119 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

İmandan Gelen Kuvvet

Ağustos 2018, 500 533 Görüntülenme Eklenme Tarih: 30 Temmuz 2018 15:26 Prof. Dr. Alaaddin Başar

“İman hem nûrdur, hem kuvvettir.” (Bediüzzaman, Sözler)

 

İman nur olduğu gibi büyük bir kuvvettir de. Mümin olan insan, her şeyi ve her hâdiseyi Allah’ın yarattığını bilmekle ne mahlukata karşı aşırı bir minnet duyar, ne de onlardan gelecek zararlardan fazlasıyla korkar.

Bir kul olarak kendine düşen görevi yerine getirdikten sonra, âlemlerin Rabbi olan Allah’a tevekkül eder. Hava âlemini Onun emrinde bilir, fırtınadan korkmaz; o unsurun cansız ve iradesiz olduğunu, kendi başına hiçbir icraat yapamayacağını çok iyi bilir.

Tansiyon yükselmesi gibi, dalgaların fırtına ile yükselmesi de bir hâdisedir. Denizi yapan başka, bu hâdiseyi yaratan başka olamaz. O hâlde, denizin sahibine iman ile intisap eden bir mümin, dalgalardan korkmaz. Allah’ın Hakîm isminin gereği olarak tedbirini alır, ancak çok iyi bilir ki, deniz kendiliğinden ona bir zarar veremez. Bu imanla, fırtınaya ve yükselen dalgalara meydan okuyabilir, onlara karşı koyabilir.

Onun izni olmaksızın ne ağaç meyve verebilir, ne de su insanı boğabilir.

Rızkı veren de Allah’tır, ölümü yaratan da… Kul ise kendi iradesine bırakılan işlerde sadece görevini en iyi şekilde yapmak durumundadır. Böylece bir hayra ulaştığında çok iyi bilir ki “Her hayır Allah’ın elindedir.”  Ve bu güzel netice de Onun ihsânıdır. Yanlış yoldan giderek zarara uğradığında yine çok iyi bilir ki, bu şerri yaratan da Allah’tır. Mesela, bir insan yüzme bilmediği halde denize girerek boğulursa bu şerri kendisi istemiş olur.

Evet mümin olan insan, her şeyi Allah’ın yarattığını bilmekle büyük bir manevi kuvvete kavuşur; böylece ne mahlukata karşı aşırı bir minnet duyar, ne de onlardan gelecek zararlardan fazlasıyla korkar.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ahlâk-ı İlâhiye / Allah'ın Razı Olduğu Ahlâk

Ahlâk-ı İlâhiye, “Allah’ın razı olduğu ahlâk” yani “Kur’ân ahlâkı” demektir. Bütün sıfatlarını, kabiliyetlerini ve duygularını Allah’ın razı olduğu şekilde kullanan insan, ahlâk-ı İlâhiye sahibi olur. Bunun ana maddeleri “iman, salih amel, takva ve güzel ahlak”tır. Bunlara sahip olan bir kul, bu dünyada bir nevi cennet hayatı yaşadığı gibi, ahirette de ebedî sadete mazhar olur.

Devamı »

Kalp Aynanız Nasıl? / Nefisle Boyanmak

İnsanların Allah’ı tanımada en yakın delilleri, içinde yaşadıkları kâinattır. Kâinat kitabını okumada ve doğru değerlendirmede ise en büyük ve yegâne rehber Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bediüzzaman hazretleri bu İlâhî Ferman için “şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi” ifadesini kullanır.

Devamı »

İnsan, Hayatının Sahibi mi? / Nefsin Yanlış Kıyası

Biz “Benim kolum” sözünü, “Bu kolu kullanmaya benim ruhum yetkili kılınmış” manasında söyleriz. Hiç kimse, kendi kolunu kendisinin yaptığını iddia etmez. Aksi halde, her şeyi bu ters mantıkla değerlendirmesi gerekecek ve “ağacın dalı” derken dalı ağacın yaptığına inanması icap edecektir.

Devamı »

Şerlerin ve Çirkinliklerin Kaynağı Nedir? / Şerlerin Esası

Mesela: Bir aynayı şuurlu kabul edelim. Işığa kavuşmaya hayır, karanlıkta kalmaya şer diyelim. Bu ayna, iradesini doğru kullanarak güneşe yüzünü döndüğünde aydınlanır ve ısınır, ama bunların meydana gelmesinde onun hissesi çok azdır. Yaptığı tek şey “vereni kabul etmek” mânâsında güneşin ışığını almayı kabul etmektir. Bu ayna güneşe sırtını çevirdiğinde ise karanlıkta kalır, ışıktan mahrum kalma bir ademdir ve o ayna bu ademin, bu şerrin faili olur. İnsanın işlediği bütün hayırlar da kalbini ve

Devamı »