ARAMA SAYFASI

Yanardağlar Neden Yanar?

Yanardağlar Neden Yanar?

 Erimiş maden ve kayalardan oluşan mağma, günün birinde, yeryüzüne doğru ilk bulduğu yerden büyük bir basınçla çıkmaya başlar ve yanardağın ağzından lav olarak fışkırır.

Yanardağların yeryüzündeki hayata çok faydaları da vardır.

 

1943 senesiydi. Meksika’nın başkenti Meksiko’nun 300 km kadar uzağında Paricutin adında küçük ve şirin bir köy bulunuyordu. Aylardan Şubat’tı, Paricutin köyünde gün doğmak üzereydi. Ve ilk öten horozun sesiyle birlikte yatağından fırlayan Dionisio Pulido, kazmasını küreğini sırtına vurduğu gibi, mısır tarlasının yolunu tuttu.

Sakin sakin, mısır fidanlarının sağını solunu çapalarken, tarlanın ortasında birden beliriveren iri bir çatlaktan, gök gürültüsünü andıran bir sesle birlikte, duman fışkırmaya başladı.

Kazmayı küreği oracığa bırakan köylü, doğruca kahvehanede, pişpirik oynayan arkadaşlarının yanına koştu ve tarlasının ortasındaki bir çatlaktan dumanlar fışkırdığını anlattı. Buncağızı kimse ciddiye almadı.

Ancak ertesi gün, hep birlikte Dionisio’nun tarlasına gittiklerinde, gördükleri manzara karşısında, ağızları bir karış açıldı ve ne diyeceklerini bilemediler. Toprak 30 metre kadar koni şeklinde kabarmıştı. Ve bu gecekondu koninin bacasından, dumanlar yükseliyordu.

Günler birbirini kovaladı. Koni, her geçen gün biraz daha büyüyordu. Ve sonunda, gürültüyle patladı. Etrafa cayır cayır yanan kayalar, kızgın küller püskürmeye başladı.

Bu haber kısa bir zaman sonra tüm dünyada duyuldu. Çeşitli ülkelerden bilim adamları Paricutin’e akın etti. Ziyaretçilerin bu iri koniyi merakla seyrettikleri bir gün, korkunç bir patlama oldu ve koninin ağzı cart diye ikiye ayrıldı. İçeriden oluk oluk lav akmaya başladı.

Lavlar kısa bir süre içinde 1-2 km çapında bir araziyi kapladı.

Herkesin gözü önünde “nar” topu gibi bir yanardağ doğmuştu!

Bir sene sonra Paricutin yanardağının yüksekliği 400 metreyi buldu. Tepesi 300, tabanı ise 1000 m çapındaydı. 1953 yılına gelindiğinde bu genç yanardağın boyu 3292 metreye çoktan ulaşmıştı.

Dağın çevresindeki ormanlar ve tarım arazileriyle birlikte yirmi köy lavlar altında kalmıştı... Ancak işin sevindirici yanı, insanlar olan bitenden, erken haberdar olduğu için kimse ölmemişti.

Paricutin bugün sessiz ve sakin bir dağ olarak yerinde duruyor. Ama ne zamana kadar böyle durur, işte onu sadece Allah bilir!

 

Yanardağlar neden yanar?

Yer kabuğu, dev bir ateş topunun üzerini sarar. Bu ateş topunu oluşturan erimiş kayalar ve madenler, bazı zamanlarda, yer kabuğunun içine doğru sızar. Sızdığı bölgedeki kayalar erir ve orada bir MAĞMA ODACIĞI oluşur. Zaman içinde, büyüyen ve şişmeye başlayan bu mağma odacığı, günün birinde, yeryüzüne doğru ilk bulduğu yerden büyük bir basınçla çıkmaya başlar ve yanardağın ağzından LAV olarak fışkırır.

Lavlar, yerin içlerindeki su kaynaklarını ısıtır ve buharlaştırır. Bu da patlayan bir düdüklü tencere gibi, yanardağın patlamasına sebep olur.

Yanardağların bacasından çıkan duman, aslında tam olarak duman değil, bu, su buharı ve ona karışan bir takım patlamaya yer arayan mağma gazları, yoğun miktarda kül ve volkanik camlardır...

 

Yanardağlar boşa yanmaz

Yeryüzündeki pek az şey, insanları bir yanardağın kükreye kükreye patlaması kadar korkutur.

