TR EN

Dil Seçin

Ara

Peygamberimin Sevdiği Müslüman Ailesine Karşı Görevlerini Yerine Getirmeli

Allah Teâlâ kullarının dünyada mutlu olmasını ve huzurlu yaşamasını istedi.

Bu sebeple onlara kendi cinslerinden eşler yarattı.

Aralarında sevgi ve merhamet var etti, ve onlara oğullar ve torunlar verdi.

 

Çocuğun kulağına ezan okumalı 

Bir Müslüman, Allah kendisine çocuk nasip edince, İslâm geleneğine uyarak onun sağ kulağına ezan okumalıdır. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti böyledir; torunu Hz. Hasan doğunca onun kulağına ezan okumuştur.

Böylece çocuk ilk defa, Allahtan başka tanrı olmadığı, Muhammed aleyhisselâmın da Allah’ın Resûlü olduğu gerçeğini duymuş olacaktır.

Dünyaya geleni ezanla karşılamak, âhiret yolcusunu kelime-i tevhîdi telkin ederek uğurlamak bir İslâm geleneğidir.

 

Akîka kurbanı kesmeli

Çocuk, Cenâb-ı Hakk’ın bir lütfudur. Maddî durumu elverişli olanlar, bu lütfa sevindiğini göstermek üzere bir kurban kesmelidir. Allaha şükrün bir ifadesi olan bu kurbana akîka kurbanı denir.

Akîka kurbanı, Sevgili Peygamberimizden öğrendiğimize göre; doğumdan bir hafta sonra kesilir.

Çocuğa ad konur.

Saçı tıraş edilir ve saçların ağırlığınca fakirlere para dağıtılır.

Kurban kesemeyecek olanlar, çocuk doğunca adını koyabilirler.

Peygamber Efendimizin, oğlu İbrahime daha doğduğu gün ad koyduğu ve bunu Bu gece bir oğlum doğdu; ona dedem İbrahimin adını verdim.” diye ifade buyurduğu da sahih bir rivayetle bilinmektedir.

Hz. Fâtıma; çocukları Hasan, Hüseyin, Zeynep ve Ümmü Gülsüm dünyaya gelince, Peygamber Efendimizden öğrendiği gibi, çocukların saçlarını kestirip tarttı ve saçların ağırlığı kadar gümüşü sadaka olarak dağıttı.

 

İyi bir ad koymalı

Ana babanın önemli görevlerinden biri çocuklarına iyi bir ad koymaktır.

Çünkü Peygamber Efendimiz,

- kıyamet gününde, herkesin hem kendi, hem de babasının adıyla çağırılacağını,

- bu sebeple çocuklara güzel isimler koymak gerektiğini söyledi.

Çocuğa mânâsı, söylenişi güzel adlar; Allah dostlarının, peygamberlerin isimleri konmalıdır.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Allahtan başkasına kulluk anlamı taşıyan, putperestliği hatırlatan, kısacası İslâm âdâbına uymayan isimleri değiştirmiştir. 

 

Çocukları eğitmeli

Anne babanın çocuklarına karşı görevleri vardır.

Peygamber Efendimizin benzetmesiyle, herkes bir tür çobandır ve herkes sürüsünden sorumludur. Erkek ailesinin, kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır.”

Anne babanın ailesine karşı sorumluluğunun başında çocuklarını eğitmek gelir. Allah Teâlâ çocukları dindar yetiştirmeyi, böylece onları Cehennem ateşinden korumayı emreder.

Peygamber Efendimiz; iki kız çocuğu olup da, onları yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye eden kimse ile, kıyamet gününde yan yana bulunacaklarını müjdeler.

Üç kız çocuğunu himaye edip büyüten, güzelce terbiye eden, evlendiren, ve daha sonra onlara iyiliklerini devam ettiren kimsenin Cennetlik olduğunu bildirir.

İki veya üç kız kardeşini himaye eden, eğitip yetiştiren kimseyi de aynı güzel sonuçla müjdeler.

Korunması ve eğitilmesi gereken çocuk, kendisinin veya başkasının yetimi olabilir. Peygamber Efendimiz, yetimleri himaye eden kimselerle de Cennette yan yana bulunacaklarını haber verir.

Anne baba çocuklarının namaz kılmasıyla ilgilenmeli ve bunu ısrarla takip etmelidir.

Peygamber Efendimiz, namaz öğretiminin yedi yaşında başlamasını, daha sonra da titizlikle izlenmesini ister.

Çocuklara İslâm geleneği, özellikle de selâm verip alma edebi öğretilmelidir. Onları buna alıştırmak için, Peygamber Efendimizin yaptığı gibi çocuklara selâm vermeli ve Müslümanların birbiriyle selâmlaşmasının önemi anlatılmalıdır. 

 

Eşiyle iyi geçinmeli

Allah Teâlâ erkeğe eşiyle iyi geçinmesini emreder.

Peygamber Efendimiz de;

- kadınlara iyi davranmayı, onlarla iyi geçinmeyi ister;

- onların değişmeyecek bazı huylarını değiştirmeye kalkmanın onları kırabileceğini söyler;

- hattâ bunun ayrılmaya yol açabileceğini haber verir. 

Peygamber Efendimiz kadınları dövmeyi şiddetle yasaklar.

Kadınları dövenlerin hayırlı kimseler olmadığını ifade eder.

Hz. Aişe, Peygamber aleyhisselâmm, hiçbir eşine el kaldırmadığını belirtir.

Dövmek şöyle dursun, Resûl-i Ekrem, insanın kendi eşine kin beslemesini bile doğru bulmaz ve şöyle buyurur:

“İnsan, eşinin bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.”

Resûl-i Ekrem erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları olduğunu dile getirir.

Buna göre erkek:

- eşine kendi yediği ölçüde yedirecek;

- giydiği seviyede giydirecek;

- yüzüne vurmayacak;

- yaptığı işin ve kendisinin çirkin olduğunu söylemeyecek;

- onunla bir süre yatağını ayırmak zorunda kalsa bile, bunu kendi evinde yapacak, böylece eşini başkalarının yanında incitmeyecektir.

Kadın da eşiyle iyi geçinecek; şöyle ki: Eşi kendisiyle beraber olmak istediğinde ona sebepsiz yere itiraz etmeyecek; ederse, bunun, Allah’ın gücenmesine ve meleklerin kendisine beddua etmesine yol açacak kötü bir davranış olduğunu bilecek; kocasının uygun görmediği kimseleri evine almayacak; eğer kocasını memnun ederek ölürse, Allah Teâlâ ona Cennetini ikrâm edecektir.

 

Ailesinin geçimini sağlamalı

Yine Peygamber Efendimizeden öğrendiğimize göre: 

Allah’ın rızâsını kazanmak için para harcanması gereken yerler vardır. Bunların içinde insana en çok sevap kazandıran, Allah rızâsını gözeterek ailesinin geçimi için para harcamaktır.

En hayırlı ve imanı mükemmel insan aile fertlerine hayırlı olandır.

Yardım etmeye, geçimini üstlendiği kimselerden başlamalıdır.

Geçimini sağlaması gerekenleri ihmâl etmek büyük bir günahtır

Güzel geçinmek için eşinin ağzına bir lokma koymak bile sevaptır.