114 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

Kurban Deyince

Eylül 2016, 477 149 Görüntülenme Eklenme Tarih: 12 Ocak 2020 18:25 Prof. Dr. Alaaddin Başar

 

İnsan, genellikle, kendi fikrini ölçü alarak değerlendirmelerde bulunur ve çoğu zaman yanılır. Meselâ, meleklerin ne ile beslendiklerini, hayatlarını nasıl devam ettirdiklerini düşündüğünde, onları da sanki mide ve ciğer sahibi varlıklar gibi vehmeder. Onların nurdan yaratıldıklarını nazara almaz; kendi ruhunun da maddi gıdaya ve havaya muhtaç olmadan varlığını sürdürdüğünü hiç düşünmez.

Aynı yanlış kıyas, kurban meselesinde de  karşımıza çıkıyor. İnsan, bir idam mahkûmunun darağacına götürülmesiyle, kurbanlık bir hayvanın kesime götürülmesi arasındaki büyük farkı görmezlikten gelir.

Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şu açıklamayı yapıyor:

“Hattâ kesilmek için yatırılan bir hayvan, birşey hissetmez. Yalnız bıçak kestiği vakit hissetmek ister; fakat, o his dahi gider, o elemden de kurtulur.” (Şualar)

Hayvan, aklı olmadığı için ölümü hiç düşünmez. Dünyadan ayrılmak gibi bir problemi de yoktur. Sadece kesime yakın bir şeyler hisseder gibi olur.

Her nefis ölümü tadacağına göre, hayvanlar da bu kaideye dahildirler.

Kurban kesimine karşı çıkılmasının mantığını anlamak mümkün değildir. Zira, besicilik ayrı bir sektördür ve birçok insan, geçimini bu yolla temin etmektedir. Kurbana karşı olanların besiciliğe de karşı olmaları gerekir. Oysa bunlar besiciliğe değil de kurbana itiraz ettiklerine göre, burada esas olarak, hayvanlara acımak değil, kurban ibadetine karşı çıkmak söz konusu oluyor.

İnsanı ana rahminde, kuzuyu koyunun rahminde terbiye edip büyüten, her ikisine de lâyık oldukları organları rahmetiyle takan,  onlara görme ve işitme duyguları, sindirim ve solunum sistemleri ihsan eden Allah, bu iki farklı misafirini dünyaya getirip, besleyip büyüttükten sonra, bunlardan birinin diğerine rızık olmasını dilemişse buna kim, ne hakla karşı çıkabilir?!.

Risale-i Nur’larda geçen iki önemli hakikati naklederek konuyu noktalayalım:

“Mülk sahibi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.”

“Allah’ın rahmetinden fazla rahmet edilmez.”

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

İnsan, Hayatının Sahibi mi? / Nefsin Yanlış Kıyası

Biz “Benim kolum” sözünü, “Bu kolu kullanmaya benim ruhum yetkili kılınmış” manasında söyleriz. Hiç kimse, kendi kolunu kendisinin yaptığını iddia etmez. Aksi halde, her şeyi bu ters mantıkla değerlendirmesi gerekecek ve “ağacın dalı” derken dalı ağacın yaptığına inanması icap edecektir.

Devamı »

Şerlerin ve Çirkinliklerin Kaynağı Nedir? / Şerlerin Esası

Mesela: Bir aynayı şuurlu kabul edelim. Işığa kavuşmaya hayır, karanlıkta kalmaya şer diyelim. Bu ayna, iradesini doğru kullanarak güneşe yüzünü döndüğünde aydınlanır ve ısınır, ama bunların meydana gelmesinde onun hissesi çok azdır. Yaptığı tek şey “vereni kabul etmek” mânâsında güneşin ışığını almayı kabul etmektir. Bu ayna güneşe sırtını çevirdiğinde ise karanlıkta kalır, ışıktan mahrum kalma bir ademdir ve o ayna bu ademin, bu şerrin faili olur. İnsanın işlediği bütün hayırlar da kalbini ve

Devamı »

Benlik Duygumuzu Kullanarak Allah'ın Mutlak Sıfatlarını Nasıl Biliriz?

“…Mutlak ve muhit bir şeyin hududu ve nihayeti olmadığı için, ona bir şekil verilmez; ve üstüne bir suret ve bir taayyün vermek için hükmedilmez, mahiyeti ne olduğu anlaşılmaz.” (Bediüzzaman, Sözler) Bu ifade, “Niçin Cenâb-ı Hakk’ın sıfât ve esmâsının marifeti enaniyete bağlıdır?” sorusunun cevabında yer alır.

Devamı »

Ayetteki Emanet Kavramı

İnsandaki sıfatlar ve kabiliyetler, Allah’ın sıfatlarını ve şuunatını bilme noktasında bizim için büyük birer rehberdirler.

Devamı »