Canlılar dünyasında hayvanlar âlemi ve bitkiler âlemindeki her canlıya ekolojik hayatın devamı için özgün görevler verilmiş ve onlara farklı ömürler de biçilmiştir. Bunlara aşağıda bazı örnekler vereceğiz.
1. HAYVANLAR ÂLEMİ:
Rougheye kayabalığı (Sebastes aleutianus) en az 205 yıllık bir maksimum ömre sahip olarak Kaliforniya’dan Japonya’ya kadar Pasifik Okyanusu’nda yaşarlar. Boyları 97 santimetreye kadar büyüyebilir.

Grönland köpekbalığı, 400 yıla kadar yaşayabilir.

Galapagos dev kaplumbağaları, 100 yılı aşkın süre yaşayabilirler.

Tatlı su inci midyeleri (Margaritifera margaritifera): 250 yıldan fazla yaşarlar.

Tüp solucanları: Meksika Körfezi’ndeki okyanus tabanında yaşayan bir tüp solucanı türü olan Escarpia laminata’nın ortalama olarak 200 yıla kadar yaşadığını ve bazı örneklerin 300 yıldan fazla yaşadığı biliniyor.

Okyanus quahog istiridyeleri (Arctica islandica): Kuzey Atlantik Okyanusu’nda yaşarlar, ömürleri 500 yıldan fazladır.

Derin su siyah mercanları (Leiopathes sp.) en uzun ömürlü mercanlar arasında yer alıyor. 4000 yıldan uzun yaşarlar. Hawaii kıyılarında bulunan siyah mercan örneklerinin 4.265 yaşında olduğu bilinmektedir.

2. BİTKİLER ÂLEMİ: Yeryüzünde binlerce tür bitki yaşıyor. Her sene yeni keşfedilenlerle sayıları artıyor. Herbirinin ömürleri de farklı farklı. Örneğin:
Kızılçam ağaçları, 5.000 yıla kadar yaşayabilir. Methuselah adı verilen en eski Kızılçam ağacı, Kaliforniya’da bulunur ve yaklaşık 4.800 yaşındadır.

Çınar ağaçlarının ömrü 1000 yıl, zeytin ağaçlarınınki de ortalama 300-400 yıldır ancak bazıları 1.000 yıl kadar da yaşayabilir.

Her ağaca tek tek bakıldığında ömürleri sınırlıdır ama klonal bir koloni halinde incelendiğinde tek bir ağaçtan çok daha uzun hayatta kalabilirler.

3. İNSANLAR: İnsanoğlunun ömrü tarih boyunca yaşadıkları çağlara göre devamlı değişiklikler göstermiştir. Bebek ölüm oranları, ergenlik öncesi genç ölüm oranları hep yüksek olmuştur. Tarih ilmi, milattan önce üç binden öncesini kesin olarak bilemediğinden, ilk insanın kaç yaşında öldüğünü bilmiyoruz. Ancak ilk insanların ömrü uzundur. Daha sonraki asırlarda ömürler çeşitli nedenlerle kısalmıştır. Mesela Nuh Peygamber 950 yıldan fazla yaşamıştı. Peygamberimiz Hz. Muhammed ise 63 sene yaşamıştır.
“Andolsun ki biz, Nuh'u kendi kavmine gönderdik de O, dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı.” (Ankebut Sûresi, 14)
Peygamberimiz ise şöyle demişti: “Benim ümmetimin (ortalama) ömrü altmış-yetmiş yıl arasındadır.” (Tirmizî, Daavât 101; İbni Mâce, Zühd 27)
İnsanların ömrü yaşadıkları asırlara, coğrafi bölgelere ve ırklara göre farklılıklar gösterirken kendi vücutları içindeki hücrelerin de ömürleri farklı farklıdır. İnsan vücudunda her gün yaklaşık 10 milyar hücre yapılırken, hücre sayısının dengede tutulması için apoptoz denilen programlı hücre ölümü ile de bir taraftan ölümler gerçekleşmektedir. Mesela sindirim sistemini kaplayan epitel hücreler 5 günde, derinin yüzeyindeki epiderm hücreler 2 haftada ve kırmızı kan hücreleri de 120 günde bir yenileniyor. Beyin sinir hücreleri, çizgili ve düz kas hücrelerinde ise genel olarak yenilenme olmaz.
Bu dünyada bitkiler ve hayvanlar âlemi incelendiğinde canlılar içinde akıllı, şuurlu tek varlık insanoğludur. Ama ekolojik dengenin korunmasında bitki ve hayvanlara ihtiyaç olmasına rağmen insanlara ihtiyaç yoktur. Hatta doğayı kirli elleriyle kirleten tek varlık insanoğludur. Bu yönüyle insanlar olmasa doğa daha da temiz kalır. Bitkiler, hayvanlar hepsi insana hizmet için yaratılmış. Arı bizim için bal yapıyor, İnek, koyun, keçi, manda, deve bizim için ot yiyip süt veriyor. Ve daha nice şeyler hep bizim istifademiz için… Biz doğup büyüyüp iş güç sahibi olup bunları yiyip içip sonra da bu dünyadan geçip gitmek için yaratılmış olamayız. Öyleyse insanoğlunun yaratılmasının gayesi nedir? Bunun cevabını ancak onu Yaratan’dan alabiliriz:
“Hani Rabbin, meleklere ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.’ demişti. Melekler, ‘Yâ Rabbi sen yeryüzünde kargaşalık çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor, takdis ediyoruz.’ dediler. Allah meleklere ‘Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.’ dedi.” (Bakara Sûresi, 2/30)
“Cinleri ve insanları ancak Beni tanısınlar ve Bana iman ve ibâdet etsinler diye yarattım.” (Zâriyat Sûresi, 51:56)
Evet bu dünyaya gönderilmemizin en önemli nedeni; kainat kitabını dikkatlice okumak, onun Yaratıcısını bulmak, O’nu tanımak, O’nun varlığına ve birliğine iman etmek, O’nu sevmektir. O’nu sevmenin lezzetini yaşamaktır. “O’nu bulan her şeyi bulur. O’nu bulmayan hiçbir şey bulmaz. Bulsa da başına bela bulur.” (Mektubat)
Yıllar geçip gidiyor, her sene takvimler bitiyor ve yeniden başlıyor. Ne mutlu bu limandan demir alma zamanı gelmeden, verilen ömrün sırrına varıp O’nu bulanlara ve öyle yaşayanlara…
