DNA’ların oranı ise sadece binde 2. Yani bu orandaki genlerimiz de aynı olsa, bütün insanlar birbirine tek yumurta ikizleri gibi benzeyecek. DNA alfabesindeki bu 4 harf kullanılarak çok ince hesaplarla genetik yönden ?.8 benzerliğe ve %0.2 farklılığa sahip şu anda 6 milyardan fazla insan bulunmakta. Başka bir deyişle, 6 milyar kitabın yazıldığı görülmektedir. Birde mazideki insanları hesaba katarsak hesap iyice karışacak herhalde. Fakat, insanlığın ilk gününden beri açıkça görülüyor ki, bu kitapların YAZARI hesabı hiç karıştırmamakta.

Gerçekten bu GENOM projesinin asıl amacı neydi? Sadece DNA kitabındaki harflerin sırasını mı bulmak istiyorlardı? Yoksa başka hedefleri mi vardı? Çok sayıda araştırmacı uzun bir zaman ve fazla miktarda parayı niçin harcamışlardı? Bu araştırmalar para kazanmak için mi yoksa insanlığa hizmet için mi yapılıyordu? Bu soruların cevapları basında bir müddet tartışıldı. Bu konuda söz sahibi olan bazı bilim adamlarımızın basından okuduğumuz görüşlerini aktararak sizlere daha geniş bir yelpazede cevapları sunmak istiyorum.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Işık Bökesoy: Henüz bulunanlar DNA dizisidir. Bunların ne yaptıklarını öğrenmek için çalışmalar sürmektedir. Bu durum bilim çevrelerince önceden bilinmekteydi. Yapılan açıklama toplumu bilgilendirmek içindi. Toplum aydınlatıldı ancak bu sansasyon yarattı. Hemen sonuca ulaşılacak bir şey değil ancak bu çalışmalar ileriye yönelik büyük ümitler vaad etmektedir. Genlerle ilgili çalışmalar sonucu ilaçlar ortaya çıkacağından bu büyük bir ilaç pazarıdır. Bu nedenle de patent amacıyla böyle bir açıklama yapılmıştır.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Genetik Bölümü’nden Yrd. Doç. Mehmet Alikaşifoğlu: Çıkan haberlerle toplum, bugünden yarına bütün hastalıkların tedavisi bulunmuş gibi bir yaklaşıma sokulmuştur. Bilgiler şu anda ham bilgilerdir. Şu anda DNA’daki dizin ortaya kondu, hastalık bazında uzun çalışmalar gerekiyor. Bunun tıp alanında uygulanması için 10 ila 50 yıllık bir sürece ihtiyaç vardır. Yaşla ilgili meseleler de spekülatiftir.

Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Patoloji Laboratuvarı Başkanı Prof. Dr. Osman Yılmaz: Bu açıklamalar özellikle ölümcül hastalarda ciddi bir beklentiye ve umuda yol açmıştır. Bu çalışmalar yeşeren umutlara en kısa zamanda yanıt verebilecektir. Ayrıca, günümüzde aralarında kalp hastalıklarının da bulunduğu çok sayıda hastalığın nedenleri bilinmesine rağmen, değişen bir şey olmamaktadır. Kalp hastalıklarının en önemli sebepleri arasında gösterilen sigara, bütün uyarılara rağmen vazgeçilmezler arasındaki yerini korumaktadır. Gen haritasıyla insanları bekleyen olası hastalıkları önceden belirleme imkanı doğabilecek, ancak ötesi kendilerine kalmıştır.

M.Ü. Tıp Fakültesi ve TÜBİTAK Gen Müh. Enstitüsü Prof. Dr. Beyazıt Çırakoğlu: Binlerce yıllardan, 1200 yıldan falan söz ediliyor. Bu nasıl hesaplandı bilmiyorum, ama yaşama tabi belli konfor ve uzama getirebilecek. Ama bunun ne kadar olduğunu şu anda söylemek mümkün değil diye düşünüyorum. Gen araştırmaları çok pahalı araştırmalar. Yani herkesin bir anda ulaşmasının çok zor olduğunu düşünüyorum. Bütün topluma yayılması için daha epey uzun bir zamana ihtiyaç var. Bir yerde bu genlerin analiz edilmesi, incelenmesi kişinin gelecekte taşıyabileceği bazı hastalıkların da işaretlerini verebilir. O zaman sigorta şirketleri bunu kullanacaklardır. İşe almalarda bu gizli bir şekilde ortaya çıkacaktır. Buna benzer bir çok toplumsal şu anda küçük gibi gözüken ama daha sonra daha büyük boyutlara ulaşabilecek sorunlar gelecektir.

