Bakara Suresinde Görünen Tevafuklar
Kur’an Allah’ın mucize kelâmıdır.
Ara
Kur’an Allah’ın mucize kelâmıdır.
BAKARA SURESİ
Bu sure, Medine’de indirilmiş, mukattaat sureler sisteminde yer almıştır. Surenin ayet sayısı 286’dır. Bu surede önemli bazı tevafukları şöyle sırlayabiliriz:
AYET NUMARASI 1
a) Surenin başında yer alan “Elif-Lam-Mim” şifreli harflerin önemli bir anlamı şudur: Elif, Allah Lafza-i celalinin ilk harfidir. Lam, Hz. Cebrail’in son harfidir. Mim ise Hz. Muhammed’in (sav) ilk harfidir. Buna göre bu şifreli harflerin oluşturduğu ayetin meali şöyledir: “Bu kitap, Allah tarafından, Hz. Cebrail vasıtasıyla Hz. Muhammed’e (sav) indirilmiştir.
b) Kur’an’da ilk şifreli harfler olan bu üç harfin toplam ebced değeri: 71’dir. Bu sayı “Hisab” kelimesinin de ebced değeridir. Bu tevafuk, şifreli harflerin değişik açıdan matematik değerleriyle belli olayların hesabına işaret etmekte olduğunu göstermektedir.
c) Mükerrer olanlarla birlikte bu şifreli harflerin sayısı: 78’dir.
İlk şifreli harflerin ebced değeri 71 olup, hesap (hisab) kelimesinin ebced değeri olduğu gibi, en son şifreli harf ise 78. sırada olup “aded” kelimesinin ebced değerine uygundur. Böylece şifreli harflerin başı da sonu da hesaptan sayılardan bahsetmektedir. Nitekim baştan beri tefsir alimleri tarafından yapılan bu şifreli harfler için değişik yorumlar yanında, en fazla ittifak konusu olan matematiksel hesap tablosudur:
d) Konu İle İlgili Bazı Âlimlerin Görüşleri
Şüphesiz birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da âlimlerin farklı düşünceleri sözkonusu olmuş ve tarih boyunca bu çeşitlilik artarak devam etmiştir. Bu sebeple biz burada, sadece bir fikir vermesi açısından orijinal bulduğumuz bazı görüşleri misal olarak verecek ve sonra Bediüzzaman’ın görüşlerini aktarmaya çalışacağız.
İbn Abbas’tan yapılan bir rivayete göre, münferit (şifreli) harflerden Elif, Allah’a; Lam, Hz. Cebrail’e; Mim ise, Hz. Muhammed’e (sav) işarettir. İbn Cerir Taberî, değişik âlimlerin farklı görüşlerini naklettikten sonra, “Âlimlerin münferit harflerle ilgili söyledikleri farklı görüşlerin hepsinin doğru olabileceğini; bu değişik anlamlarının yanında, bunların, ebced değerleri itibariyle de bir takım gerçeklere işaret ettikleri şüphesizdir” şeklindeki kucaklayıcı sözleri dikkate değerdir.
Konu İle İlgili Bediüzzaman’ın Görüşü:
Bediüzzaman, münferit harfleri “Dört Mebhas”ta ele almıştır.
Birinci Mebhas: 29 sûrenin başında bulunan münferit harfler bir i’cazı yansıtmaktadır. İ’caz ise, inci gibi güzel, incecik belâgat nüktelerinin parıltılarından meydana gelen bir nurdur. Aşağıda bu nurun bazı ışınları gösterilecektir:
Sayısal tablo açısından bir i’caz parıltısı
Hece harflerinin adedi—(elif-i sakine) hariç kalmak şartıyla—28 harftir. Kur’an-ı Hakîm, bu harflerin yarısını zikretmiş, yarısını terk etmiştir.
Kur’an’ın zikrettiği harfler, insanlar tarafından terk ettiği harflerden daha fazla kullanılmaktadır. Meselâ: En fazla tekrar ettiği harfler arasında, dile en hafif gelen “elif lam” harfleridir.
Kur’an’da, kullanılan şifreli harfler, (Lam-Elif/Lâ ile birlikte 29 adet) hece harflerinin adedince surelere taksim edilmiştir.
