60 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

Kurban Deyince

Eylül 2016, 477 33 Görüntülenme Eklenme Tarih: 12 Ocak 2020 18:25 Prof. Dr. Alaaddin Başar

 

İnsan, genellikle, kendi fikrini ölçü alarak değerlendirmelerde bulunur ve çoğu zaman yanılır. Meselâ, meleklerin ne ile beslendiklerini, hayatlarını nasıl devam ettirdiklerini düşündüğünde, onları da sanki mide ve ciğer sahibi varlıklar gibi vehmeder. Onların nurdan yaratıldıklarını nazara almaz; kendi ruhunun da maddi gıdaya ve havaya muhtaç olmadan varlığını sürdürdüğünü hiç düşünmez.

Aynı yanlış kıyas, kurban meselesinde de  karşımıza çıkıyor. İnsan, bir idam mahkûmunun darağacına götürülmesiyle, kurbanlık bir hayvanın kesime götürülmesi arasındaki büyük farkı görmezlikten gelir.

Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şu açıklamayı yapıyor:

“Hattâ kesilmek için yatırılan bir hayvan, birşey hissetmez. Yalnız bıçak kestiği vakit hissetmek ister; fakat, o his dahi gider, o elemden de kurtulur.” (Şualar)

Hayvan, aklı olmadığı için ölümü hiç düşünmez. Dünyadan ayrılmak gibi bir problemi de yoktur. Sadece kesime yakın bir şeyler hisseder gibi olur.

Her nefis ölümü tadacağına göre, hayvanlar da bu kaideye dahildirler.

Kurban kesimine karşı çıkılmasının mantığını anlamak mümkün değildir. Zira, besicilik ayrı bir sektördür ve birçok insan, geçimini bu yolla temin etmektedir. Kurbana karşı olanların besiciliğe de karşı olmaları gerekir. Oysa bunlar besiciliğe değil de kurbana itiraz ettiklerine göre, burada esas olarak, hayvanlara acımak değil, kurban ibadetine karşı çıkmak söz konusu oluyor.

İnsanı ana rahminde, kuzuyu koyunun rahminde terbiye edip büyüten, her ikisine de lâyık oldukları organları rahmetiyle takan,  onlara görme ve işitme duyguları, sindirim ve solunum sistemleri ihsan eden Allah, bu iki farklı misafirini dünyaya getirip, besleyip büyüttükten sonra, bunlardan birinin diğerine rızık olmasını dilemişse buna kim, ne hakla karşı çıkabilir?!.

Risale-i Nur’larda geçen iki önemli hakikati naklederek konuyu noktalayalım:

“Mülk sahibi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.”

“Allah’ın rahmetinden fazla rahmet edilmez.”

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Küfür Neden En Büyük Zulümdür? / Emanet III

Önceki yazılarımızda ayet-i kerimede geçen emanetin mahiyeti üzerinde durmuştuk. Bu yazıda, emaneti yüklenen insanın neden çok zalim ve çok cahil olarak nitelendiği konusu üzerinde duracağız.

Devamı »

Emanet II / Cansız Varlıklara 'Emanetin Teklifi' Konusunu Nasıl Anlamalıyız?

“Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. O gerçekten çok zâlim ve çok cahildir.” (Ahzâb Suresi, 72)

Devamı »

Emanetin Bir Yönü

“Gök, zemin, dağ, tahammülünden çekindiği ve korktuğu emanetin müteaddit vücuhundan bir ferdi, bir veçhi ene’dir.” (Bediüzzaman, Sözler)

Devamı »

Bizi Geri Bırakan İslâm mı?

Müslüman olsun kâfir olsun, her kim ulaşmak istediği sonucun ön şartlarını yerine getirir, sebeplerine, vesilelerine tam riayet ederse, başarı onun olacaktır. Hangi üründen, hangi şartlarda, hangi tekniklerle ve nasıl bir planlama ile verim alınacağı bellidir. Bu şartlara kim uyar, bu vesileleri kim yerine getirirse başarı onundur.

Devamı »