83 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Dağları Direk Yaptık

Şubat 2016, 470 382 Görüntülenme Eklenme Tarih: 09 Aralık 2019 21:59 Ömer Sevinçgül

 

Kuran’ın ayetleri insan sözüne benzemez. Her ayetin anlam katmanları vardır. Muhatapları zekâ, idrak, meslek ve meşrebine göre bir mana alır. ‘Sözler’ kitabındaki bir misali kendi dilimle ve kısaltarak söylersem ne demek istediğimi anlarsın.

Bu mühim eserde kısa bir ayetin manası irdeleniyor. ‘Dağları direk yaptık’ mealindeki ayet tefsir edilirken, nitelikleri farklı altı adam tasavvur ediliyor. Hepsi bu ayeti okuyor ama kendi meslek ve meşreplerine göre birer mana anlıyorlar.

Birinci adam, ilimden, marifetten mahrum, sanattan anlamaz, edebiyattan habersiz bir şahıs. Fakat iman sahibi. Bu ayeti işitince çevresini saran dağlara bakar, onları çakılmış kazıklar gibi görür, onlardaki menfaatini düşünür, Rabbine şükreder.

İkinci adam bir şair. Bu ayeti işitince büyük bir çadır hayal eder. Yeryüzü yemyeşil bir zemin, gökyüzü lambalarla süslenmiş bir tavan. Semanın eteklerine bitişik dağlar bu çadırın kazıkları gibi.

Çölde, çadırda yaşayan bir edibin nazarında yeryüzü bir çöl ya da ova gibi olur. Dağlar çeşitli göçebe çadırlarına benzer. İçlerinde türlü yaratıklar yaşıyor. Toprak tabakası bir çadır bezi gibi yeryüzüne örtülmüş. Dağlar da birer direk, birer kazık gibi toprak tabakasını yukarıya kaldırmış.

Dördüncü adam olan coğrafyacı edibin gözünde dünya bir uzay gemisi. Hava denizinde yüzüyor. Üstünde sayısız bitki ve hayvanın yanı sıra milyarlarca insan var. Dağlar da bu geminin direkleri olup dengeyi sağlıyorlar.

Beşinci adam medeniyet alanında uzman bir bilge. Dünyayı bir ev olarak tasavvur ediyor. Bu evin direği, bitki ve hayvan hayatı. Bitkilerin, hayvanların hayatı ise su, toprak ve havaya bağlı. Bu üç temel unsurun dayandığı direk ise dağlar. Çünkü dağlar havayı temizliyor, suları biriktiriyor, toprakları nehirlerin, denizlerin istilasından muhafaza ediyor.

Altıncı adam bir yerbilimci. Biliyor ki, dünyanın karnı ateş, sıvı ve gazlarla dolu. Kimyevi birleşme ve ayrışmalar sebebiyle içinde gazlar birikiyor. Yerküre bu gazları dağların kraterlerinden dışarı atıyor, rahatlıyor, tıpkı düdüklü tencerenin buhar vermesi gibi.

İşte gördün, muhteşem bir elmas misali parlayan bu ayete altı adam altı zaviyeden baktı, her biri kendi bakış açısına göre güzel bir hisse kaptı.

Kuran, kısa bir sözle pek çok manaları anlatıyor, bildiriyor, akıllara kapılar açıyor. Bu manalar birbiriyle çelişmiyor, tersine birbirini destekliyor. Her nevi okura bakan yüzleri var.

Kişi okuduğu ayetten bir mana anladığı zaman ‘Bu ayet bana şunu söylüyor, ben şu manayı anladım’ diyebilir. Fakat ‘Bu ayetin manası işte bundan ibarettir, başka manası yoktur’ diyemez.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Birey Olmak

Birey olmak istiyorsun demek. Ne güzel! Birey olma arzusu, özgürlük talebi pek yaygın günümüzde...

Devamı »

Heme Ez Ost!

Diyorsun ki: “Tümtanrıcılık diye bir terim var. ‘Tanrı evrende içkindir’ falan diyorlar. Her varlık onun parçasıymış sanırım. Edebiyat dersinde bir şeyler anlatmıştı hoca. ‘Dalga ayrı görünür ama denizdendir’ falan gibi bir laf etmişti. Düşündüm, içinden çıkamadım. Ne demek istiyorlar?”

Devamı »

Keşke!

Keşke her şey güzel olsaydı! Kötülük hiç olmasaydı! Şeytan geberseydi. Hayat ne güzel olurdu! Madem yaratıcının bütün isimleri güzel, eserlerinin de tamamen güzel olması gerekmez mi?

Devamı »

Alzaymır

Bir Almanya dönüşü yolda tanışmış, sohbet etmiş, samimi olmuştuk. Yaşı yetmişin üzerindeydi. Bir ömür Almanya’da çalışmış. Karısı ‘alzaymır’ hastasıymış. Hafızasını kaybetmiş. “Ne zaman başladı?” diye sordum.

Devamı »