TR EN

Dil Seçin

Ara

“Geçen Gün Ömürdendir”

Ömrümüzün bir yılını daha, geride bırakmış olmanın tazeliğiyle, bu başlığı “geçen yıl ömürdendir” diye de değiştirebilirsiniz.

Evet, geçen yıl ömürdendi(r). Ve onu yaşamak suretiyle eskittiğimizi iddia etsekte. Eskiyen, yıpranan ve her geçen zaman parçacığıyla birlikte bizden bir şeyleri, mazinin hatıralar kervanına yükleyip dönülmez bir yolculuğa uğurladığımızın farkındayız. Gerçi lâfı bu kadar uzatıp ağdalandırmanın bir manası da yok. Sözün özü o ki: Herkes kendi hayatını yaşıyor, herkes kendi sermayesini tüketiyor. İnsanın her şey karşılığında ödediği tek şeydir ömrü. Onu dikkatli harcamalı ve hesabı iyi yapmalı.

Şu, ömürlerinden bir yılın geçip gitmiş olmasını, en olmadık çılgınlıkları yapmak, zil takıp oynamak için bahane sayanların aklından şüphe etmemek mümkün mü? İnsan tekrar yaşanamayacak bir hayatı, geri asla döndürülemeyecek bir ömrü, tüketmekle meşgûl. Ne giden yıl geri gelecek, ne geleni elde tutmayı becerebileceğiz.

Günlerin içinde yapabileceğimiz iyi şeyler, o günle beraber geçmeyen ve gitmeyen asıl şeylerdir. Hayırlar, iyilikler o günden geriye kalan güzelliklerdir. Batmayacak güneşler onlardır.

Ah bir bilebilsek bu hayatın bir defa olduğunu ve bir daha asla geri dönülemeyeceğini... Bu kadar gamsız ve bu kadar savurgan olmazdık herhalde ömrümüze karşı. İnsan zararlı döndüğü bir pazardan, bir alışverişten sonra sevinebilir mi? Kırk yıl, elli yıl, altmış yıl, çok uzun bir süre değil aslında, yıllar su gibi akıyor.

Beşyüz sene de yaşasa insan, geçen gün yine ömürden olacak, takdir edilen bir hayattan harcanmış olacak.

Bu hayat madem ödünç verilmiş, her gün teker teker, her yıl birer birer geri alındığına göre, önümüzde verilecek kaç yılımız, yaşanacak kaç günümüz kaldığını kim bilebilir kim hesap edebilir?

Altmış sene sonra, hayatta kalamayacağını herkes biliyor, ama bu biliş hiçkimseyi rahatsız etmiyor. Hayret!