TR EN

Dil Seçin

Ara

Yeryüzü Canlılar Laboratuvarıdır

Yeryüzü Canlılar Laboratuvarıdır

Yeryüzünün tamamı büyük bir laboratuar gibidir.

Burada yanlış anlaşılan bir nokta var. Yaratılışı savunanların araştırma yapmadığı şeklindeki bir yaklaşım yanlıştır. Böyle bir iddia aslında, ateist evrimciler tarafından kasıtlı olarak üretilmekte, güya yaratılışçıların sadece onların açıklarını bulmaya çalıştığı ileri sürülmektedir.

Bilimsel çalışmalar ve laboratuar çalışmaları, kişilerin düşünce ve inançlarına göre şekillenmez ve yönlendirilmez. Şayet laboratuar çalışmaları, kişilerin inancına göre yönlendiriliyorsa, o bilimsel değil, ideolojik çalışma olur. Peki, o zaman bir ateistle, bir yaratılışçının farkı nerede ortaya çıkıyor? Fark, elde edilen sonucun yorumlanmasında ortaya çıkar. Bir yaratıcıya inanmayan her şeyi tesadüf ve tabiata, inanan da Allah'a verir.

Ateistlerin rahatsızlık duydukları asıl konu, laboratuar çalışmalarının değerlendirmesi falan değildir. Onlar, canlıların yaratılışını, felsefî olarak değerlendirmekte, bu felsefî düşüncelerinin tutarsızlığı ve tabiatta gözlenen hadiselere ters düştüğü nazara verilince, bundan fevkalade rahatsızlık duymaktadırlar. Onlar, son yirmi yıla gelinceye kadar olduğu gibi, hiçbir bilimsel veriye dayanmayan, tamamen pozitivist felsefenin ürünü olan asılsız fikirlerinin, itirazsız kabul edilmesini istemektedirler. Onların gözden kaçırdığı konu, yaratılış ve özellikle insanın ilk ortaya çıkışıyla ilgili iddiaların delilsiz, körü körüne ve üstelik bilim adına dayatıldığı 200 yıllık pozitivist felsefe devrinin artık bittiği ve kapandığıdır.

Onlar bunu kabullenemiyorlar. Onların bu konudaki iddialarının bilimsel bilgi olarak hiçbir değeri yoktur. Sadece kendi felsefî düşünceleridir. Herkes her konuyu istediği gibi düşünebilir. Başkaları onların düşüncelerine katılmak zorunda değildir.

Yeryüzünün tamamı büyük bir laboratuar gibidir. Gördüğümüz gibi bütün canlılar bu dünyada tek hücreden yaratılıyor ve o yaratılışları değişiyor, farklılaşıyor. İnsan da bunların içinde, tek hücreden başlayan yaratılışı, her an yenileniyor.

Bak, dün anne karnında idin. Daha sonra bebek olarak dünyaya geldin. Ellerin, ayakların ve bütün bedenin küçücük idi. Ama şimdi seni, bu bebeklikten alıp, düşünen ve akleden olgunluğa kim getirdi? Hem bak, aynı kalmıyorsun. Her sene, hatta her gün değiştiğini, dikkatlice kendine baksan göreceksin. Peki sende, senin vücudunda tasarruf eden, her organın ihtiyacını en iyi şekilde karşılayan bataklıktaki kurbağalar mıdır? Yoksa denizdeki balıklar mıdır? Semadaki güneş mi, yoksa ay mıdır? Ya da su veya toprak mıdır?

Daha nasıl bir laboratuar ve o laboratuarda bir yaratılmış varlık arıyorsun? Yaratılışı ispat için, daha nasıl bir deney istiyorsun? İşte bütün sistemlerin ve varlıkların araştırılması, onlardaki inceliklerin ortaya konması yaratılışı araştırmak değil midir? Bu araştırmayı kimin ve kimlerin yaptığı önemli değildir. Bir yaratıcıya inanan da, inanmayan da istedikleri gibi yorumlayabilirler; çünkü dünya bir imtihan yeridir. İmtihan süresince herkes istediği gibi cevap verir.