4 Yazı Taşkın Tuna
Fizik Yüksek Mühendisi

Yazar Profili »

Her An Değişen Kâinat

Haziran 2012, 426 73 Görüntülenme Eklenme Tarih: 26 Mayıs 2020 23:29 Taşkın Tuna

 

Geçtiğimiz kış, lapa lapa yağan kar tanelerini peş peşe yere düşerken izleme fırsatını buldum. Ne harika, ne şahane bir manzaraydı. Sokak lambalarının yarı solgun ışıkları altında hafif bir rüzgârın sürüklediği yatay seviye ile yerçekiminin düşey bileşeninin ağırlığı ile kararsız ve titrek savrulan her bir kar taneciğinin, aslında ahenkli bir kristal yapıya sahip olduğunu içim ürpererek hatırladım.

Kar tanecikleri heksagonal tarzda (altı köşeli) oluşurlar. Bu tarz bir kristalleşme, ilk bakışta gayet normal ve sıradan bir oluşum gibi kabul edilebilirse de, aslında bilimcileri şaşırtan, bu kristallerin her birinin ayrı bir yapıya sahip olmasıdır.

 

Benzersiz eserler

Gerçekten sürdürülen bir seri araştırma ve gözlemlerden, titizlikle yürütülen incelemelerden açığa çıkan gerçek şudur: Yere düşen kar taneleri hiç bir zaman birbirine benzemez. Her biri, ayrı yapıda, ayrı şekillerde, farklı görünümlerde yere düşerler. İşte, bilimcileri şaşkına çeviren üzerinde yıllarca kafa yordukları çarpıcı gerçek budur!

Dünya üzerinde her hangi bir mekâna, herhangi bir zamanda yere düşen tek bir kar kristali; yalnız o bölgede değil, dünyanın bir başka bölgesinde, bir başka zamanda yere düşen kar kristaline asla benzemez. Bu gerçek, yalnız içinde bulunduğumuz yılda değil; geçmiş zamanlarda, hatta gelecek zamanlarda, özetle her hal, her yer ve zamanda, kar kristallerinin birbirine benzemez olmasıyla çarpıcı bir özellik kazanır.

 

Bilimin sustuğu nokta

Bilim bunu gayet güzel tasvir etmiş, anlatmış, öğretmiştir ama, nedenini bulamamıştır!

Bunun nedeni bizce, ‘O her an bir şe’ndedir!’ hükmünün nefes kesen bir karşılığıdır. O’nun her tecellisinin ayrı olduğunu, aynı anda aynı tecellinin yaratılmadığı gerçeğini yüreklerimiz titreyerek öğreniyoruz.

‘O her an bir başka iştedir’ şeklinde de açıklanabilen bu çarpıcı gerçeği günlük hayatta başka yerlerde, değişik ortamlarda da hayret ve hayranlıkla izleyebiliriz.

 

Bitkiler de farklı yaratılır

Bir kiraz ağacındaki bütün kirazlar farklıdır. Aynı şekilde dut ağacındaki dutlar, erik ağacındaki erikler, badem ağacındaki bademlerin her biri, diğerlerinden farklıdır. Lezzetleri, renkleri, büyüklükleri, kabukları, su miktarları ve kokuları değişiktir.

Aynı kuralı sebzelerde ve tahıllarda da görebiliriz. Her ürün elimize geçtiğinde hiçbiri bir diğerine benzemeyecektir. Çünkü tecelli her an değişiktir. Allah’ın (c.c.) benzer prensibi, hava olaylarında, meteorolojik özelliklerde de gözlenebilir. Güneş aynı güneş; dünya aynı dünya, güneşle dünya arasındaki uzaklık da aynıdır. Bu veriler, bize geçtiğimiz kışın niçin içinde bulunduğumuz kışa benzemediğini açıklayamaz. Ele alınan bir yörede hiçbir mevsim, şimdi yaşadığımız mevsime benzemediği gibi, gelecekte de benzemeyecektir. Sadece mevsimler değil; günlük, hatta ve hatta saatlik değişimler dahi her an yeni bir tecellinin tasarrufu altındadır. Çünkü hava olaylarında rol alan belki yüzlerce, belki de binlerce bileşen vardır ve bunlardan sadece birinin çok küçük bir orandaki değişimi, bütün meteorolojik oluşumları temelden değiştirir.

 

Dünyanın seyahati

Okulda öğretmenlerimiz bize dünyanın hem kendi ekseni etrafında döndüğünü ve hem de güneş etrafında dolandığını anlatmışlardı. Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşünden gece ve gündüz; güneş etrafındaki dolanımından da mevsimler meydana geliyordu.

Bu doğruydu, eksik olan bir fark vardı ki, bu fark, herkesin gözünden kaçmıştı. Dünya, güneş etrafında döndürülüyordu ama, meselâ bugün, geçen seneki aynı güne göre, uzayda aynı yerde miydik? Yoksa uzayın daha değişik bir yerinde mi bulunuyoruz?

