TR EN

Dil Seçin

Ara

Müslüman Matematikçilerin Matematiğe Yaptıkları Katkılar

Müslüman Matematikçilerin Matematiğe Yaptıkları Katkılar

Bilim tarihinde Müslüman bilginler, bilimsel gelişmelere çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bugünkü bilim ve teknolojinin temelinde de Müslümanların payı büyüktür. Bu yazımızda Müslüman matematikçilerin matematiğe yaptıkları katkıları kısaca özetleyeceğiz.

Bilim tarihinde Müslüman bilginler, bilimsel gelişmelere çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bugünkü bilim ve teknolojinin temelinde de Müslümanların payı büyüktür. Bu yazımızda Müslüman matematikçilerin matematiğe yaptıkları katkıları kısaca özetleyeceğiz.

 

Müslümanları Çalışmaya Teşvik Eden Sebepler

 

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki: Bilimin dini, dili, ırkı… olmaz. Bilim insanlığın ortak ürünüdür. Birçok millet bilime katkıda bulunmuştur. Burada İslam matematiği veya Müslüman matematikçiler tabirlerini kullanırken özellikle VIII. ve XV. yüzyıllar arasında yapılmış matematiği kastedeceğiz. Gerçekten bu yüzyıllar boyunca İslam medeniyeti; Atlas okyanusundan, Çin sınırlarına, Hindistan’dan Endonezya’ya, İspanya’dan Afrika’ya oldukça geniş bir coğrafyada hâkimdi. Dolayısıyla birçok eser Arapça yazılmıştır. Bu nedenle batılı bazı yazarlar bu dönemden söz ederken Araplar veya doğulular tabirlerini kullanmaktadır. Bu iki tabir karışıklığa sebep olabilmektedir. Çünkü, köken olarak Arap olmayan fakat Arapça eser yazan pek çok matematikçi bulunmaktadır, doğulu matematikçiler tabiri ise Çin, Hint gibi topluluklar ile karıştırabilmektedir. Bu nedenle Müslüman matematikçiler veya İslam matematiği tabirlerini kullanmak sanırım daha yerinde olacaktır. 

Müslüman bilim insanları Astronomi, Fizik, Kimya, Tıp,… gibi bir çok alanda çok önemli çalışmalar yapmışlar. Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Müslümanlar neden bu kadar çalışmışlar? Çünkü; Müslümanları düşünmeye, çalışmaya, üretmeye, yeni şeyler öğrenmeye teşvik eden birçok ayet ve hadis vardır. Bunlardan bazılarını ifade edelim. Hemen burada şunu belirtelim ki ayetler ilmi ezeli olduğundan burada ifade edeceğimiz dışında çok farklı anlamları da barındırmaktadırlar.

• Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?1

• Ne de az düşünürsünüz!2

• Aklınızı kullanmaz mısınız?3

• İlim ve hikmet müminin yitik malı gibidir. Onu nerede bulursa alır.4

• İlim talep etmek / öğrenmek her Müslümana farzdır.5

• Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.

 

İslam Matematiğinin Önemi

 

Bilim tarihine bakılırsa birçok medeniyetin katkıları açıkça görülecektir. Yani bilim insanlığın ortak ürünüdür. Benzer şey matematik tarihi için de geçerlidir. Matematiğe Mısır, Yunan, Mezopotamya, Hint, Çin, Müslüman, Avrupalı gibi pek çok topluluk önemli katkılarda bulunmuştur. Fakat birçok bilim tarihçisi uzun yıllar boyunca Müslümanların katkılarını görmek istemediler: 

“Tarihçiler Arapların bilimini, Ortaçağ’da Batı Avrupa’nın tanıyıp bildiği kadarıyla sınırlı tuttular uzun zaman, ama artık bütün boyutlarıyla benimsiyorlar IX. ve XV. yüzyıllar arasında İslam uygarlığı, çok çeşitli kökenlere sahip alimlerin ortaya koyduğu yüksek düzeyde birtakım bilimsel bilgilerin doğmasına olanak verdi.”6

“Müslümanlık artık kültür hayatının zirvesine ulaşmıştı. Kurtuba’dan, Semerkand'a kadar uzanan bin camide çalışan ilim adamlarının sayısı, camilerdeki sütunların sayısından daha fazlaydı; belâgatle konuşmaları dünyayı titretiyordu. Devletin yolları daha fazla öğrenmek için ilim peşinde koşan coğrafyacı, ilâhiyatçı, tarihçilerle doluydu. Fethedilen toprakların eski kültürleri Müslümanlar tarafından emilmiş, sindirilmişti. Müslümanlar öylesine büyük bir müsamaha sahibiydiler ki, şâirler, ilim adamları ve filozoflar arasında Arap kanından olanlar pek azdı. Diğerleri ilim ve edebiyat dili olan Arapça’yı kullanırdı.”7

Birçok matematik tarihi kitabında İslam dünyası matematikçileri ve dolayısıyla matematikçilerin yaptıkları katkılar pek fazla anlatılmaz. Öklit, Pisagor,… gibi birkaç ilk çağ matematikçisinden sonra 16. Yüzyılda Euler, Newton, Leibniz,.. anlatılır. Yani arada sanki hiç çalışma olmamış gibi atlanır. Evet ortaçağda batı dünyasında pek bir gelişme olmadığı ve kargaşa (kaos) olduğu doğrudur. 

