Hoşgeldiniz Mahmut Bey, geçmiş olsun, neydi şikayetiniz?
— Sormayın doktor bey bende vesvese var.
— Nasıl yani?
— Tuvaletten sonra elimi yıkıyorum, “acaba mikrop kalmış mıdır!” diye bir daha, bir daha yıkıyorum. Abdest alıyorum, sonra “acaba eksik mi oldu!” diye kuşkuya düşüyorum, tekrar tekrar abdest alıyorum. Banyodan çıkamaz oldum.
— Başka?
— Evden çıkarken “acaba pencereleri kapattım mı, tüpgaz kapalı mı?” diye dönüp yine kontrol ediyorum. Kapattığımı biliyorum aslında ama elimde değil.
— Ne zamandır var bu şikayetler?
— Aslında çok uzun zamandır hafif hafif vardı ama son zamanlarda iyice arttı. Hele...
— Evet?
— Hele son zamanlarda namaz kılarken, Kur’an okurken filan, aklıma haşa Allah’a küfür gibi düşünceler geliyor. Aslında istemiyorum böyle düşünmek ama engel olamıyorum, aklıma giriyor. O yüzden namazı bile aksatıyorum bazen.
— Yazık.
— Nedir bunlar doktor bey? Ne biçim bir hastalık bu?
— Bu anlattıklarınız “obsesif kompulsif bozukluk” dediğimiz bir ruhsal hastalık. Bu hastalıkta kişinin aklına istemediği halde rahatsız edici, garip düşünceler gelir ve kişi de bu düşüncelerden kurtulmak için saçma görünen bazı davranışları tekrarlar durur. Kimi hastalarda mikrop kapma korkusu vardır, kiminde kapı-baca kontrolü. Bazen de özellikle dinî veya cinsel konularda rahatsız edici düşünceler gelir ve kişiyi ümitsizliğe, hatta depresyona bile götürebilir.
— Hiç başka kimsede gördünüz mü böyle bir hastalık? Ben böylesini duymadım.
— Aslında hayli sık bir rahatsızlıktır bu. Ortalama 30 kişiden birinde görülür. Ama çoğu hasta utandığı için hastalığını saklar, bazıları da “biraz titizim sadece, huyum bu” diye doktora başvurmaz. Bazıları da “hocaları” dolaşırlar ama bir psikiyatriste gelmeyi ihmal ederler.
— Peki çaresi var mı? Benim hiç umudum kalmadı. Bazen Allah affetsin, intiharı bile düşünüyorum.
— Tabii ki çaresi var. Hadis’te de vardır: “Allah yarattığı her hastalığın şifasını da yaratmıştır.” Bu rahatsızlığa da iyi gelen ilaçlar bulundu. Kullandığınızda belirgin bir düzelme görürüz inşaallah. Ama ilaç kullanma dışında sizin de yapmanız gereken şeyler var.
— Nedir?
— Önce hastalığın özelliklerini bilmeniz lazım. Şunu hiç unutmayın: Siz vesveselere önem verdikçe onlar artar, önemsemeseniz azalırlar. Boş durup sadece bu düşüncelerle meşgul olursanız içinden çıkamazsınız. Bir işle meşgul olduğunuzda ise vesveseler hafifler.
— Gerçekten de öyle oluyor.
— İnşirah suresini bilirsiniz herhalde, sıkıntılardan kurtulma, ferahlama ile ilgilidir. Yedinci ayetinde “boş kaldığın zaman bir işe sarıl” buyrulur. Biz de bu gibi hastalıklarda genellikle dinlenmeyi değil çalışmayı tavsiye ediyoruz. Zaten “boş bırakılan tarlada yaban otu biter.” Siz zihninizi müspet şeylerle meşgul etmezseniz, boş oturursanız, garip fikirler kendiliğinden yeşerir.
— Ama bana öyle geliyor ki mesela o küfürler, kötü sözler kalbimden çıkıyor. Ben mahvoldum doktor bey.
— Eğer o vesveseler gerçekten sizin kalbinizin ürünü olsaydı böyle rahatsız olmazdınız. “Bunlar sadece vesvese, ben bunlardan razı değilim, bunları kabul etmiyorum, rahatsız oluyorum, öyleyse bunlar benim fikirlerim değil” diye düşünün ve içinizi rahatlatın, kendinizi suçlamayın. Böyle kendinizi suçlayıp durursanız manevî kuvvetinizi iyice azaltır teslim bayrağını çekersiniz.
— O zaman şeytanın vesvesesi diyeceğiz. Hmmm.. Ama bazen de mesela bir dinî sohbette aklıma küfür değil ama anlatamayacağım pis şeyler geliyor. Bunlar niye?
— Bakın, “çağrışım” denilen bir olay vardır. Her şey zıddını hatırlatır. Siyah beyazı; gece gündüzü; temiz kirliyi hatıra getirir. Onun gibi, mukaddes şeyler de bazen tam zıddı olan çirkin şeyleri çağrıştırabilir. Bu insan zihninin çalışma şeklinin tabii bir neticesi. Zaten pek çok insanın aklına böyle çağrışımlar gelir ama onlar üzerinde durmazlar, o vesvese de söner biter. Siz evham yapıp üstünde durdukça ve heyecan, panik yaptıkça o çağrışımın, o vesvesenin daha da kökleşmesine yol açıyorsunuz. Zira düşünceleri hafızada en sağlam yerleştiren şey, o düşüncenin beraberindeki yoğun duygulardır.
— Peki bu düşünceler geldiğinde nasıl uzaklaştırabilirim onları?
— Vesveseler kovmayla gitmez, artar. Mesela arılara “kışt, pışt” etseniz daha fena üstünüze gelirler. İlgilenmezseniz dağılır giderler. Kendi halinde gezen köpeğe “hoşt” deseniz havlar, belki saldırır. Bakmazsanız yoluna gider. Vesveseler de böyledir. Sizin yapacağınız, vesvese geldiğinde onunla ilgilenmemek düşünmemek ama başka şeylere dikkatinizi yöneltmek.
— Peki neden oldu bu hastalık?
— Burada iki cihet var. Biri bedenî, diğeri ruhî. Bedenî yönü beyindeki bazı maddelerle ilgili. Mesela nasıl ki midede asit fazla, koruyucu maddeler az olursa ülser olur, onun gibi beyinde de bazı maddeler arasındaki dengesizlik bu hastalığa sebep olabiliyor. Bu tıbben ispatlanmıştır. Zaten onun için biz psikiyatristler bu tür hastalara ilaç veriyoruz ve sadece ilaç kullanmak bile p-80 düzelme sağlıyor.
— Ama ilaçlar aklı uyuşturmuyor mu? Pek kullanmak istemiyorum.
— Bakın, psikiyatrik ilaçların bir kısmı tedavi edicidir, bir kısmı da sakinleştirici. Bu hastalık için tedavi edici ilaçlar var. Ben de onları yazacağım zaten. Ama bazı ilaçlar da var ki, bunlar sadece sakinleştirir, sizin tabirinizle uyuşturur. Ben bu tür ilaçları pek tavsiye etmiyorum. Fazla kullanınca alışkanlık yapabiliyor. Tedavi de etmiyor.
— Evet... ilaçlarınızı yazdım, inşaallah şifa bulursunuz. Ha! Bu rahatsızlığın bir de kişilikle ilgili psikolojik yönü var demiştik, ama bunu sonraki görüşmemizde konuşsak daha doğru olur.
— Tamam doktor bey. Sağolun.
— Geçmiş olsun.