Bu yorumlar tefsircilerin umumunun görüşüdür. Fakat bize göre bunun için şöyle bir yorum yapmak da yabana atılacak türden değildir. Şöyle ki: âlimlerin bahsettiği “Lam-Elif” harfi bağımsız bir harf olmayıp, kullanılan 28 harften bir araya gelmiş iki harftir. Buna göre, şifreli harflerin 14 olması ve 29 surenin başında yer almasının çok açık olan bir hikmeti şudur:
Arap alfabesinin harf sayısı: 28’dir. Ardışık sayı sistemine göre, 1’den 28’e kadar ki sayıların toplamı: 406’dır. Bu sayı ise, 14x29’dur. Ve Kur’an-ı Hakîm’de çarpanlardan 14 sayısına uygun 14 harf seçilmiş, çarpanlardan ikincisi olan 29 sayısına uygun olarak da 29 sureye taksim edilmiştir. Böylece bu her iki rakam da Kur’an’ı meydana getiren 28 harfin ardışık sayı sistemine göre barındırdığı 14 ve 29 sayıları esas alınmıştır.
Kur’an’da, mahreçleri itibariyle birer unvan olan hece harflerinin, “mehmuse, mechure, şedide, rahve, müsta’liye, münhafida, müntabika, münfetiha” gibi her bir çeşidinden yine yarısı kullanılmıştır.
Kur’an’ın bu taksimatı 504 ihtimalden biri olarak seçilmiştir. Adı geçen taksimatın dışında hiçbir surette böyle dengeli ve yarı yarıya bloke edilmiş şekliyle bir bölüşüm söz konusu olamaz. Bu gibi i’caz parıltılarından zevk alamayan, kendi zevkini kınamalıdır.
Kur’an-ı Hakîm’de bu formüle dayalı önemli hesap tablolarına yer verilmiştir. Bununla birçok hikmetli hakikatlere işaret edildiği gibi, sure ve ayetlerin mevcut tertibinin de bir vahiy eseri olarak irşad-ı nebevi ile olduğuna dikkat çekilmiştir. Konuyla ilgili Bediüzzaman hazretlerinin beyanı şöyledir: “İşte tertib-i Kur’an irşad-ı Nebevî ile, münteşir ve matbu’ Kur’anlar da ilham-ı İlahî ile olduğundan; Kur’an-ı Hakîm’in nakşında ve o hattında, bir nevi alâmet-i i’caz işareti var. Çünkü o vaziyet, ne tesadüfün işi ve ne de fikr-i beşerin düşünüşüdür.” (Mektubat, 183)
Surelerin tertip profilinde işlenen “ardışık hesap tablosuna” ikinci Bölümde—her surenin içinde bulunduğu yere bağlı olarak—daha detaylı bir şekilde yer verileceği için burada biraz daha özet halde işaret edilecektir. Burada ayrıca özet halde söz konusu edilmesinin bir hikmeti, “lil-külli hükmün leyse li küllin=bir bütün için söz konusu olan bir hüküm/bir güzellik, o bütünün parçaları/fertleri için söz konusu olmayabilir” şeklindeki mukarrer ilmî kaide gereğince, ilgili misallerin aynı yerde bir bütün halinde zikredilmelerinden hâsıl olan güzelliği yakalamaktır.
Bu ardışık hesap tablosunu, sureler bazında belli başlıklar altında işlemekte fayda vardır:
Bazı Surelerin Başındaki Mukattaat Harfleri:
Bu harflerin sayısı 14’tür. Bu sayı 28 heca harfinin yarısıdır.
Bu yarılama/tansif prensibi harflerin bütün çeşitleri için de geçerlidir.
Mesela; Kur’an’da, mehmuse, mechure, şedide, rahve, müsta’liye, münhafida, müntabika, münfetiha gibi hece harflerinin herbir çeşidinden yine yarısı kullanılmıştır.
Kalkala, zelleka gibi, sayısı tek olan guruptan dile ağır gelen harflerden az, hafif gelenden çok alınmıştır.
Kur’an’ın bu taksimatı 504 ihtimalden biri olarak seçilmiştir (bk. İşârâtü’l-İ’caz tefsirine bazı şerhler koyan Sadrettin Yüksel hocaya göre bu sayı 784’tür. bk. İşârâtü’l-İ’caz, (Tenvir nşr. yay.) ilgili yer. Ancak, Üstadın: “taksimler pek çok birbirine girmiş” ifadesinden anlaşıldığına göre, yapılan hesaplar, 28x28=784’ ün gösterdiği hesap tablosundan daha farklı bir çizgiyi takip etmiştir. Adı geçen taksimatın dışında hiçbir surette böyle dengeli ve yarı yarıya bloke edilmiş şekliyle bir bölüşüm söz konusu olamaz. Bu gibi i’caz parıltılarından zevk alamayan, kendi zevkini kınamalıdır. (bk. İşârâtu’l-İ’caz, 31-32)
Tembih: Kadimden beri, 14 hece harfinin 29 surenin başında gelmesinin hikmeti üzerinde durulmuştur. İslam alimleri arasında kabul edilen bu hikmet, hece harflerinin (lam-elif/LÂ) harfi ile birlikte 29 adet olmasına bağlanmıştır.
