ARAMA SAYFASI

Sindirim Mühendisliği Beş Yaşında

Sindirim mühendisliği en yeni mühendisliktir. Sindirim sistemi olan herkese hitap ediyor.

 

Bundan beş yıl önce, 2007’nin başlarında sindirim mühendisliğinin temelleri atıldı. 2007 yılı boyunca bir fikir ve çeşitli notlardan oluşuyordu. 2008 yılından itibaren insanlığın yararına sunulup yayınlanmıştır.

Sindirim mühendisliği en yeni mühendisliktir. Normal bir mühendislik de değildir. Üniversite öğrencilerine de hitap etmiyor. Sindirim sistemi olan herkese hitap ediyor ve herkes için mühendisliğin pratikleştirilmiş halini içeriyor. Sindirim mühendisliği, kimya mühendisliğinden türemiştir. Ancak biyoloji, sağlık ve kimya biliminden önemli ölçüde faydalanmıştır.

Şimdi sindirim mühendisliğinin yaptığı işi inceleyelim: Vücudumuzda ağız, yutak, yemek borusu, mide, incebağırsak ve kalınbağırsağın birleşimiyle oluşturulmuş, mükemmel tasarlanmış bir sindirim sistemi, bir sindirim fabrikası var. İşte sindirim mühendisliği bu fabrikanın nasıl daha iyi işleyeceği, nasıl daha verimli ve sorunsuz çalışacağıyla ilgilenir. Bu sistemin verimli çalışması mühendislik bilgisi gerektirmektedir. Tıp işe biraz makine mühendisliği yaklaşımıyla bakmaktadır. Bu sistemi ve makineyi çok iyi bilmekte ve arızalara, sorunlara ilaçla veya operasyonla çözüm bulmaktadır. Bir nevi bakımcı görevini yerine getirmektedir. Ancak sistemin bakımını yapmakla, sistemi işletmek birbirinden farklı nitelikler gerektirir. Bu nedenle sindirim mühendisliği sindirim sisteminden en iyi şekilde faydalanmamız konusunda bize büyük bir zenginlik katacaktır.

 

Sindirim Sisteminin Basit Akış Şeması1

Sindirim mühendisliğinin faydalarını şöyle sayabiliriz: Sistemi her mevsim, iklim, yöresel yiyecekler ve zor beslenme koşullarında dahi en verimli şekilde çalıştırmayı sağlar. Bu fabrika sürekli bizim kontrolümüzde olur. Yok denecek kadar az sindirim sorunlarıyla karşılaşırız. Sindirim sisteminin sağlığını daha uzun süre koruruz. Şişmanlığa ve zayıf olmaya kolay, etkili, kalıcı, sağlıklı ve faydalı bir çözüm uygulamış oluruz. Sindirim verimimiz artar. Besinlerimizden daha fazla faydalanırız. Böylece enerjimiz artar. Sindirimde gözle görülmeyen ama önemli miktarda kaybettiğimiz enerjimizi daha aza indirir ve enerji tasarrufu sağlarız. Daha enerjik, zinde, güçlü bir bedenimiz olur. Sindirim sorunları kaynaklı toksinlerin vücudumuza girişini en aza indiririz. Daha pek çok faydası bulunan sindirim mühendisliğini herkes, her yerde kolayca uygulayabilir.

 

İşte birkaç önemli yöntem

  • Yemeği çok çiğnemek! Çoğumuz yaşam koşuşturması veya hızlı bir karaktere sahip olmamız nedeniyle yemeklerimizi neredeyse hiç çiğnemeden yutuyoruz. Halbuki çiğnemenin önemini anlatmaya sayfalar yetmez. Bu kadar basit ama tahminlerin üstünde etkili bir yöntemdir. Bu arada çok çiğnemekle yemekleri yavaş yemek aynı şey değildir. Hızlı yemek yiyenler yemeği hızlı olarak da çok çiğneyebilirler. Sindirim fabrikamızda yaptığınız iş beş katlı betonarme bir binanın tek tek kum tanelerine kadar parçalanması gibi bir işlemdir. Bu parçalanma işleminde dişler en büyük rolü oynar. Ayrıca yemeğin ağızda yeterince kalıp, tükrükle ıslanması ve tükrükte bulunan enzimlerle temas etmesi gerekir. Yediklerinizi bir nevi kum tanesi boyutuna (beş katlı binaya göre) kadar parçalayamazsanız o besinden faydalanmanız mümkün değildir. Boşuna fabrikaya o yemeği yük yapmışsınız ve büyük bir enerji harcamışsınızdır.

