ARAMA SAYFASI

İmandan Gelen Kuvvet

İmandan Gelen Kuvvet

Mümin olan insan, her şeyi Allah’ın yarattığını bilmekle büyük bir manevi kuvvete kavuşur; böylece ne mahlukata karşı aşırı bir minnet duyar, ne de onlardan gelecek zararlardan fazlasıyla korkar.

“İman hem nûrdur, hem kuvvettir.” (Bediüzzaman, Sözler)

 

İman nur olduğu gibi büyük bir kuvvettir de. Mümin olan insan, her şeyi ve her hâdiseyi Allah’ın yarattığını bilmekle ne mahlukata karşı aşırı bir minnet duyar, ne de onlardan gelecek zararlardan fazlasıyla korkar.

Bir kul olarak kendine düşen görevi yerine getirdikten sonra, âlemlerin Rabbi olan Allah’a tevekkül eder. Hava âlemini Onun emrinde bilir, fırtınadan korkmaz; o unsurun cansız ve iradesiz olduğunu, kendi başına hiçbir icraat yapamayacağını çok iyi bilir.

Tansiyon yükselmesi gibi, dalgaların fırtına ile yükselmesi de bir hâdisedir. Denizi yapan başka, bu hâdiseyi yaratan başka olamaz. O hâlde, denizin sahibine iman ile intisap eden bir mümin, dalgalardan korkmaz. Allah’ın Hakîm isminin gereği olarak tedbirini alır, ancak çok iyi bilir ki, deniz kendiliğinden ona bir zarar veremez. Bu imanla, fırtınaya ve yükselen dalgalara meydan okuyabilir, onlara karşı koyabilir.

Onun izni olmaksızın ne ağaç meyve verebilir, ne de su insanı boğabilir.

Rızkı veren de Allah’tır, ölümü yaratan da… Kul ise kendi iradesine bırakılan işlerde sadece görevini en iyi şekilde yapmak durumundadır. Böylece bir hayra ulaştığında çok iyi bilir ki “Her hayır Allah’ın elindedir.”  Ve bu güzel netice de Onun ihsânıdır. Yanlış yoldan giderek zarara uğradığında yine çok iyi bilir ki, bu şerri yaratan da Allah’tır. Mesela, bir insan yüzme bilmediği halde denize girerek boğulursa bu şerri kendisi istemiş olur.

Evet mümin olan insan, her şeyi Allah’ın yarattığını bilmekle büyük bir manevi kuvvete kavuşur; böylece ne mahlukata karşı aşırı bir minnet duyar, ne de onlardan gelecek zararlardan fazlasıyla korkar.