35 Yazı Prof. Dr. Osman Çakmak

Yazar Profili »

Sırlı Bir Madde ve İki İnsan: Tesla ve Bediüzzaman

Mart 2019, 507 375 Görüntülenme Eklenme Tarih: 03 Mart 2019 14:59 Prof. Dr. Osman Çakmak

 

Yaşadığı 1856 ve 1943 yılları arasında yaptığı çalışmalarla pek çok teknolojik gelişmeye yol gösterdi. Şimdi bile günümüzün çok ilerisinde bir beyin olduğunu artık tüm dünya kabul ediyor.

Kablosuz elektrik iletimi üzerine çalışmalarıyla adını daha çok duyduğumuz bu dehanın, birçok temel fizik yasası ve astronomi ile ilgili önemli çalışmaları da bulunuyor.

Gün geçtikçe hayatına ve çalışmalarına dair bazı sır perdeleri kalkıyor ve bu da onu daha iyi anlamamızı sağlıyor. İşte bunlardan birisi de keşfedildiği andan itibaren bilim dünyasını şoka uğratan “antigravite” ve “eter” ile ilgili çalışmalarıdır.

Tesla’nın, esir maddesi kavramına dair açıklamaları ve düşünceleri dikkat çekiyor. Ayrıca onun gizlenen ve açıklanması istenmeyen buluşları olduğu da iddia edilmektedir. Bunlardan birisi de “Esir Maddesi”dir.

 

Gelecekte birçok garip keşifler esir maddesi ve enerjisi ile ilgili olabilir mi?

Tesla’nın çalışmaları, radyo, televizyon, AC elektrik, Tesla bobini, floresan aydınlatma, neon aydınlatma, radyo kontrol cihazları, robotik, X-ışınları, radar, mikro dalgalar gibi düzinelerce teknolojiye ilham olmuştu.

Gizli Eter Fiziği kitabının yazarı ve Tesla konusunda uzman bilim insanı William R. Lyne, Tesla’nın evinde bulunan el yazmalarında antigravite hakkında çok sayıda çalışmanın olduğunu iddia ediyor.

Çağdaşlarının ve şimdikilerin de pek anlamadığı zamanını aşan bir başka insan da daha çok din adamı ve âlim sıfatı ile tanıdığımız Bediüzzaman Said Nursi’dir.

Esir maddesini ayrıntıları ile gündeme getirenlerden birisi de o olmuştu.

“Fennen ve aklen, belki müşahedeten sabittir ki, ecrâm-ı ulviyenin (gök cisimlerinin) câzibe ve dâfia (çekme ve itme) gibi kanunlarının rabıtası ve ziya ve hararet ve elektrik gibi maddelerdeki kuvvetlerin nâşiri (neşreden, yayan) ve nâkili (nakleden) o fezayı dolduran bir madde mevcuttur.” (12. Lem’a) diyerek esir maddesine dikkat çekmişti.

Esir (eter), uzay boşluğunda kuvvetlerin aktarımını sağlayan bir ortam görevi gören ve antik dönemlerden bu yana insanların kafa yorduğu bir kavramdır.

Tesla’ya göre Einstein esir maddesini kabul etmeyerek hayatının en büyük hatasını yapmıştır.

Esirin yokluğuna delil gösterilen Michelson Morley deneyi 100 yıl sonra (1986) tekrarlanarak o tarihlerde deneyin yanlış yorumlandığı ve yanlış icra edildiğine dair kayıtlar bulunmaktadır.

Tesla’ya göre, çekim yasası, kuvvet alanları ve uzay eğriliği ESİR maddesi ile ilgili bazı konularda Einstein yanıldı. Tesla’nın açıklamalarına göre eter, olgular denilen evrensel yer çekimi, atalet, momentum ve gök cisimlerinin hareketinin yanı sıra tüm atomik ve moleküler maddelerde var olan kuvvetler için vazgeçilmez bir işleve sahiptir.

Tesla, “İnsanlığın Büyük Başarısı” başlıklı bir makalesinde Dinamik Gravite Teorisi hakkında şunları söylemiştir:

Aydınlık eter, tüm uzaydaki boş alanı dolduruyor. Eter, Yaratıcının gücü ile yaşamı etkiliyor (hayat kaynağı oluyor). Işık hızına yakın bir hareketi ile sonsuz küçük kıvrımlar halinde etkili oluyor ve madde haline geliyor. Kuvvet kaybolduğunda ve hareket kesildiğinde, madde tekrar etere dönüyor. Maddenin asli yapısının “dalga-enerji” olduğunu unutmayalım.