Patlayan bir yanardağdan, kilometrelerce ötelere fırlayan kayalar, saatteki hızı yarış arabalarına toz yutturacak kadar hızla dağ eteklerine yayılan zehirli gaz ve kül bulutları, binlerce derece sıcaklığındaki erimiş kayalar ve bilmem hangi hangi madenlerden oluşan lav akıntılarının kraterin (yanardağın ağzı) içinden oluk oluk akmaya başlaması, akan kızıl lavların önüne çıkan her şeyi anında yakıp eritmesi.. korkulmayacak şey değildir elbette...

Ama, yanardağların yeryüzündeki hayata faydaları da vardır.

Yanardağlardan çıkan lavlar, kısa bir süre sonra soğur ve katılaşır. Bu katılaşan lavlara KAYAÇ adı verilir. Kayaçlar, zaman içinde, aşınır, parçalanır ve un ufak olarak toprağa karışır. Bu topraklar, mineral bakımından çok zenginleşirler. Dünün ateş denizleri, bugünün bereketli tarlalarına döner. Özellikle Selenyum maddesi, toprağa kayaçlar vasıtasıyla geçer. Selenyumlu topraklarda yetişen bitkiler de bu minerali alırlar. O bitkileri yiyen hayvanlar ve hem o bitkileri, hem de o bitkileri yiyen hayvanları yiyen insanların, Selenyum ihtiyaçları giderilmiş olur.

Yanardağ patlamalarının bir başka faydası da, değerli madenlerin yeryüzünde oluşmasına sebep olmasıdır. Özellikle bakır madeni, volkanik bölgelerde çok bulunur.

Bilim adamlarına göre, yanardağların en önemli faydalarından biri, yer kabuğunun altında biriken basıncı dışarıya atmaları. Eğer arasıra yeryüzünde bir iki yanardağ faaliyete geçmese, aşağılarda çok güçlü bir basınç birikmesi olacak ve bunun neticesinde dünya çok büyük bir felâketle karşı karşıya kalacaktı.

 

Sönmüş mü yoksa uyuyor mu?

Yakın zamanlarda patlamış ve zaman zaman da kraterinden zehirli gazlar çıkaran, küçük çaplı depremlere sebep olan yanardağlar, faal yanardağlardır. Onların sağı solu belli olmaz, 1980 yılında ABD’deki Saint Helens yanardağı gibi karla kaplı zirvesi havaya uçuverebilir.

Allah’ın büyük bir rahmeti olarak, bir yanardağ patlayacağı zaman bir takım işaretler verir. Yer sarsıntıları artar, dağın kraterinden türlü gazlar çıkmaya başlar, dağın yamaçlarındaki toprakta şişkinlikler olur. Bunlara ilave olarak, yakınlardaki köy ve kasabalardaki kedi köpek enik encik huysuzlaşır, karıncalar topuklar.. Bütün bunlar, yakında ortalığın biraz ısınacağına dair işaretlerdir. Bu işaretler sayesinde, yanardağ patlaması olmadan, civardaki köyler, kasabalar boşaltılır ve can kaybı çok çok azalır, hatta hiç olmaz..

1985 yılında, Kolombiya’da Nevado Del Ruiz Yanardağı’nın patlaması sonucu 25 bin kişi hayatını kaybetmişti. Patlamadan önce depremler olduysa da, pek ciddiye alınmadı. Sonra bir gece patlayan dağdan boşalan lavlar, dağın zirve ve eteklerindeki karları eritti. Dağın eteklerinden hızla aşağılara akan sel, önüne ne çıkarsa sildi süpürdü...

Bazı yanardağlar, yıllarca hatta yüzyıllarca suskun kalabilir. Bunlara uyuyan yanardağlar denir. Uyanıp uyanmayacaklarını, uyanacaklar ise, ne vakit uyanacaklarını Allah bilir...

Bir yanardağın içindeki lavlar soğur ve yanardağın bacasını kapatırsa, ona sönmüş yanardağ denir. Böyle yanardağlar büyük ihtimalle tekrar faaliyete geçmezler. Ancak bilim adamları bu konuda kesin bir şey söylemeye pek yanaşmayıp; yanardağlar için, “sönmüş” yerine “uyuyor” demeyi tercih ederler.

Türkiye’de pek çok sönmüş (şimdilik) yanar dağ vardır. Mesela, Ağrı, Tendürek, Süphan, Nemrut, Erciyes bunlardan en meşhur olanlarıdır.

Bu arada merak edenler için söylüyorum, Anadolu toprakları içindeki en son yanardağ patlaması, 1400’lü yıllarda Nemrut Dağı’nda gerçekleşmiş.