“Tanrının yarattığı dünyanın işleyişinin günah sayıldığı ortaçağ Avrupa’sında hüküm süren düşüncelerin aksine, İslam dininin kendisi bilim fikrine özellikle açıktı.”8

Fakat İslam dünyası altın çağ yaşamaktadır. 

Bu gerçeği birçok matematik tarihçisi artık itiraf etmektedir:

 

“Önceleri, Arapların matematik bilimine fazla bir şey katmadıklarına inanılmış olsa da, son araştırmalarla sonradan ortaya çıkan birçok yenilikçi düşüncenin temellerini Arapların ortaya koyduğunu göstermektedir.”9

“Avrupa’nın karanlık çağı yaşadığı bu dönemde İslam’ın altın çağı matematik yönünden çok önemli gelişmelere tanıklık etti.”10

“Muhteşem olan Doğuluların büyüyen bir güçle dünyanın yarısına boyun eğdirmeleri fakat bundan çok daha muhteşem olan bir şey ise kendilerini sadece iki nesil içinde en düşük kültür seviyesinden inanılmaz bilimsel bir dünyaya taşımış olmalarıdır. Bu yüzyıllar boyunca Doğu dünyasında astronomi ve matematik alanındaki gelişmeler batıdakileri ciddi biçimde gölgede bırakmıştır.”11

“Arapların övgüye değer çalışmalarına tanıklık ettik. Araplar, başlarındaki hükümdarlar bilime değer verdikleri ve daha da ilerlemek istedikleri için çok şanslıydılar. Halifelerin saraylarında, bilim adamlarına, kütüphaneler, rasathaneler temin edilmiştir. Arap yazarlar, gök bilim ve matematik hakkında sayısız eser üretmişlerdir. Arapların bilge oldukları, fakat bildikleri her şeyi aslında hep başka milletlerden öğrendikleri iddia edilmekteydi. Ancak Arapların yaptıkları sağlam ve başarılı çalışmaları düşünecek olursak, bu görüşün tekrardan ele alınması gerektiği görünmektedir. Araplar, geometrik çizim yaparak üçüncü dereceden denklemleri çözmüş, trigonometriyi mükemmelleştirerek kayda değer bir noktaya getirmiş ve matematik, fizik ve astronomi alanlarında küçük küçük birçok önemli buluş yapmışlardır. Yunanlıların ve Hintlilerin öğretilerini benimseyip, bildiklerini unutmamak için çok çaba göstermişlerdir. Batı dünyasında bilim aşkı başladığında, Araplar en kıymetli hazinelerini, yani sahip oldukları bilgiyi Avrupalılara miras bırakmışlardır. Böylece Sami ırkı, bilim dünyasında karanlık bir devir yaşayan Avrupa’da, Hint-Avrupa (Aryan) bilim dünyasının bekçisi olmuştur.”12

“Bildiğim kadarıyla, Müslüman matematikçilerin küresel geometriye, cebire, sayılar teorisine, trigonometri ve astronomiye özgün katkıları olmuştur ve bu katkılar hiç de küçümsenecek ölçülerde değildir. Ayrıca, insanlığın ortak ürünü olan bilimin önemli bir halkası, eskiyle yeniyi bağlayan halkası İslam bilimidir. Bu halka olmadan, bilimin bugünkü düzeye gelmesi herhalde mümkün olmayacaktı.”13

“Batı’ya matematik şu üç yoldan girmiştir:

a) İki yüz yıla yakın bir süre Ortadoğu’da kalan ve burada dört krallık kuran Haçlılar vasıtasıyla,

b) Arap medreselerinde okuyan Batılı öğrenciler vasıtasıyla, ve

c) Endülüs’ten.”14

(Devam edecek)

 

Kaynaklar:

1. Kuran-ı Kerim, Zümer Suresi 9. Ayet.

2. Kuran-ı Kerim, Mümin Suresi 58. Ayet.

3. Kuran-ı Kerim, Bakara Suresi 44. Ayet.

4. Tirmizi, İlim 19; İbn Mâce, Zühd 17

5. İbn Mace, Mukaddime, 17

6. D. Jacquart, Bilimde Arapların Altın Çağı, Yapı Kredi Yayınları, 2015.

7. W. Durant, İslam Medeniyeti, Tercüman Gazetesi  1001 Temel Eser 1972, s. 89.

8. C. Waring, Sıfırdan Sonsuza Matematiğin Öyküsü (Çev. İbrahim Hoca), Say yayınları, 2013, s. 82.

9. F. Cajori, Matematik Tarihi (Çev. Deniz İlalan), ODTÜ yayıncılık, 2014, s. 121.

10. C. Waring, Sıfırdan Sonsuza Matematiğin Öyküsü (Çev. İbrahim Hoca), Say yayınları, 2013, s. 82.

11. F. Cajori, Matematik Tarihi (Çev. Deniz İlalan), ODTÜ yayıncılık, 2014, s. 132

12. F. Cajori, Matematik Tarihi (Çev. Deniz İlalan), ODTÜ yayıncılık, 2014, s. 135

13. A. Ülger, Matematiğin Kısa Bir Tarihi, Matematik Dünyası Dergisi, 2013 Güz, s. 56

14. A. Ülger, Matematiğin Kısa Bir Tarihi, Matematik Dünyası Dergisi, 2013 Kış, s. 52