Teslaya göre tüm alanı dolduran aydınlık eter, Yaratıcı Kudret tarafından yönlendiriliyor. Eter, ışık hızının yakınında “sonsuz küçük kıvrımlarla” maddeye dönüşebiliyor ve tekrar eski formuna geri dönebiliyor.

Yine Teslaya göre, esirin sırlarına vakıf olabilirsek maddeyi etere (bir tür ışın yapı) dönüştürmek mümkün hale gelir ve ışınlama gerçekleşebilir; maddi ve sürekli-bitmeyen (hatta sürekli çoğalan) enerji oluşturulabilir; boyut değiştirme mümkün hale gelir; iklimler kontrol altına alınabilir; evrenin uzak bölgelerine gitmek (tayyı mekan) için teknoloji geliştirilebilir; Dünya ve uzayda yerçekimi etkileri, atalet ve momentum oluşmaları sağlanabilir…

Notlarında esir konusunda detaylı çalıştığının altını çizen Tesla, gök cisimlerinin hareketinin esir ile ilgili olduğunu belirtir.

Şimdi gelelim Bediüzzaman’ın esir maddesine yüklediği fonksiyon ve özelliklere:

Bediüzzaman’ın dikkat çektiği gibi esir maddesi “ruha yakın” bir yapıda ve “vücudun en zayıf mertebesi”dir. Bu yüzden “esir”i anlaşılır kılmak kolay bir mesele değildir.

Evrenin sırlarını Kur’an’ın ışığında keşfeden Bediüzzaman’ın ifadelerinden, esir maddesinin “Nakillik ve infial hassasıyla ve vazifesiyle teçhiz” edildiği, ilahi arşlardan biri olduğunu anlamaktayız. Elbetteki esir ortamındaki faaliyetler, su ve toprak arşlarındakinden farklı olacaktır. Çünkü esir, Cenab-ı Hakk’ın “en nazenin bir hulle-i icraatı”dır. Bu yüzden, tartıya ve ölçüye girmeyenlerin, ruhani ve manevi varlıkların da yaşama ortamı ve faaliyet alanı olduğunu düşünebiliriz. Diğer taraftan, hava unsurunun manevi cephesi olan esir “bir hüve olarak âlem-i misal ve âlem-i manaya bir anahtar” olmaktadır. Bu sebeple “mevcudata nazaran akıcı bir su gibi, mevcudatın aralarına nüfuz etmiş bir madde” olarak esir, madde âlemini mana âlemlerine bağlayan, hem bu âleme hem de öbür âlemlere benzeyen, ikisinin arasında bir yapıya sahip olacaktır.

Evet bu konudaki çalışmalar, yani fiilî dualar devam ettikçe esir maddesi ve sırları da keşfedilecektir.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Uzay Boşluğu mu, Esir Denizi mi?

Esir konusu değişik adları ile felsefe tarihinde yer aldı. Heyula, adı konulmamış esir maddesi arayışı olarak yorumlanabilir. Bir kısım felsefeciler Allah’ın bazı sıfatları ve yetkinliğini ‘heyulâya’ vermiş ve maddeye ezeliyet nispet etmişlerdi. Bu anlayışla, günümüzdeki atom ve maddeye ezeliyet veren fikir ve tabiatperestlik anlayışı arasında benzerlik kurulabilir.

Devamı »

Prof. Dr. Osman Çakmak ile Kuantum Dolanıklık Üzerine Bir Röportaj / Dolanık Elektronlar Neyi Gösteriyor?

Bugünlerde Bilim Dünyası yeni bir keşfin heyecanını yaşıyor. İki parçacığın uzakta olsalar bile zaman ve mekân sınırlamalarına bağlı olmaksızın birbiri ile bağlı olduğu ilk kez fotoğraflandı. Dolanıklığın keşfi ne anlama geliyor ve gelecekte hangi bilinmezleri anlamamıza vesile olabilir? Aslınur Bahar sordu, Osman Çakmak Hocamız cevapladı.

Devamı »

Her Şey Nefes Alabilmemiz İçin

Atmosfer basıncının şu anki değerinden bir kat daha yüksek olması durumunda ise, atmosferin su buharı nispeti öylesine azalacaktı ki, Dünya üzerindeki karaların tamamına yakını çölleşecekti...

Devamı »

Güneş Dünyaya Yaklaşacak! II

Önceki yazımızda Güneşin “doğuşunu” ele almıştık. Şimdi de her fani gibi “Sonu nasıl olacak?” sorusuna cevap arayacağız. Akla ilk gelen soru şu: Güneş stoktaki mevcut hidrojeni yakarak ışıldadığına göre stok bitince ne olacak?

Devamı »