9 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

Dünyanın farklı yüzleri

Ocak 2016, 469 35 Görüntülenme Eklenme Tarih: 07 Aralık 2017 17:48 Prof. Dr. Alaaddin Başar
Dünyanın üç yüzü, Dünyada rahat yok mu?, Dünya nedir?, Dünya hayatı

“İnsan istidadı nisbetinde burada ekiyor ve ekiliyor, ahirette mahsul alıyor.” (Sözler)

 

DÜNYA, kelime olarak “en yakın, en aşağı, içinde yaşadığımız bu âlem” anlamlarına geliyor.

İnsan aklıyla, hayaliyle ve her bir hissiyle bu dünya tarlasına farklı şeyler ekiyor.  Bunların her birinden ayrı neticeler, farklı meyveler alıyor.

Gözünü varlıklar üzerinde ibretle gezdiren bir kişi cennet namına tefekkür meyveleri alır. Bir başkası da gözlerini haramlar üzerinde dolaştırmakla, her nazardan ayrı bir azap devşirir.

Diğer duyu organlarını da aynı şekilde düşünebiliriz.

Bu ekme ve mahsul alma işlemi, daha ileri seviyesiyle ruh âlemimizde kendini gösterir. “Doğru veya yanlış düşünme, Allah namına yahut nefis hesabına sevme, faydalı yahut zararlı şeyleri hayal etme, hafızaya müspet yahut menfi bilgiler doldurma” gibi nice yönleriyle insanın ruh dünyası da cennet yahut cehennem mahsulleri vermektedir.

İnsan bütün bu mahsulleri kâinat içinde ve ondan yardım alarak verir. Güneş olmasa, helal yahut haram neye bakabileceğiz? Hava olmasa, doğru veya yanlış neyi konuşabileceğiz?

Bir ömür boyu ahiret âlemine mahsul gönderen insan, sonunda ölümü tadıyor ve kendisi de ekiliyor.

Yepyeni bir yaratılışla mahşere çıkıp, mizan ve sırat safhalarından geçip, ebedî âlemde, bütün amellerinin mahsullerinden faydalanmak üzere...

 

DÜNYANIN ÜÇ YÜZÜ

Dünya sevgisinin bütün hataların başı olduğunu haber veren hadis-i şerifin yanlış anlaşılmaması için Üstad Bediüzzaman Hazretleri dünyanın üç yüzü olduğunu söyler ve bunlardan “ikisinin” muhabbete lâyık olduğunu ifade buyurur. Sevilmeye lâyık olan bu yüzler; “İlâhî isimlere ayna olma” ve “âhirete tarla olma” yüzleridir.

“Nur-u Kur’an ile gördüm ki, birbiri içinde üç küllî dünya var. Birisi, Esma-i İlâhiyeye bakar, onların âyinesidir. İkinci yüzü âhirete bakar, onun mezraasıdır. Üçüncü yüzü, ehl-i dünyaya bakar, ehl-i gafletin mel’abegâhıdır.” (Lem’alar)

Bu dünya, Allah’ın bir kudret ve sanat mûcizesidir ve kendisinde tecelli eden İlâhî isim ve sıfatlarla insana Rabbini tanıtmada çok önemli bir görev üslenmiş olur. O halde insan, iman ve marifet konusunda kendisine rehberlik eden bu dünyayı, bu yönüyle elbette sevecektir.

Ve yine insan, ebediyet yolcusudur. O âlemdeki her nevi saadetin tohumları, bu dünya hayatında saklıdır. Bu yönüyle de insan elbetteki cennet tarlası olan dünyasını sevecektir.

Dünyanın üçüncü yüzü, “nefsin heveslerini tatmin etme” yüzüdür.

Dünyanın bir oyun ve eğlence olduğunu ders veren âyet-i kerimeler ve dünya sevgisini men eden hadis-i şerifler bu üçüncü yüze bakıyorlar.

