114 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

İnsanın gerçek değeri

Kasım 2017, 491 803 Görüntülenme Eklenme Tarih: 07 Aralık 2017 17:48 Prof. Dr. Alaaddin Başar
İnsanın gerçek kıymeti, “Allah’ın ahsen-i takvîmde yarattığı en güzel ve en mükemmel mahlûk” olmasındadır. İman etmekle bu büyük kıymetin farkına varan insan, kendinde tecellî eden İlâhî isimlerin her birini düşündükçe hem Rabbine şükreder, hem de Allah katındaki değeri bu tefekkürle daha da artar.

İnsanın gerçek kıymeti, “Allah’ın ahsen-i takvîmde yarattığı en güzel ve en mükemmel mahlûk” olmasındadır. İman etmekle bu büyük kıymetin farkına varan insan, kendinde tecellî eden İlâhî isimlerin her birini düşündükçe hem Rabbine şükreder, hem de Allah katındaki değeri bu tefekkürle daha da artar. 

Allah’ın ihya (hayat verme) fiilinin ve Muhyi (hayatı veren) isminin de yine en güzel ve mükemmel şekilde insanda tecellî etmesi, insana ayrı bir kıymet kazandırır. Balıklardan, aslanlara, cinlerden meleklere kadar bütün canlılara hayat ihsan eden Allah, bu en büyük nimetini, en mükemmel şekilde insanda sergilemiştir.

Aynı şekilde, rızıklandırma fiili ve Rezzak ismi de en ileri derecede insanda icra edilmiş ve kendini okutmuştur. İnsana ihsan edilen rızıklar saymakla bitmez. Bazı hayvanlar, miktar olarak insandan daha fazla yeseler bile, bu kadar çeşitli ve lezzetli nimetler hiçbir hayvana ihsan edilmemiştir.

Bir bütün olarak bedeninin ve ona takılı her bir organının şekline bakan mümin, Allah’ın tasvir fiilinin ve Musavvir isminin en mükemmel olarak bu bedende tecellî ettiğini düşünür. Anne rahminde kendinden hiç haberi yokken, iç içe karanlıkların ötesinde ona bu mükemmel bedenin ihsan edilmesinden dolayı  kalbi şükür ve minnet duygularıyla dolar.

Diğer esmâ-i İlâhiyeyi de aynı şekilde düşündüğümüzde, her bir ismin tecellisiyle insanın ayrı bir şeref kazandığını ve ayrı bir kemâl bulduğunu anlar ve Rabbimize esmâ-i İlâhiyenin tecellileri sayısınca hamd ve şükrederiz.

Biz İlâhî sanatlardan ancak gözümüze çarpan ve nazar sahamıza girenleri bir derece tefekkür ediyor ve Allah’ın ne kadar büyük ve üstün bir sanatı olduğumuzu anlamaya çalışıyoruz. Rabbimizin çok daha derin ve ince sanatlarını göremiyoruz. 

İlgili bilim adamlarımızın kendi sahalarında verdikleri örnekler herkesi hayretler içinde bırakıyor. Bin defa büyütüldüğünde ancak küçük bir nokta kadar görülebilen bir hücrede, beş bin tane gen bulunduğunu ve yine insanın her hücresinde bütün organlarının mânevi planının mevcut olduğunu dinlediğimizde Allah’ın sonsuz kudreti gibi sonsuz ilim ve hikmetine de akıl erdiremeyeceğimizi çok iyi anlıyoruz.

İnsanın gerçek kıymeti, ruhunun melekleri çok gerilerde bırakan istidatlarla donatılmış bulunmasında ve onun hanesi olan bedeninin, yaklaşık, yüz trilyon hücreden yapılmış bir kudret ve hikmet mucizesi olmasında aranmalıdır. 

İnsanın makam ve servet vb şeylerle başka insanlardan üstün olması ve onların nazarında büyük addedilmesi, bu gerçek kıymet yanında kayda değmeyecek kadar küçük ve önemsiz kalır.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

İnsan, Hayatının Sahibi mi? / Nefsin Yanlış Kıyası

Biz “Benim kolum” sözünü, “Bu kolu kullanmaya benim ruhum yetkili kılınmış” manasında söyleriz. Hiç kimse, kendi kolunu kendisinin yaptığını iddia etmez. Aksi halde, her şeyi bu ters mantıkla değerlendirmesi gerekecek ve “ağacın dalı” derken dalı ağacın yaptığına inanması icap edecektir.

Devamı »

Şerlerin ve Çirkinliklerin Kaynağı Nedir? / Şerlerin Esası

Mesela: Bir aynayı şuurlu kabul edelim. Işığa kavuşmaya hayır, karanlıkta kalmaya şer diyelim. Bu ayna, iradesini doğru kullanarak güneşe yüzünü döndüğünde aydınlanır ve ısınır, ama bunların meydana gelmesinde onun hissesi çok azdır. Yaptığı tek şey “vereni kabul etmek” mânâsında güneşin ışığını almayı kabul etmektir. Bu ayna güneşe sırtını çevirdiğinde ise karanlıkta kalır, ışıktan mahrum kalma bir ademdir ve o ayna bu ademin, bu şerrin faili olur. İnsanın işlediği bütün hayırlar da kalbini ve

Devamı »

Benlik Duygumuzu Kullanarak Allah'ın Mutlak Sıfatlarını Nasıl Biliriz?

“…Mutlak ve muhit bir şeyin hududu ve nihayeti olmadığı için, ona bir şekil verilmez; ve üstüne bir suret ve bir taayyün vermek için hükmedilmez, mahiyeti ne olduğu anlaşılmaz.” (Bediüzzaman, Sözler) Bu ifade, “Niçin Cenâb-ı Hakk’ın sıfât ve esmâsının marifeti enaniyete bağlıdır?” sorusunun cevabında yer alır.

Devamı »

Ayetteki Emanet Kavramı

İnsandaki sıfatlar ve kabiliyetler, Allah’ın sıfatlarını ve şuunatını bilme noktasında bizim için büyük birer rehberdirler.

Devamı »