23 Yazı Elif Nisa

Yazar Profili »

Evrim Putunu Kırmak Neden Önemli?

Ocak 2019, 505 632 Görüntülenme Eklenme Tarih: 02 Ocak 2019 01:58 Elif Nisa

 

“Neden evrim teorisi bu kadar önemli?” gibi sözlerle, yapılan fikir mücadelesini kendilerince küçümseyen ya da “Artık Darwin'e kimse inanmıyor, o nedenle bu konuda çalışmak gereksiz” diyerek önemsemeyen birçok insanla karşılaşıyoruz. Bu sözler gerçek dışı mantıklara dayanıyor ve çoğu zaman inananların evrim ile mücadelesinin hızını kesmeye yönelik. Bu gibi iddialar, gerçekte yıllardır bize ‘bilim’ diye dayatılan evrim teorisi ile fikir mücadelesinden kaçmanın bahaneleridir.

 

İnsanların bu mazeretlerin ardına sığınmalarının sebepleri nelerdir?

 

En önemli sebep, bilgi yetersizliğidir ve bu nedenle evrim teorisine duyulan korkudur. Evrimin bilimsel delilleri bulunduğunu zanneden birçok insan, bu fikir mücadelesinin bilime karşı yapıldığını zannediyor. Hatta bazı kişiler bilimin evrimi ispatladığını, evrim konusuyla ilgilenecek olurlarsa etkilenip inançlarının zayıflayacağından endişe ediyor. Bunların tümü çok gereksiz korkular. Çünkü bilim, evrimin bilim dışı olduğunu göstermiştir. Son yıllarda ortaya çıkarılan her yeni bulgu, evrim teorisinin bir yalan ve aldatmacadan ibaret olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yaratılış ise apaçık bir gerçek olarak ve tüm kanıtlarıyla gözler önündedir. Bilim, tüm kâinatı Allah'ın yoktan yarattığını, evrim teorisinin ise bilimsel hiçbir değerinin olmadığını açıkça kanıtlamıştır.

 

Evrim Teorisi Nasıl Tabuya Dönüştü?

 

Bütün bu gerçeklere rağmen materyalist güçlerin denetimindeki medya ve akademik kaynakların telkinleri öylesine etkilidir ki, evrim teorisi bir tabuya dönüşmüştür. Evrimi inkâr etmek hatta eleştirmek, bilimle çelişmek gibi gösterilir.

 

Batının popüler bilim dergileri ve onların yerli taklitleri, insanların evrim teorisini benimsemesi amacıyla yapılan propagandanın öncüleridirler. Bilimsel kaynaklar, ansiklopediler ve biyoloji kitaplarının bu konudaki rolü de görmezden gelinemez.

 

Eski bir evrimci olan Douglas Dewar, evrim ile medya arasındaki önemli ilişkiye şöyle dikkat çekiyor:

 

“Evrimcilerin basını ele geçirmelerinin önemini pek az insan kavramıştır. Bugün pek az dergide evrim teorisini reddeden makale çıkar. Hatta (Batı’da) dini dergilerin bile birçokları, insanın hayvan soyundan geldiğini kabul eden modernistlerin elindedir... Genel konuşursak bütün gazetelerin yazı işleri müdürleri, evrimi ispat edilmiş bir olgu olarak bilmekte ve teoriye karşı çıkan herkesi de cehalet ve delilikle suçlamaktadırlar... Yayınevleri, yürürlükte olan bir teoriye karşı çıkıp da üzerine hücumlar toplayacak veya rağbet görmeyecek bir kitabı basmazlar... Böylece halk, meseleyi tek yönlü olarak öğrenir. Normal bir insan, evrim teorisini, yerçekimi kanunu gibi ispat edilmiş bir gerçek olarak bilmektedir.” [Douglas Dewar, İnsan: Özel Yaratık, s. 103-104]

 

İnsanlar yıllarca bu telkinler nedeniyle evrimin bilim olduğunu zannettiler. Ve evrimle mücadelenin de bilime açılmış bir savaş olduğunu düşündüler. Oysa Darwinizm’in ideolojisi, yukarıda da belirttiğim gibi, Allah'ın varlığını ve yaratışını inkâr etmek üzerine kurulmuştur ve savunulma amacı yalnızca Materyalizm'e bir dayanak sağlanmasıdır. Evrim teorisi, Rabbine karşı sorumlu olduğunu insana unutturmak ister. Rastlantıların eseri olan bir çeşit hayvan olduğunu telkin eder ve insanı orman kanunlarına göre yaşamaya yönlendirir.

