114 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

Ağır Yük

Kasım 2018, 503 832 Görüntülenme Eklenme Tarih: 02 Kasım 2018 15:38 Prof. Dr. Alaaddin Başar

 

“Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara arzettik.

Onlar onu yüklenmeğe yanaşmadılar, ondan korktular da

onu insan yüklendi.

O cidden çok zâlim, çok câhil bulunuyor.”

(Ahzab Sûresi, 72)

 

     

Emanet, “birisine koruması için bırakılan şey” demek oluyor. Zıddı, hıyanet; yani, emaneti korumamak, onu kendi nefsinin arzu ettiği gibi harcamak.

Istılahta, emanet için birçok mânâlar verilmiş. Bunlar içerisinde en meşhur olanları şunlar:

“Dinî tekliflerin tamamı”, “farzlar”, “İslâm’ın emirleri”, “insana ihsan edilen her nimet”, “arza halife olma kabiliyeti.”

Emanet, irade sahibine verilir. Kasaya koyduğumuz para için, “paramı kasaya emanet ettim” demeyiz.

Emanetle ilgili âyet-i kerimede emanetin göklere, yere ve dağlara “teklif” değil, “arz” edildiğinden bahsedilir. Teklif edilseydi reddetmeleri düşünülemezdi.

Arz etmekte bir başka mânâ vardır. Hani bir padişah, huzuruna çağırdığı bir askerine bir vazife arz eder. Meselâ, ona “Sen kâtiplik yapabilir misin?” diyebilir. O asker, padişahından özür dileyerek, “Maalesef benim okuma yazmam yok; olsaydı emrinizi bin can ile yerine getirirdim” der.

Bu arz, “Bana bir su getir.” demeye benzemez. Suyu her nefer getirir, ama kâtipliği herkes yapamaz.

Emanetle ilgili âyette de Cenâb-ı Hak, göklerden, yerden ve dağdan bir vazife istemiş, onlara bir emanet arz etmiştir. Bu emanet Onuncu Söz’ün Onbirinci Hakikatinde şöyle ifade ediliyor:

“Hem hiç kabil midir ki, Hâkim-i Bilhak, Rahîm-i Mutlak, insana öyle bir istidat verip, yer ile gökler ve dağlar tahammülünden çekindiği emanet-i kübrâyı tahammül edip, yani küçücük, cüz’î ölçüleriyle, sanatçıklarıyla Hâlıkının muhît sıfatlarını, küllî şuûnâtını, nihayetsiz tecelliyâtını ölçerek bilip; …”

Demek oluyor ki; göklerde, yerde ve dağlarda “ilim, kudret, irade gibi sıfatlar, merhamet, gazap gibi şuunat” bulunmadığı için onlar kendi istidatlarını (yeteneklerini) kullanarak, Allah’ın sıfatlarını ve şuunatını bilme görevini yüklenememişlerdir.

Emanetin bu varlıklara arz edişinin keyfiyetini bilemeyiz. Bu arz edişin sonsuz hikmetleri konusunda sadece şunu söyleyebiliriz:

Bu âyet-i kerime ile insanın kâinatı çok gerilerde bırakan istidadı, yer, gök ve dağlardan daha yüksek olan ehemmiyeti beyan edilerek, insanoğluna bu büyük sermayeyi yerinde ve dikkatle koruması tavsiye edilmiş oluyor.

Aksi halde, kendisine verilen bu zengin istidadı yanlış yolda kullanmakla zalûm (çok zalim) olacağı ve bu mükemmel istidat ile cenneti bırakıp cehennemi satın alacağı için de cehûl (çok câhil) olacağı ders veriliyor.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

İnsan, Hayatının Sahibi mi? / Nefsin Yanlış Kıyası

Biz “Benim kolum” sözünü, “Bu kolu kullanmaya benim ruhum yetkili kılınmış” manasında söyleriz. Hiç kimse, kendi kolunu kendisinin yaptığını iddia etmez. Aksi halde, her şeyi bu ters mantıkla değerlendirmesi gerekecek ve “ağacın dalı” derken dalı ağacın yaptığına inanması icap edecektir.

Devamı »

Şerlerin ve Çirkinliklerin Kaynağı Nedir? / Şerlerin Esası

Mesela: Bir aynayı şuurlu kabul edelim. Işığa kavuşmaya hayır, karanlıkta kalmaya şer diyelim. Bu ayna, iradesini doğru kullanarak güneşe yüzünü döndüğünde aydınlanır ve ısınır, ama bunların meydana gelmesinde onun hissesi çok azdır. Yaptığı tek şey “vereni kabul etmek” mânâsında güneşin ışığını almayı kabul etmektir. Bu ayna güneşe sırtını çevirdiğinde ise karanlıkta kalır, ışıktan mahrum kalma bir ademdir ve o ayna bu ademin, bu şerrin faili olur. İnsanın işlediği bütün hayırlar da kalbini ve

Devamı »

Benlik Duygumuzu Kullanarak Allah'ın Mutlak Sıfatlarını Nasıl Biliriz?

“…Mutlak ve muhit bir şeyin hududu ve nihayeti olmadığı için, ona bir şekil verilmez; ve üstüne bir suret ve bir taayyün vermek için hükmedilmez, mahiyeti ne olduğu anlaşılmaz.” (Bediüzzaman, Sözler) Bu ifade, “Niçin Cenâb-ı Hakk’ın sıfât ve esmâsının marifeti enaniyete bağlıdır?” sorusunun cevabında yer alır.

Devamı »

Ayetteki Emanet Kavramı

İnsandaki sıfatlar ve kabiliyetler, Allah’ın sıfatlarını ve şuunatını bilme noktasında bizim için büyük birer rehberdirler.

Devamı »