TR EN

Dil Seçin

Ara

İçmeden Sarhoş Olunur mu? / Nadir Hastalıklar

Dünyanın her kıtasında; insanların yakalandığı pek çok türde hastalık vardır. Kimi hastalık doğuştan olur, kimisine sonradan yakalanılır. Kimisi mikroplarla bulaşır, kimisi genetiktir. Kimileri mevsimseldir, kimileri her zaman görülür. Bulaşıcı birer hastalık olan Kolera ve Korona gibi hastalıklar ise bütün dünyayı tehdit eden salgın hastalıklara örnek gösterilebilir. Tarihte çeşitli zamanlarda tekrarlayan kolera salgınlarından dolayı binlerce kişinin vefat ettiğini hepimiz biliyoruz. 

Bir de yanlış beslenmeye bağlı Obezite ve Blumia gibi hastalıklar vardır. Obezite bütün dünyada görülen aşırı şişmanlık hastalığı iken Blumia aşırı zayıflık hastalığıdır. İkisi de yanlış beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklardır. 

Bunlara, daha nadir görülse de bir yeni bir hastalık daha eklendi: Bağırsak fermantasyon sendromu, Otomatik bira fabrikası sendromu, Auto-Brewery Sendromu (ABS), yani hasta alkol almamasına rağmen bağırsakların alkol üretmesi. Şaşırdınız değil mi? Hiç ağzına alkol sürmeyen insanların kanında yüksek promillerde alkol tespit ediliyor. 

Peki bu nasıl oluyor? Hastalar aşırı derecede karbonhidratlı besinlerle besleniyor veya fazla miktarda meyve yiyorlar. Ya da uzun süre antibiyotik kullanmış oluyorlar. Sonuçta bağırsak florasındaki denge bozuluyor ve Saccharomyces cerevisiae, Saccharomyces boulardii, Candida albicans, C. parapsilosis türündeki maya mantarları, Klebsiella pneumoniae gibi mikroplar aşırı derecede çoğalıyor. Bunlar alınan gıdaları fermantasyona uğratınca sonunda alkol açığa çıkıyor ve o da kana geçerek kişiyi sarhoş ediyor. Baş dönmesi, ağız kuruluğu akşamdan kalma gibi sarhoşluk hali, bilinç ve denge kaybı, kronik yorgunluk, hatta nihayetinde depresyon, anksiyete ve karakter değişikliği gibi belirtiler nedeniyle psikiyatri kliniklerine bile gidip antidepresan ilaçlar kullanıyorlar. 

Bu hastalığın teşhisi oldukça zordur, çünkü bu ihtimal akla bile gelmez. Şu ana kadar dünyada görülen hasta sayısı ise iki elin parmaklarını geçmez. ABD, İngiltere, Belçika, Çin ve en son Türkiye’de Giresun’da görüldü.

Bu hastalıkla ilgili en ilginç hayat hikayesi ABD’de yaşanmış. Alkollü araç kullanma şüphesiyle kenara çekilen 46 yaşındaki Kuzey Karolinalı bir adam kesinlikle sarhoş olmadığını savunur. Alkol testi yapmayı reddettiğinde hastaneye götürülür ve doktorlar polisin şüphelendiği şeyi doğrularlar. Çünkü kanındaki alkol seviyesi eyaletin yasal sınırının iki buçuk katıdır ve bu kişi sarhoşken araba kullanma suçundan dolayı tutuklanır. Tutuklanmasının ardından bir yıl boyunca, “sarhoşluğunun” nedeni bir sır olarak kalır. Sonrasında Ohio’da bir klinikte daha önce böyle bir hasta gören doktorlar tarafından teşhis edilir. Hasta tedavi edildikten sonra taburcu edilmiş ancak uygulanan tedavi rejimine bağlı kalmasına rağmen belirtisiz birkaç hafta sonra aralıklı alevlenmeleri geri dönmüş. “Sarhoşluk” yaşadığı bir anda düşmüş ve başını vurmuş. Bunun sonucunda kafa içi kanaması geçirince beyin cerrahisi merkezine yatırılmış. Hastanede kaldığı süre boyunca kanındaki alkol seviyesi 50 ila 400 mg/dL arasında değişmiş.

Yapılan geriye dönük araştırmalarda bu hastanın 2011 yılında başparmak yaralanmasından sonra 3 hafta antibiyotik (sefaleksin) kullandığı tespit edilmiş. Bu da bağırsak florasını bozunca bağırsağında Saccharomyces cerevisiae, Saccharomyces boulardii adında iki maya mantarı üremiş, bunlara bağlı olarak da bu nadir hastalığın gelişmiş olduğuna karar verilmiş.

Bu nadir hastalık nedeniyle bir kez anlaşıldı ki, bazı şeyler bizim yanlışlarımız dolayısıyla ortaya çıkabiliyor. Bilinçsiz antibiyotik kullananlar, bilinçsiz beslenenler, aşırı karbonhidratlı beslenenler (ekmek, hamur işleri ve nişastalı yiyeceklere aşırı tutkunluk), çok meyve ve şekerli gıdalar yiyenler, kontrolsüz şeker hastalığı olanlar çok dikkatli olmalıdırlar.

Günümüzde en çok kullanılan iki ilaç, antibiyotikler ve ağrı kesicilerdir. Bazı hastalar bilinçsizce aile hekimlerini antibiyotik yazdırmak için zorluyorlar. Hatta doktorlar yazmayınca kavga bile çıkarıyorlar.

Atalarımız ne demiş: “Azı karar, çoğu zarar.” Bize emanet olarak verilen bu vücudu gayrimeşru haram yiyeceklerden uzak tuttuğumuz gibi meşru gıdalarla beslerken de aşırıya kaçmamalıyız. Dinimiz israfı haram kılmıştır. İsrafın mal, mülk ve zamanda olduğu gibi bazen burada karşımıza çıkan meşru yiyeceklerin aşırı kullanmasıyla da olabileceğini unutmamalıyız.