Gen haritası araştırmacılardan Francis Collins: İnsanların bu araştırmalardan duyduğu korkuyu biliyoruz. 24 saat önce baldızımı meme kanseri yüzünden kaybettik. Bu hızımızı artırmamız gerektiğini gösteriyor. Daha yapılacak çok iş var.

Görüldüğü gibi, hem Türkiye’de hem de yurtdışındaki bilim adamları konuşurken sözlerine çok dikkat ediyorlar. Gelinen seviyeyi ne küçümsüyorlar ne de fazla abartıyorlar. Bilim adamlarının dışındakiler bu olayı sansasyonel hale getiriyorlar. Bundan sonra bilim adamlarının yapacağı iş, genlerin hastalıklarla bağlantısını belirlemek olacak. Böylece yeni teşhis ve tedavi yöntemleri ortaya çıkarılacak. Sonuçta tedavi kolaylaşacak. Parası olanlar bu tedaviye, ancak gelişmiş ülkelerin büyük sağlık merkezlerinde ulaşarak, hayatını kısa bir süre uzatabilecek. Maddi gücü yetmeyenler ise, şimdiki gibi hayatına devam edecek. Maneviyatı kuvvetli olanlar ise hücrelerinde bulunan DNA kitabı YAZARININ asil istediğine yönelecek.

Şayet genetik bilgi insan sağlığının kalitesini yükseltme dışında, başka amaçlarla kullanılırsa, ciddi sosyal, etik ve yasal sorunlara yol açacaktır. Sigorta şirketleri, işverenler, okullar, polis ya da silahlı kuvvetlerin çok işine yarayabilecek bu bilgiler, insanlar arasında eşitsizliğe ve ayırımcılığa yol açabilir. Nitekim ABD’de sigorta şirketleri genetik test sonuçlarına göre primleri değiştirmiş, sağlıklı olanların primlerini düşürmüş, bir hastalık geni taşıyanlarınkini ise yükseltmiş ya da onları hiç sigortalamamıştır. Bu nedenle Clinton hükümeti özel bir yasa ile buna engel olmuştur.

Görüldüğü gibi insan gen haritası üzerinde yapılan çalışmalar hem faydalı hem de suistimale açık olarak yorumlanabilmektedir. Bu yüzden, Diyanet’in bu konu ile ilgili açıklaması son nokta olarak düşünülebilir kanaatindeyim. “İslam dini, insan yararına gerçekleştirilen her türlü çalışmayı teşvik eder ve bu tür çalışmaları, topluma bir görev olarak yükler. Ancak bunların hukuki, ahlaki ve manevi değerler açısından problem oluşturacak ve insanlık için tehlike arz edecek noktalara getirilmesini de asla onaylamaz. Bu alanda gerekli önlemlerin alınmasını öngörür. Esasen, ‘Teknolojinin insanlık amaçları uğrunda sınırlandırılması’ kavramı, bilim ve hukuk otoritelerince de savunulmaktadır. Bu itibarla, hangi şekilde olursa olsun, insana ve topluma zarar vermemek kaydıyla, genler üzerinde biyolojik ve tıbbi nitelikli çalışmalar yapmak, İslam açısından bir sakınca taşımamaktadır. Hatta, insanlığa hizmet gayesi taşıyan bu ve benzeri çalışmaları takdir ve teşvik etmektedir. Önemli olan, varılan bilimsel sonuçların insanlığın hayrına kullanılmasıdır. Bu çalışmalar, Allah’ın koymuş olduğu fıtri sistemi ve doğal kuralları daha iyi keşfetmemize yardımcı olmakta ve Yüce Yaratıcı’nın büyüklüğünü daha iyi anlamamızı sağlamaktadır. Esasen bu başarıyı gerçekleştiren bilginlerin açıklamaları da bu yöndedir.”