 

RAHAT YERİ DEĞİL

Allah Resulü (asm) “Dünyada rahat yoktur” buyururlar.

Gerçekten de dünyada rahat yoktur. Zira şu imtihan âleminin yapısı buna müsait değildir. İmtihanda rahat olmaz.

İnsan bu kâinatın meyvesi olduğundan, elementlerin insan bedeninde, hâdiselerin de onun ruh âleminde misalleri, izleri, gölgeleri vardır.

Âlemde olduğu gibi insanın iç dünyasında da, sürekli bir bahar gözleyemezsiniz. Onun da kışı, yazı, sonbaharı vardır.

Havası daima sakin değildir; şimşeği, fırtınası, kasırgası vardır.

Onu da hep aydınlık göremezsiniz; karanlığı, gölgesi, bulutu vardır.

Onda da mahsuller bir cinsten değil; çiçeği, meyvesi, dikeni vardır.

Sahası da engebesiz değildir; dağı, uçurumu, deresi vardır.

Bunun böyle olduğunu kalbimize iyice sindirdiğimiz takdirde, hâdiselere bakış açımız değişecek, yersiz kederlerden, heyecanlardan, karamsarlıklardan büyük ölçüde kurtulmuş olacağız.

Ve bütün bunlar dünyada rahat olmadığının birer şahidi.

Şu var ki, rahatla saadeti karıştırmamak gerek. Dünyada rahat yoktur, ama huzur ve saadet vardır. Bu mefhumlar, bedene değil ruha bakarlar. Ruh ise iman, salih amel, takva ve güzel ahlâk ile huzur bulur ve mesut olur.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bakışını Değiştir, İmanın Değişsin / Küllî Düşünmek

Yediğimiz yemeği Allah’ın bir ihsanı olarak görürüz ve Rezzâk ancak Allah’tır deriz. Ancak, bizimle birlikte rızıklanan yaklaşık yedi milyar insanı, bütün hayvanlar âlemini, geçmiş zamanda rızıklanan ve gelecek zamanda yaratılıp rızıklandırılacak olan bütün canlıları ve nihayet cennette ebediyen rızıklanacak bütün insanları birlikte düşündüğümüzde Rezzâk isminin cemâli çok daha geniş bir aynada ve çok daha mükemmel olarak müşahede edilir.

Devamı »

Kur'an Yeter Diyenlere

Ülkemizde Kur’ân hakikatlerine gönülden bağlı, İslâm ahlâkını benimsemiş, ibadetlerini yerine getiren büyük bir gençlik kesimi var. Bunların sayılarının her geçen gün biraz daha artması, bütün düşmanlarımızı derinden düşündürüyor. Bu yıkıcı güçler, gençliğin İslâm’la tanışmasına engel olmak için özellikle içkiyi, uyuşturucuyu, sefahati, her türlü ahlâk dışı işleri sürekli teşvik ediyorlar.

Devamı »

Değerimiz ve Görevimiz

O bahtiyar kul, varlığında tecelli eden her bir İlâhî isimle ayrı bir rahmete mazhar olmuş, ayrı bir şeref kazanmıştır. Bunların her biri için Rabbine ayrı bir şükürde bulunur.

Devamı »

Aynalardaki Gölgeler

Nasıl insanın gölgesi insan değilse, güneşin aynadaki tecellisi de güneş değildir. İnsanın gölgesi insandan haber verir, ama onun özelliklerini taşımaz. Gölgenin varlığı insanın varlığından çok aşağı bir mertebededir. Güneşin aynadaki aksinin ışığı da güneş ışığının bir gölgesi hükmündedir. Yani, güneşin ışığından haber verir, ancak derece itibariyle güneş ışığından çok aşağıdır, çok uzaktır. Bu güneş ve ayna örneği, Allah’ın herbir ismi için müstakil olarak değerlendirildiğinde birçok tablolar

Devamı »