128 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

Kurban Deyince

Eylül 2016, 477 259 Görüntülenme Eklenme Tarih: 12 Ocak 2020 18:25 Prof. Dr. Alaaddin Başar

 

İnsan, genellikle, kendi fikrini ölçü alarak değerlendirmelerde bulunur ve çoğu zaman yanılır. Meselâ, meleklerin ne ile beslendiklerini, hayatlarını nasıl devam ettirdiklerini düşündüğünde, onları da sanki mide ve ciğer sahibi varlıklar gibi vehmeder. Onların nurdan yaratıldıklarını nazara almaz; kendi ruhunun da maddi gıdaya ve havaya muhtaç olmadan varlığını sürdürdüğünü hiç düşünmez.

Aynı yanlış kıyas, kurban meselesinde de  karşımıza çıkıyor. İnsan, bir idam mahkûmunun darağacına götürülmesiyle, kurbanlık bir hayvanın kesime götürülmesi arasındaki büyük farkı görmezlikten gelir.

Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şu açıklamayı yapıyor:

“Hattâ kesilmek için yatırılan bir hayvan, birşey hissetmez. Yalnız bıçak kestiği vakit hissetmek ister; fakat, o his dahi gider, o elemden de kurtulur.” (Şualar)

Hayvan, aklı olmadığı için ölümü hiç düşünmez. Dünyadan ayrılmak gibi bir problemi de yoktur. Sadece kesime yakın bir şeyler hisseder gibi olur.

Her nefis ölümü tadacağına göre, hayvanlar da bu kaideye dahildirler.

Kurban kesimine karşı çıkılmasının mantığını anlamak mümkün değildir. Zira, besicilik ayrı bir sektördür ve birçok insan, geçimini bu yolla temin etmektedir. Kurbana karşı olanların besiciliğe de karşı olmaları gerekir. Oysa bunlar besiciliğe değil de kurbana itiraz ettiklerine göre, burada esas olarak, hayvanlara acımak değil, kurban ibadetine karşı çıkmak söz konusu oluyor.

İnsanı ana rahminde, kuzuyu koyunun rahminde terbiye edip büyüten, her ikisine de lâyık oldukları organları rahmetiyle takan,  onlara görme ve işitme duyguları, sindirim ve solunum sistemleri ihsan eden Allah, bu iki farklı misafirini dünyaya getirip, besleyip büyüttükten sonra, bunlardan birinin diğerine rızık olmasını dilemişse buna kim, ne hakla karşı çıkabilir?!.

Risale-i Nur’larda geçen iki önemli hakikati naklederek konuyu noktalayalım:

“Mülk sahibi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.”

“Allah’ın rahmetinden fazla rahmet edilmez.”

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kur'an Allah Kelamıdır, Çünkü...

Öncelikle şunu ifade etmek isteriz: Okuyacağınız yazıyı kaleme almaktan maksadımız Kur’ân hakkında haddi aşan sözler sarf eden birisine cevap vermek değildir. Bu yazıyı onun o çirkin sözleri dolayısıyla, Kur’ân-ı Kerim hakkında bazı hakikatleri ifade etmeyi bir görev sayarak yazmış bulunuyoruz.

Devamı »

Varlıklar Kendileri İçin Mi Çalışırlar?

“Her şeyin, her zîhayatın neticesi ve hikmeti kendine ait bir ise Sâni’ine ait neticeleri, Fâtır’ına bakan hikmetleri binlerdir.” (Bediüzzaman, Sözler)

Devamı »

Hayatınızı Hangi Duygularınız Yönlendiriyor? / İnsanın Üç Duygusu

İnsan ruhuna konulmuş üç temel kuvve (duygu, güç, yetenek) vardır: Kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliye. Birincisi menfaatleri celb etme; ikincisi zararları def etme kuvvesidir. Bu kuvvelerin hikmet ve adalet üzere kullanılmasını ise kuvve-i akliye temin eder.

Devamı »

Ahlâk-ı İlâhiye / Allah'ın Razı Olduğu Ahlâk

Ahlâk-ı İlâhiye, “Allah’ın razı olduğu ahlâk” yani “Kur’ân ahlâkı” demektir. Bütün sıfatlarını, kabiliyetlerini ve duygularını Allah’ın razı olduğu şekilde kullanan insan, ahlâk-ı İlâhiye sahibi olur. Bunun ana maddeleri “iman, salih amel, takva ve güzel ahlak”tır. Bunlara sahip olan bir kul, bu dünyada bir nevi cennet hayatı yaşadığı gibi, ahirette de ebedî sadete mazhar olur.

Devamı »