Yukarıda söylediğimiz gerçeklerin ışığı altında, bu sorunun cevabını artık rahatlıkla verebiliriz. Dünyamız, uzayda geçtiği bir noktadan bir daha geçmemek üzere hareket ettirilir. Geçen yıl, aynı ayın, aynı gününde uzayda bulunduğumuz noktayı çok çok gerilerde bıraktık. Bunun sebebini astronomik gözlemlerden elde edilen ve son derecede çarpıcı bir sonuçtan anlıyoruz. Güneş, saniyede 600 kilometrelik bir hızla Hercules takımyıldızları içinde bulunan Vega yıldızına doğru hareket etmektedir. Başka bir ifadeyle, güneş sistemi yerli yerinde duruyor değildir. Hareketli olduğu için güneşin geçen seneki konumu ile bu sene aynı güne ait konumu çok farklıdır. Doğal olarak güneşin hareketine bizim ihtiyar gezegenimiz, diğer gezegenlerle beraber aynen iştirak etmekte soluk soluğa bu koşuda kendine ayrılan kulvarda yol almaktadır.

 

Sonsuz bir ilmin ve kudretin tecellisi

Güneş, içinde yer aldığı Samanyolu yıldız adası içinde bulunan 200 milyar güneşten sadece biridir. Samanyolu Galaksisi de kendi ekseni etrafında saniyede 250 kilometre hızla dönmektedir. Her dönüş için geçecek zamanın 250 milyon yıl sürdüğünü hatırlatırsak, konunun azameti belki biraz olsun hissedilebilir.

Uzay boyutlarında bile bir tecelli asla bir diğer tecelliye benzemiyor! Hiçbir yaratılmış, bir başkasına asla benzetilmiyor. Dünya üzerinde bu asırda yaşamış 10 milyar insanın parmak izlerinin değişik olması, tecellinin bir diğer gerçeğini yansıtmaktadır. Tıpkı, geçmişte ve gelecekteki parmak izlerinin benzer olmaması gibi…

Atom boyutlarında bir çekirdeğin etrafında dolandığı düşünülen negatif yüklü elektronların bile, konumları değişiyor. O kadar değişiyor ki, onları yörüngenin çok küçük bir mekânına sığdırıp ‘İşte afacan burada’ diyemiyoruz. Bu prensip, Heisenberg’in ünlü belirsizlik prensibi ile açıklanıyor veya açıklanabildiği sanılıyor!

 

Mükemmel değişim tesadüfen olmaz

Vücuttaki iç organların hepsi; mide, ciğerler, bağırsaklar, böbrekler her an değişikliğe uğrarlar. Vücutta mevcut olan 100 trilyon hücreden her saniyede vücutta ölen hücre sayısı 50 milyon. Bu sayı dakikada 3 milyarı, saatte 180 milyarı, günde ise 2 trilyonu buluyor.

Ölen hücrelerin yerine, dışarıdan gelen besinler, moleküllere ayrıştırılarak yeni hücreler yaratılır. Uzun söze ne hacet? Aynaya bir bakın, gözlerinizi sadece bir saniye kapatıp, sonra tekrar ayaya bakın! Yüzünüzde bir değişiklik gördünüz mü? ‘Hayır hiçbir değişiklik görmedim’ derseniz, bunun nedenini gözünüzün, bir saniyelik yaşlandığınızı fark edememiş olmasında aramalısınız. Çünkü siz şimdi bir saniye daha yaşlandınız!

Hani ne demişler? “Değişmeyen tek şey değişimdir” diye!

Ama eksik demişler, biz şöyle düzeltelim: “Çünkü, Allah her şeyi her an değiştirir! Bütün bunları da bilerek yapar. Yarattıklarını idare etmek, O'na ağır gelmez.''

 

 


Haziran 2012, 426 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Var Olmak, Aşka Yolculuktur!

Bizler bu karanlık (zulmet) âlemde gözlerimizi açtık, ağlayarak dünyaya geldik. Geldiğimiz yer saf, sâbit ve nuranî âlem olan ‘emir’ âlemiydi...

Devamı »

Her Şey Neden Dönüyor?

Hiç aklımıza geldi mi? “Neden evrenimizde her şey, her şeyin etrafında dönüp duruyor?

Devamı »

Yaratılış Senfonisi

Bu ne müthiş bir senfoni, ne muazzam bir orkestra, ne usta bir ŞEF’tir ki, her türlü nefesli, yaylı ya da vurgulu sazların öylesine bir uyum içinde, mükemmel bir ritimle, muhteşem bir ahenkle, gönülleri titreten bir heyecanla kulaklarımıza nağmelerin en uygun notalarını her an, ama her an tekrarlatıyor.

Devamı »

Her An Değişen Kâinat

Allah her şeyi her an değiştirir!

Devamı »