ARAMA SAYFASI

Kış, Bahar İçindir

Bir tarafta gökler, yer ve ikisi arasındakiler, diğer tarafta ise nemli toprağın altı—burada, gerçekten, gökler ve yeryüzü ile birlikte anılmaya değer birşeyler bulunmalıdır.

 

Göklerde, yerde, ikisi arasında ve nemli toprağın altında olan ne varsa hepsi Onundur.

Tâhâ Sûresi, 20:6

 

Diğer pek çok âyet gibi, bu âyet-i kerime de, dikkatlerimizi göklere ve yere çevirerek Yüce Allah’ın herşeyi kuşatan egemenliğini bize hatırlatıyor. Yalnız, farklı olarak, burada, bir de “nemli toprağın altından” söz ediliyor.

Bir tarafta gökler, yer ve ikisi arasındakiler, diğer tarafta ise nemli toprağın altı—burada, gerçekten, gökler ve yeryüzü ile birlikte anılmaya değer birşeyler bulunmalıdır.

Toprak ve nem bir arada düşünüldüğünde hemen hayat akla geliveriyor. Dolayısıyla, âyet-i kerimenin, “hayata beşiklik etme” yönünden toprağa işaret etmiş olması gerekir ki, bundan da şöyle bir ders çıkarabiliriz:

Bilinçsiz toprak ile bilinçsiz su, bir araya geldiğinde, kimsenin akıl erdiremediği hayat gibi bir mucizeye beşiklik ediyor. Gördüğünüz gibi, ölü toprak bir bahar mevsiminde diriliyor ve Allah’ın sayısız rahmet eserlerini üzerinde sergiliyor. İşte bu akıllara durgunluk veren mucize, toprağın veya suyun marifeti değil, her ikisinin sahibi olan ve ölüden diriyi çıkaran bir kudret sahibinin eseridir. Allah’ı nemli toprağın sahibi olarak anmakla, ilk anda bu hakikat veciz bir şekilde hatırlatılmış oluyor.

Ancak, âyet, nemli toprağın “altında” birşeylerin cereyan ettiğini bildirerek dikkatlerimizi oraya yöneltiyor. Biz de âyetin gösterdiği yere, onun gösterdiği açıdan baktığımızda, gerçekten de, nemli toprağın altını bir mucizeler mahşeri olarak buluyoruz.

Bu âyette, bahar mucizesinin arka planı vardır. Çünkü bir bahar mevsiminde yeryüzünün dirilişi, ondan önce, nemli toprağın altında, aylarca süren hummâlı faaliyetler sonunda gerçekleşmektedir. Ama bundan da önce, toprağın, hayata beşiklik edecek bir şekilde, nemli tutulması gerekir ki, çetin kış şartları içinde bu hiç de kolay bir iş değildir.

İşte bunun için, yerin altı nemli kalsın diye, Yer ve Gökler Rabbi, kışın yeryüzüne kar yağdırır. Yağan kar, bir yorgan gibi yerin yüzünü örter. Ve bu yorgan, son derece etkili yalıtımıyla, toprağın altını şiddetli soğuklardan korur ve oraların donmasına meydan vermez. Öyle ki, yerin üstüyle altı arasındaki sıcaklık farkı, bazı yerlerde on, on beş, hattâ yirmi dereceye ulaşabilir. Yani, toprağın üzerinde birkaç dakika içinde donabilecek bir canlı, eğer yerin altına girebilse, hemen orada, dışarıdakinden neredeyse yirmi derece daha sıcak bir ortama kavuşabilir.

İşte böyle bir ortamda, bütün bir kış boyunca, baharın hazırlıkları sürer, gider. Yerin üzerinde en küçük bir hayat belirtisi görünmezken, kalın kar örtüsünün altındaki nemli toprakta mikroskopik canlılar, bakteriler, böcekler, solucanlar, fareler, köstebekler ve daha niceleri, sıcak ve güvenli bir ortamda, harıl harıl çalışmaktadırlar. Tabii, bütün bunlar anlamsız veya amaçsız faaliyetler değildir. Onlardan herbirinin, kısa süre sonra yeryüzünde eserlerini göstermeye başlayacak olan baharın inşasında üstlendiği bir rol vardır. Bu, yeri ve göğü, toprağın altını ve üstünü, güneşi ve dünyayı, canlı ve cansız varlıkları her haliyle kuşatan bir egemenliğin, yeryüzünde gerçekleştirdiği bir muhteşem manevradır ki, her yıl, her bahar gözlerimizin önünde tekrarlanır.

Ve her tekrarlanışında, Yer ve Gökler Rabbinin kudretini, hikmetini ve rahmetini bize gösterirken, aynı zamanda, bir büyük diriliş gününü de işaret eder ve bizim de o nemli toprağın altında böyle bir diriliş gününe hazırlanacağımızı hatırlatır.