Sizler bizlere kan pulcukları (trombositler) diyorsunuz. Kanınızdaki en küçük hücreleriz biz. Bizler kemik iliğindeki megakaryosit isimli hücrelerin sitoplazmasından kopan küçük parçalarız. Sizler bazen aranızda “Ufak tefek gördün de Karamürsel sepeti mi sandın” diye konuşursunuz ya, sakın benim küçüklüğüme bakıp da öyle küçümsemeyin. Rabbim bizleri çok önemli görevler için yaratmıştır. Sayımızın azlığı da çokluğu da sizi hasta edebilir.
Alyuvarlar gibi bizlerin de çekirdeği yoktur, yaşam süremiz 7-10 gündür. Niçin alyuvarlar kadar 120 gün değildir? Bunu bilen kimse yok. Normalde üçte birimiz dalaklarda bulunuruz. Kandaki sayımız 1ml kanda 150 bin-450 bin arasındadır. Yeni oluşan ve ölen hücrelerimizin arasındaki oran daima sabittir. Peki bu oranı böyle kim sabit tutuyor, ömrümüz niçin 7-10 gündür, niçin çekirdeğimiz yok? Hiç düşündünüz, akıl yürüttünüz mü?
Bir yeriniz kesildiğinde, yaralanmış bölgelerdeki hasar görmüş kan damarlarında kanın pıhtılaşmasını sağlamada ve kan kaybını önlemede itfaiye erleri gibi görev yerimize gideriz.
Damarda akıp giden kanın orta kısmında en hızlı bir biçimde, en büyük kan hücreleri olan akyuvarlar hareket ederler, yanlarda alyuvarlar yer alır. Damar duvarına temas eden bölgede ise kan basıncının etkisiyle biz pulcuklar akıp gideriz.
Damar içindeki yerimiz ince bir plan dahilindedir. Damarda bir kesik olduğunda hemen kesik yere yapışır sonra birbirimizle kenetlenir ve o deliğe tıkaç olur kapatırız. Kanama durur, görevimiz o an biter. Kandaki diğer pulcuklar dolaşım içinde yüzmeye devam ederler. Peki bu işler için sizin haberiniz olmadan bizi görevlendiren kim? Hiç düşündünüz, mantıksal akıl yürütme yaptınız mı?
…
Hücre zarımızda pıhtılaşma faktörü olan Faktör VIII reseptörlerimiz vardır. İçimizdeki granüllerde ise fibrinojen, plazminojen, pıhtılaşma ve trombosit kaynaklı büyüme faktörleri (PDFG) gibi çeşitli maddeler vardır. Daha sonra başka büyüme faktörlerinin de başka hücrelerde (makrofajlar, fibroblast, damar endoteli gibi) sentezlendiği bulundu. Üretim farklı kromozomlardaki genlerin kontrolünde olur. Bizim çekirdeklerimiz, dolaysıyla kromozomlarımız ve genlerimiz de yoktur. Öyleyse içimizdeki bu maddeleri kim idare ediyor? Bu konular hiç aklınıza gelip düşündünüz mü?
…
Kandaki hücre sayımızın azlığında neler olur biliyor musunuz? Temel olarak mukoza ve deride kanamalar olur. Bu kanamalar; burun kanaması, diş eti kanaması veya ağız içi mukozasında hemorajik büller şeklindedir. Ciltte olan kanamalar ise peteşi (noktasal kanamalar) veya yüzeysel ekimozlarla (morarmalar) olarak ortaya çıkar.
Peki ya çokluğumuzda neler olur onu biliyor musunuz? Genelde atardamarlarda kümeleşme sonucu tıkanmalar olur. En çok beyin veya kalp damarları tıkanır. Daha çok 60 yaş üstünde görülür. Sayıları çok artmışsa; baş ağrısı, baş dönmesi, göğüs ağrısı, güçsüzlük, el ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma gibi hastalık belirtileri olabilir. Çok başka nedenlerle çocuklarda da pulcukların sayısında geçici veya kalıcı hastalığa neden olan/olmayan artmalar görülebilir.
…
Kanın pıhtılaşmasında bize verilen görevlerden başka, içerdiğimiz büyüme faktörleri sayesinde yara iyileşmesinde önemli roller oynarız. Son yıllarda, düşük sayıda pulcuk varsa, kandan ayrılmış pulcuk (trombosit) süspansiyonları hem tedavide hem de koruyucu olarak kullanılmaktadır. Kendi damarınızdan alınan kandan elde edilen pulcuklardan ve büyüme faktörlerinden zengin plazma (PRP tedavisi) tekrar hasta olan dokulara enjekte edilerek uygulanan bir tedavi yöntemidir.
Bizler, kan damarları içinde yüzen en küçük hücreleriz, alyuvar ve akyuvarlarda olmadığı gibi bizlerde de akıl, mantık, hikmetli iş yapmak, tasarlamak gibi güçler yoktur, ancak bize verilen görevleri yaparız. Yaptığımız işleri sizin gibi akıllı insanlar sebeplere, tesadüflere vermez. Çünkü biz kan pulcukları da 4 temel esas altında yani “ilim, irade, güç ve hikmet” altında hareket ederiz. Bunlar ancak Yaratıcıda bulunabilecek sıfatlardır.
Sonuç: Bütün evren, galaksiler, cansız canlı varlıklar Kim’in emriyle çalışıyorsa sizler de, bizler de O’nun emriyle hareket eden birer memurlarız. Görünen sebeplerin ardında ancak O vardır. Bütün güç bize O’ndan gelir, bizim harika işlerimizin arkasında O’nun görünmez eli vardır. Gözünüzle gördüğünüz kadar, akıl gözünüzle de bakarsanız sizler de O’nun iradesini, kudretini ve rahmetini, bizlere yaptırılan harika işlerde görebilirsiniz.
