Hayat nasıl bir imkânsa, kayıp tecrübesi de öyledir. Size hayatın anlamına nüfuz etme imkânı verir.
Kayıp, dünyanın sıradan dertleri arasında kaybolan ruha bir uyandırma çağrısıdır.
...
Albert Camus’den bir alıntıyla başlıyoruz: “Hayata karşı işlenen bir günah varsa, bu günah, hayattan umut kesmekten çok, başka bir hayat umup bu hayatın muhteşemliğini gözden kaçırmakta yatar.” Hayatı elimizden kaçırmamız, çoğu zaman ölümün sunacağı aydınlıktan da mahrum bırakıyor bizi. Tıpkı hayat gibi, ölüm de yolumuzu aydınlatır.
Bir danışanım, taziye maksadıyla gönderdiği e-postada, yıllar evvel baba kaybıyla bana geldiğinde ona kendisine acımaktan vazgeçmesini söylediğimi hatırlatıyor. Hayatındaki tüm acıları birleştirerek buradan bir dert şarabı süzen, bu şarapla kendisinden geçtiğini gördüğüm pek çok ‘acı tiryakisi’ var. Ona ‘acıların kadını’ olmaktan vazgeçmesini söylediğim doğru. Diyor ki: “Bu sözünüz bana o sıralar çok ağır gelmişti, ancak şimdi hayatımda çok şeyi değiştirdim ve iyiyim.” Bir teşekkür. Oysa ben, bugün bu sözü ona bu kadar kolaylıkla söylemezdim. Hele babasını yitirmiş genç bir kadına, bu kadar kolayca acı tiryakiliğinden bahsetmezdim. Yakınlarını yitirmiş insanlarla konuşurken sessizliği de dinler, acıyı çoğaltabilecek her ima ve sözden uzak dururdum. Çünkü hayat, benim için ezberlenmiş sözlerin dışına çıktı.
Kayıp yaşantısı, insanlara bir muhasebe imkânı verir. Kendilerini nasıl gördüklerini, çevrelerindeki dünyayı nasıl algıladıklarını, hayatlarının hangi istikamette seyrettiğini gözden geçirmelerini sağlar. Özellikle ani ve beklenmedik kayıp olayları, sıklıkla kişisel bir sorgulama ve anlam arayışına yol açar.
İnsan anlam arar. Sahici, yaşanılası bir hayat için hepimiz hayatımıza bir anlam katmak isteriz. Kayıp ve örselenme yaşantıları, ilk elde hayatımızın en derin sularından çıkarıp kalbimize astığımız o nadide inciyi, anlam duygusunu tehdit eder. Amaç, heves ve gayelerimiz un ufak olduğu oranda varoluşsal bir buhranın kıyılarına demir atarız. Bu buhranla nasıl yüzleşeceğiz? Kader anı gelip çattığında içimizdeki en derin anlam keşfedilmeyi ve fısıldanmayı bekler. Izdıraba karşı nasıl bir tutum takınıyoruz? O, yaşayana soyluluk hissi veren mücevheri nasıl kuşanıyoruz? Bu sorulara verdiğimiz cevaplar hayatlarımızın aktığı yönü de belirler.
Kaybı anlamak ve kayıpla başa çıkmanın bize sağladığı imkânlar üzerinde durmak, kişinin varoluşsal buhranını bir dönüşme/büyüme/olgunlaşma sürecine tebdil etmesini sağlar.
Konan göçer. Dünyadaki var oluşu bir kuşun konmasına, ebedi âleme irtihali de kuşların göçüne benzeten arifler, bize bir istikamet sağlıyor. İrtihal-i dâr-ı bekâ. Kalıcılık yurduna göçme. Böylece ruhun asıl yurdunun göç edilen yer olduğu bilgisini ediniyoruz.
Üzerinde yaşadığımız toprakların kültürel belleği, ölümü bir kesinti ve yok oluş olarak resmetmiyor. Bu elbette insana darlık zamanlarında yürek ferahlığı veriyor. Öte yanda, Batı kültürlerinde insanlar, hayatlarındaki önemli olayların kontrol edilebilir olduğunu düşünür. Olumsuz olaylar rastgele ortaya çıkmaz, adalet galip gelir ve insan hak ettiğini alır. Sevilen birisinin kaybıdır ki, bu önermeleri yerle bir eder. Kayıp beklenmedik ve ani ise, trajik şartlarda ortaya çıkmışsa, bilinen normların dışına düşüyorsa, az önce saydığım önermeler daha bir derinden sarsılır. Dünyaya kök salmak üzerine kurulu, bu uğurda diğer canlıları da boyun eğdirip sömürmeyi şiar edinen, ölüme bak(a)mayan bir uygarlık, insana ölümle nasıl baş edebileceğine dair kuvvetli bir iksir sunmuyor.
Hayat nasıl bir imkânsa, kayıp tecrübesi de öyledir. Size hayatın anlamına nüfuz etme imkânı verir. İlişkilerin, insan sıcaklığının, bir başkasının önemini anlatır. Bu süreçlerle insan, hayatın bir gayesi ve değeri olduğunu fark eder. Kayıp, dünyanın sıradan dertleri arasında kaybolan ruha bir uyandırma çağrısıdır. ‘Uyan ey gözlerim, gafletten uyan.’ Uyan ey kalp, dalgınlık uykusundan. Hayatını bugüne dek yaşadığından daha anlamlı, daha derin, daha dolu, daha bir hissederek yaşa. Öncelik ve hedeflerini şimdi bir daha tart, acıyla büyüyen ruhunun terazisinde. Merhameti yüreğinin çeperlerinde hisset. Yeryüzü tanığındır.
