ARAMA SAYFASI

Gerçek Hayat

Gerçek Hayat

Allah (cc) Kuran’da bildirdiği gibi insan bu dünyada ne kadar çok iyilik yapar, sevap işlerse yarın o kadar kazançlı çıkacaktır. İşte gerçek kazanç budur; gerçek hayat da orasıdır.

Dünya hayatı bir imtihandır. Bu hayatta bedenimiz, malımız ve evlatlarımızla imtihan ediliyoruz. Bunun bilincinde olan Müslüman, hayatın türlü zorluklarına sabır, tevekkül ve teslimiyet gösterir. Nimetler ve külfetler, sağlık ve hastalık hepsi dünya imtihanının bir parçası olarak insanın başına gelebilir. Ayrıca başa gelen sıkıntılar da bir ceza değil, ilahi imtihanın bu dünyadaki bazı yansımalarıdır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerinden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar, başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz Ona döneceğiz” derler. İşte rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.” (Bakara Suresi, 2/155-157)

Karşılaşılan sıkıntılara sabır göstermek, ilahi imtihanı kazanmaya vesile olduğu gibi günahları da döker. Peygamberimiz müminin ayağına batan bir dikenin bile günahlarının bağışlanmasına vesile olabileceğini haber vermektedir.

Rabbimiz Mülk Suresinde, bu dünyanın imtihan yeri olduğunu, hangimizin iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattığını bize bildirir ve diğer bazı ayetlerinde ise ahiret hayatının daha hayırlı olduğunu beyan eder. 

Allah (cc), sadece dünya hayatı için yaşamanın insanı nasıl bir aldanışa kaptırdığını şöyle haber verir: “Hayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz. Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir.” (A’la Suresi, 16-17)

Madem bu dünya imtihan meydanıdır. İyilik yapanların iyilikleri, kötülük yapanların kötülükleri, karşılığını bulacaktır.

Yüce Allah, zerre kadar hayrın da, zerre kadar şerrin de karşılıksız kalmayacağını Zilzal Suresinde bildirmiştir. O halde Allah, dünya hayatını, insanlardan hangilerinin daha güzel davranışlarda bulunacağını, kimlerin sadakat gösterip, kendisine bağlı kalacağını denemek için yaratmıştır. Başka bir deyişle dünya, Allah’a saygı duyup, korkup sakınanlarla, Ona nankörlük edenleri ayırt etmek için hazırlanmış bir imtihan yeridir. Bu imtihan yerinde, güzelliklerle çirkinlikler, iyiliklerle kötülükler, eksikliklerle mükemmellikler bir araya konmuş ve kusursuz bir imtihan sistemi kurulmuştur. İnsanlar, imanlarının derecesinin ortaya çıkması için türlü şekillerde denenmektedirler. Sonuçta da Allah’ı hakkıyla tanıyıp, itaat edenler inkarcılardan ayrılacak ve kurtuluşa ereceklerdir. Bu gerçek Kuran’da şöyle bildirilmiştir.

“İnsanlar, (sadece) ‘iman ettik’ diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.” (Ankebut Suresi, 2-3) 

Diğer yandan, dünya hayatında, aldanıyoruz. Dünyanın güzelliklerine, renklerine, meyvelerine, mülklerine meftun oluyoruz. Bu güzelliklerin sahibinin Allah olduğunu, bize geçici olarak verildiği, ölümle anlamını yitireceğini düşünemiyor, aldanıyoruz. Dünyayı ebedi zannediyoruz. Halbuki dünya seraptır; ona aşık olmak boşunadır. Kalıcı olan Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Allah (cc), dünya hayatında insanları türlü şeylerle denemekte olduğuna dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:

“…Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak, (bu)  verdikleriyle sizi denemesi içindir. Tümünüzün dönüşü Allah’a’dır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.” (Maide Suresi, 48)

Allah (cc) Kuran’da bildirdiği gibi insan bu dünyada ne kadar çok iyilik yapar, sevap işlerse yarın o kadar kazançlı çıkacaktır. İşte gerçek kazanç budur; gerçek hayat da orasıdır.