Ancak bizim kanaatimize göre, burada “ardışık hesap sistemi” kullanılmıştır. Şöyle ki: Arap alfabesindeki hece harflerinin sayısı 28’dir. Çünkü (elif-lam) harfi bağımsız değil, mevcut 28 harften biri, hatta ikisidir. Sonsuz ezeli ilmin tezahürü olan Kur’an’da bu 28 harflerin yarısı olan 14 harf alınmış ve 29 surenin başına yerleştirilmiştir. Çünkü ardışık sayı sistemine göre, 1’den 28’e kadar ki sayıların toplamı: 406’dır. Bu sayı ise, 14x29’un katıdır. Yani Kur’an’daki—tekrarlarla beraber 78 hece harflerinin 29 adet surelerin başında kullanılmıştır. Bu sırlı, şifreli harflerin merkezinde 28 adet hece harfleri esas alınmış ve ardışık hesap tablosunun toplamı, 406 sayısının iki çarpanı olan 14 ve 29 sayıları nazara alınarak bir hesap tablosunun gizli ve acip bir nakşı örülmüş ve bununla devrede olan beşer üstü ilmin semavi kimliğine dikkat çekilmiştir.
AYET NUMARASI 143
Bu ayette İslam ümmetinin vasat bir ümmet olduğu bildirilmiştir.
Kur’an’da İslam Ümmeti için “Ümmeten Vesatan = Vasat Ümmet” ifadesi kullanılmıştır. “Vasat ümmet”, orta yolu takip eden (ifrat ve tefritten uzak kalan) ümmet demektir. Mesela:
- Yahudilerin Millî kimliğe, Hristiyanların Teslise bürünmüş ilah anlayışlarına karşı, İslam ümmeti, orta yolu takip etmiş, “Âlemlerin Rabbi, bir tek olan Allah” inancına sahip olmuştur.
- İslam ümmeti, çok tanrılı dinlerle tanrı tanımaz doktrinler arasında orta yolu takip etmiş ve “Allah’ın varlığını ve birliğini” kabul etmiştir.
- İslam ümmeti, ifrat ve tefrit gibi aşırı uçlardan uzak orta yolu takip etmekle temayüz etmiştir.
- İslam ümmeti, Yahudilerin peygamberlere karşı—tefrite dayanan—arsız tavırları ile Hristiyanların—ifrata dayanan—Hz. İsa’yı Allah’ın oğlu olduğu iddialarına karşı, orta yolu tutmuş, peygamberleri “Allah’ın kulu ve Resulü” olarak görmüştür.
Her şeyi bilen ve her şeyi hikmetle yapan Allah, Kur’an-ı Hakîm’de yer verdiği “vasat ümmet = orta yollu ümmet” kavramını—onun manasına uygun olarak—orta yol manzaralı bir tevafuk tablosunda yansıtmıştır. Mesela:
a. Bütün Kur’an’da bir defa geçen bu kavram, Bakara Suresi’nin tam ortasına yerleştirilmiştir. Bu surenin ayet sayısı: 286’dır. “Vasat ümmet” kavramı, surenin tam orta yeri olan 143. ayete yerleştirilmiştir.
b. “Vasat ümmet” kavramının bulunduğu ayet, tam sayfanın ortasında bitmiştir. Sayfada 15 satır vardır. Bu ayet, 8. satırda bitmiştir. Daha önce 7, daha sonra 7 satır vardır.
c. Bu ayet, bulunduğu satırı da yarılamış, ortasında bulunmuştur. Yukarıdan da, aşağıdan da sayılsa, sayfanın 8. satırı olan bu satırın yarısı, “vasat ümmet” ayetine, diğer yarısı başka bir ayete aittir.
d. “Vasat ümmet” anlamındaki “ümmeten vesatan”nın ebced değeri: 516’dır. Bu vasat ümmetin orta yolda yürümesinin mükâfatını bildiren ayetin son kelimesi, Allah’ın Rahim ismidir. Bunun ebced değeri ise, 516’nın yarısı olup 258’dir.
AYET NUMARASI 153
Ayetin meali şöyledir: “Ey iman edenler! Sabır ve namazla (salat) yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.”
Bilindiği üzere, Miraç’ta farz kılınan günlük beş vakit namazın rekât sayısı: 17’dir.
Kur’an’da, (izafe edilmemiş salat) kelimesi, günlük beş vakte uygun olarak beş ayette, farz namazların rekât sayısı olan 17 ve katlarını gösteren güzel bir tabloda sahnelenmiştir.
