ARAMA SAYFASI

Maarif Sistemi Bu Kadar Mı Çöker?

Maarif Sistemi Bu Kadar Mı Çöker?

Kuş uçmaz-kervan geçmez köylere, kasabalara ortaokul, lise açıldı. Açılsın. Kötü mü? İrfan ordusunun yılmaz savaşçıları oralara da gitsin, memleket evlatlarına bilimin ışığını götürsün.

 

Kuş uçmaz-kervan geçmez köylere, kasabalara ortaokul, lise açıldı. Açılsın. Kötü mü? İrfan ordusunun yılmaz savaşçıları oralara da gitsin, memleket evlatlarına bilimin ışığını götürsün.

İyi, güzel de bu öğretmen nerede kalacak? Lojman yok, kiralık ev yok, otel yok, lokanta bile yok. Bu durumda ne yapsın çocuk; gitmeden, işe başlamadan “Ben buradan nasıl kaçarım” diye plan yapmaya başladı.

Küçük vilayetlere köy ortaokullarından mezun talebeler gelirdi, liseye kayıt yaptırmak için. Not tablosuna bakıldığında, genellikle şu manzara görünürdü. İngilizce: çizgi, Fizik: çizgi, Matematik: çizgi. Yani bu dersleri hoca yokluğundan görmemiş.

Bu çocuk liseyi bitirdiğinde bir dilekçe yazamazdı. Temel zayıf olunca üst katlar sıva tutmaz. O gün, bu gün Milli Eğitim tepe üstü aşağı doğru gidiyor. Niceliğin egemenliği, niteliği sıfırladı. Her gelen Milli Eğitim Bakanı elbette bir deha olduğundan yeni bir sistem denedi. Maarif deneme tahtası oldu. Hani nerede “Kredili Sistem?”

Trajikomik bir hikaye: Bir taşra şehrinde, oranın televizyonunda çalışan acar bir muhabir elinde mikrofon sokak röportajına çıktı. Bu röportaj önce televizyonlarda sonra basında yer aldı. Galiba referandum öncesi idi. Çocuk sokakta rastladığı üniversite öğrencilerine mikrofonu uzatıyor ve şu soruyu soruyordu:

“İsmet İnönü referandumda hayır diyecekmiş. Kendisi açıkladı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”

Üniversiteli çocuklar hiç bozuntuya vermeden şu cevabı yapıştırıyor: “Efendim bu ülke demokratik bir ülkedir. Referandumda herkes istediği tercihte bulunabilir. İnönü’nün seçimini normal buluyorum.” Aşağı yukarı 13-15 talebe aynı cevabı verdi. Bunlar Paşa’nın öldüğünü, hatta oğlunun dahi hayatta olmadığını bilmiyorlar. Dünyadan bihaberler.

Şimdi her il kendine bir üniversite istiyor. Ve bunlar peş peşe açılıyor. Kervan yolda düzülür.

Bir kere bir ilde üniversite açacaksanız o ilin veya o üniversitenin çok mükemmel bir kütüphanesi olması lazımdır. Bizim illerin çoğunda bırakın mükemmel kütüphaneyi sinema salonu, tiyatro vb. dahi yoktur.

Evet yedi üniversitemiz az zamanda 177’ye çıktı. Bununla övünelim mi? İsteyen övünsün. Bir örnek vereyim de ondan sonra övünsün.

Tarih hocası olan oğlum öğretmen odasında otururken yanında yeni mezun bir bayan tarihçi bilmece çözüyormuş. Bir ara oğluma dönüp “Hocam affedersiniz” “muhasara ne demek?” diye sormuş.

Bunu soran yeni mezun bir tarihçi.

Sekiz zayıf ile sınıf geçenlerden olmalı. Mutlaka dizüstü bilgisayarı da vardır. (Mustafa Kutlu, Yeni Şafak)