 

  • Yediklerine dikkat etmek! Sindirim fabrikasında sindirim, enzimler yardımıyla olur. Her enzim anahtar kilit uyumu gibi ancak bir çeşit yemeği tanıyabilir ve onu sindirir. Bu fabrikaya sisteme uymayan, sindirilemeyen yabancı maddeler koymamalıyız. Bu yabancı maddeler sistem için zararlı, tehlikeli ve sistemi zorlayıcı etkiler oluşturabilir.

Örneğin, alkol uygun enzim olmadığı için sindirilmeden emilip kana geçer. Alkolün yakılabilmesi için insan yakıtı olan glikoza dönüştürülmesi gerekir. Ancak insanda bunu yapabilecek enzimler bulunmamaktadır. Bu nedenle karaciğer alkolü zehir olarak algılar ve vücuttan atmaya çalışır.

Dinimizce yenmesi yasaklanan bazı hayvan etleri de vücudumuz için uygun olmayan ve tehlikeli maddelerdir. Haram yiyecekler arasında üstüne Allah adı anılmadan kesilen hayvan etlerinin bulunması ve kanı akıtılmamış, kendiliğinden ölmüş hayvan etlerinin bulunması üstünde titizlikle düşünülmesi gereken bir durumdur. Yani eti yenilebilen hayvanların dahi nasıl öldüğü çok önemliyken, eti yenilmemesi zorunlu hayvan etlerinin nelere yol açabileceğini çok iyi düşünmek gerekir.

Bu sistem ve vücut için yabancı maddeler zehir etkisi gösterebilir, sistem akışını bozabilir, insan karakterini etkileyebilir hatta insanı değiştirebilirler. Yenilebilen bazı canlıların genetiğinin değiştirilmesi de bunların sistem ve vücut için tehlike oluşturmasına neden olacaktır. Yediklerimizin helal olmasına dikkat etmek çok önemlidir. Hatta şüpheli şeylerden dahi sakınmamız tavsiye edilmektedir. Haram yemiş bir beden kontrolden çıkar ve Allah yolundan sapar. Şeytanın fısıltıları ona sevimli bir iş gibi görünür.

 

  • Çok yememek! Helal olduktan sonra istediğimiz kadar yiyebiliriz diye bir mantık bulunmamalıdır. Peygamberimiz, “Ademoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır.” “Midenin üçte birini yemek için, üçte birini su için, üçte birini de nefesi için ayırsın.”  sözleriyle yemede ölçülü olmayı tavsiye etmektedir.

Yüz kg bir ağırlığı iki kişi yerden kaldırabilir. Bir kişi elli kg ağırlığı da taşıyabilir. İki kişinin yapabileceği bir işi, yüz kg ağırlığı bir kişiye yükleyin ve bir saat boyunca sırtında bu yükle dolaşmasını isteyin. Nasıl zorlanacağını bir düşünün! Mideyi tıka basa doldurmak, sistem için, kişinin sırtında yüz kg ağırlıkla dolaşması kadar zor bir iştir. Bir saat boyunca sistem adeta kıvranır, kapasitesinin üstünde bir yükle boğuşur. Sonunda işini tam ve verimli yapamadan ağırlığı üstünden atmaya çalışır. 3-4 saat çalışacak sistem 7-8 saat çalışmak zorunda kalır. Böyle yediğimiz yemekle enerji kazanmak yerine daha fazla enerji harcamış, sistemi yıpratmış oluruz. Sistemdeki bu yük merkezi sistemi de etkiler. Kan yoğunluğu midede toplanır ve insan düşüncesi zayıflayıp, uyku hali ortaya çıkar. Yoğun yük altında sistem iç basıncı artar. Uzun süren sindirimle bazı gazların da ortaya çıkmasıyla bu iç basınç daha da artar. Sonuçta basıncın etkisiyle sindirim dengesi bozulur. Gereğinden fazla madde sistemden içeriye kaçabilir. Normal sindirim sırasında dışarıya atılacak olan zararlı maddeler bu basıncın etkisiyle vücuda girerler. Böylece kan ve vücut bu toksinlerle daha da kirlenir…

Sindirim mühendisliği ile sindirimimiz daha kolay, daha faydalı, daha enerjik ve daha temiz olacaktır.

 

 

Kaynaklar

1. Uysal, E., “GENÇLİK ve ZİNDELĞİN SIRLARI Sindirim Mühendisliği ile Sınırsız Enerji”, Kanes Yayınları, 2012.

2. www.sindirimmuhendisi.com