 

Evrim yanlıları evrimi gerçek olduğu için değil, Richard Dawkins'in de “Darwin, entelektüel anlamda tatmin olmuş bir ateist olmayı mümkün kılmıştır.” [The Blind Watchmaker s. 6] dediği gibi entelektüel açıdan Allah'ı inkâr edebilmeye sözde mantıklı kılıf olduğu için savunurlar.

 

Sosyal Darwinizm

 

Darwinist felsefenin 150 yıldır insanlığa verdiği zararı bilmemeleri nedeniyle, yapılan fikir mücadelesinin ne denli hayatî olduğunu insanlar anlayamıyor olabilirler. Evrim teorisi konusunda yeterince bilgi sahibi olmayan ya da detaylarını incelememiş olan insanlar, bu tehlikenin bilincinde değillerdir. Oysa insanlığa yıllardır kan, gözyaşı ve acılar yaşatan sosyal sorunların ve ahlâki dejenerasyonun temelinde evrim teorisi vardır.

 

Yıllardır insanlığı mutsuzluğa sürükleyen ve milyonlarca masum insanın ölümüne sebep olan komünizm, faşizm, ırkçılık, kapitalizm kaynaklı savaşlar ve bugün de süren terörün asıl kaynağı Darwinizm’dir. Teorinin dayattığı çarpık iddialar, öldürmeyi, köleleştirmeyi ve sömürmeyi, insanların adeta bir ‘doğa kanunu’ olarak anlamalarına sebep olmuştur. Bu yüzden zayıf, güçsüz ve hasta insanların yok edilmesi, güçlü ve zengin insanların ise üstün konumda olması gerektiği insanlara doğal gelmiştir. Evrime göre, doğada acımasız bir yaşam mücadelesi, güçlünün güçsüzü ezdiği ve sonunda güçlünün hayatta kaldığı bir çatışma vardır. Darwinizm’i benimseyen söz konusu ideolojilerin mensuplarınca toplumda bir sınıf çatışması oluşturularak, insanlığın gelişip, modernleşeceği zannedilmiştir.

 

Bugün dünyada milyonlarca insan, açlık çeker, zulüm görür, haksızlıklara uğrar ve yurdundan sürülürken, insanların büyük çoğunluğu bu zulme duyarsızdır ve kendi dünyevi çıkarlarını gözetir. Darwinizm, verdiği telkinlerle bu acı, kan ve gözyaşının sona ermesi için insanlarda bulunması gereken vicdani yükümlülük duygusunu köreltmeye çalışır. İşte bu nedenlerledir ki, öncelikli yapılması gereken Darwinizm’le fikir mücadelesidir. Terör, yoksulluk, ırkçılık, adaletsizlik ve ahlaki dejenerasyonla mücadelede başarı, bunun ardından gelecektir.

 

Kur’an İle Çelişen Bilim Değil, Evrim Teorisidir

 

Evrim teorisi üst üste darbeler almaya başlayınca yeni bir oyun kurgulamaya başlandı. Allah’a inanıyor gibi görünerek ve Kur’an ayetlerini referans göstererek Darwinizm ile İslam’ı bağdaştırmaya çalışmak... Kimileri bunu bilinçli ve planlı olarak yapmaktadır. Kimileri ise evrimi bilim zannettikleri için karşı koymanın mümkün olmadığını düşünerek bir ‘orta yol’ arayışı içerisindedirler. Bu davranış son derece yanlış ve hatalıdır. Evrim teorisinin geçersizliği bilim tarafından kanıtlanmıştır ve Kur’an ayetlerinde evrime işaret eden hiçbir açıklama yoktur. Kur’an, tüm kâinatın ve canlılığın Allah’ın “Ol” buyruğuyla bir anda yoktan yaratıldığını haber verir. Fosil kayıtları da canlıların, evrim teorisinin iddia ettiği gibi ilkelden gelişmişe doğru bir süreç izlemediğini gösterir. Bundan yaklaşık 530 milyon yıl önce hiçbir evrimsel ataları olmadan aniden ortaya çıkan Kambriyen dönemi canlıları yaratılışın açık delilleridir. Kambriyen patlaması, günümüzde var olan 35 filumu içine alan yaklaşık 50 ayrı filumun aniden ortaya çıktığı bir “Big Bang”dir.

 

Evrim teorisi yıllarca önemli görülmedi, hatta bazıları bilim öğrenmenin insanı dinden çıkaracağına inandı. Oysa evrim, inkârın kaynağıdır; bilim ise kâinatı ve içindeki varlıkları incelemenin ve Allah’ın sanatındaki kusursuzluğu, yaratışındaki üstünlüğü keşfederek insanlığa açıklamanın yoludur. Kâinattaki mucizevi dengeler ve dünyadaki düzen, yoktan var eden Yüce Allah’ın varlığının ve benzersiz yaratmasının kanıtlarıdır. Evrimcilerin ileri sürdükleri iddialara çoğu Müslüman yıllar boyu sadece “evrim yok, Allah yarattı” diyerek cevap verdiler. Çünkü evrimin iddialarını çökertecek bilgiye sahip değillerdi ve bu nedenle yaratılışın delillerini gösteremediler.

 

Kur’an’da Ankebut Suresi, 25. ayette Hz. İbrahim’in (as), kavmine “Siz gerçekten, Allah’ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz.” dediği haber verilir. Darwinistler de Allah’ı bırakıp, kendi aralarında Darwinizm’i bir dostluk bağı haline getirdiler. Aynı ayetin devamındaki “Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur.” ifadesiyle ise inkâr edenleri bekleyen son haber verilir.

 

Bugün artık insanlar, evrimin nasıl dayanaksız ve “bilime rağmen” savunulan putperest bir bâtıl din olduğu gerçeğini görmeye başladılar. Evrim teorisi ile bilimsel mücadele etmekten kaçınmak ya da “İslami evrim” gibi hayali senaryolar üretmek yerine, Müslümanların bilgiyle donanmaları ve bu büyük fikir mücadelesine destek olmaları gereklidir.

 

Şimdi Onlara Sor!

 

Samimi her Müslüman fikir mücadelesi yaparak bugün enkaz haline gelmekte olan evrim teorisinin kalıntılarını temizlemelidir. Bilimin ışığında insanlara yaratılışın mucizelerini anlatmalı, delillerini ortaya koyarak Allah'ın ayetteki buyruğu gereği Darwinistlere sormalıdır:

 

“Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık. Hayır, sen (bu muhteşem yaratışa ve onların inkârına) şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar. Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar. Bir ayet (mucize) gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar.” (Saffat Suresi, 11-14)

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Nefsime Diyorum ki!..

Sürekli insandan yiyen, çalan ve hiç doymayan bir düşmanı var insanın ve bu düşman kendi içinde. En zorlu savaşı insan, uzaklardaki bir düşmana değil, benliğinin bir parçasına karşı veriyor...

Devamı »

Hayat Nasıl Iskalanır?

Şu çok kullanılan “hayatı ıskalamak” ifadesi sizin için ne anlama geliyor?

Devamı »

Tesadüfler Neden Birbirinin Aynı İki Parmak İzi Yapamıyor?

Doğum öncesi cenin üzerinde son şeklini alan parmak izi, kalıcı yara olması dışında insanın ömrü boyunca sabit kalır. İşte bu yüzden her insanın kendine özel önemli bir ‘kimlik kartı’dır. 19. yüzyılın sonlarına doğru keşfedilen bu özelliği Kur’an 1400 yıl önce haber verir. İnsanları ölümden sonra diriltmenin Allah için çok kolay olduğu anlatılırken, insanların parmak uçlarından söz edilir...

Devamı »

Yâ Vedûd

İnsanın dünya hayatında kazanabileceği en büyük nimet iyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya tek lâyık olan Allah’ın sevgisidir.

Devamı »