İlk ayet numarası, Bakara suresinin 153. ayetidir. Çünkü bu sayı: 9x17 olduğu gibi, ardışık sayı sistemine göre, 1’den 17’ye kadarki sayıların da toplamıdır. Bu sebeple günlük beş vakte işaret eden beş ayet sisteminde 153 numaralı ayete birinci sırada yer verilmesi çok manidar düşmüştür.
AYET NUMARASI 238
Ayetin meali şöyledir: “Namazlara, özellikle salat-ı vustaya (ortanca namaza) dikkat edin ve kalkıp huşû ile Allah’ın divanında durun.”
Bu ayette bir i’caz parıltısı olsun diye “salat-ı vusta” müphem bırakılmıştır. Bir hikmeti, bu ipham ile bütün namaz vakitlerine bir katma değer ortaya çıkarmaktır. Nitekim, İslam alimleri arasında bu kelime farklı algılanmış ve beş vakit namaz için de yorumlanmıştır.
Diğer bir hikmeti ise; özellikle vurgulanan namazın edasına dikkat edilmesini sağlamaktır. Çünkü bütün namazlar içerisinde en çok terk veya tehir edilmeye müsait namaz ikindi namazıdır ki, sahih hadislerde ortanca namaz olarak sabit olmuştur.
“Ahzab günü Resulullah (s.a.s) düşman orduları için: “Bizi orta namazdan, ikindi namazından alıkoydular. Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun.” (Buhari, 4533) buyurdu. Sonra güneş battıktan sonra ikindi namazını ardından da akşam namazını kıldı.”(Buhari, 641; Müslim, 631) Buradaki “salat-ı vusta”nın ikindi namazı olduğunu gösteren bazı bilgiler şunlardır:
- Bu sahih hadislerde “salat-ı vusta”nın ikindi namazı olduğu açıkça belirtilmiştir. Beş vakte uygun olarak zikredilen ve 17 sayısını gösteren ilk iki ayetin numaraları 153 ve 238’dir. İkinci ayette bu iki rakamın toplam sayısı: 391’dir. İkindi namazının adı olan “el-Asr” kelimesinin ebced değeri de 391’dir.
AYET NUMARASI 252
Bu ayetin meali şöyledir: “İşte bunlar Allah’ın ayetleridir ki, Biz onları sana hakkıyla okuyoruz (dosdoğru bildiriyoruz). Şüphesiz sen resullerdensin.”
a) Bu ayetin Kur’an’daki tertip sırası 259’dur. Bu rakam 37’nin katıdır. Ayetin son kelimesi olan “Mureselîn=Resuller) sözcüğünün gösterdiği elçi anlamındaki “Resul” kelimesinin ebced değeri olan 296 rakamı, 37’nin 8 katıdır. Ayetin gösterdiği 259 sayısına bir 37 sayısını daha eklerseniz tam Resul kelimesinin ebced karşılığını bulursunuz.
b) Bu sure, tertip sırası itibariyle hicretten sonra nazil olmuş medenî surelerin ilkidir. “Bunlar Allah’ın ayetleridir. (Onları sana okuyoruz)” mealindeki ifadenin parantez içerisindeki cümlesinin asıl metninin ebced değeri: miladi olarak hicretin ayını tarihini (622) gösteriyor.
c) Ayetin son cümlesinde Hz. Peygamberin (sav) resullerden biri olduğuna vurgu yapılmıştır. “Şüphesiz Sen gönderilmiş peygamberlerdensin.” mealindeki ayet ifadesinin ebced değeri 612’dir ki, bu sayı (miladi olarak) Hz. Peygamberin (sav) risalet yılını göstermektedir.
d) Bu cümle bütün Kur’an’da; biri Bakara: 252, biri de Yasin: 3 olmak üzere iki yerde zikredilmiştir. Cümlenin ebced değeri: 612=36x17’dir.
e) Bu iki ayet arasında zikredilen “Mürselîn” kelimesinin tekrar sayısı: 17’dir.
f) Bu iki ayetin zikredildiği Bakara suresinin başından Yasin suresinin başına kadar geçen surelerin sayısı: 34=2x17’dir.
AYET NUMARASI 255
Ayetin meali şöyledir: “Allah o ilâhtır ki, Kendisinden başka ilâh yoktur. Hay’dır, Kayyum’dur, kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O öyle ulu, öyle büyüktür.”
Ayete’l-Kürsi’nin Esrarı
“Her farz namazdan sonra Ayete’l-Kürsi’yi okuyanın cennete girmesi için hiçbir engel yoktur.” (Nesai, 9848)
Bu hadis-i şerifte farz namazlardan sonra tesbihler gibi Ayete’l-Kürsi’nin okunması da tavsiye edilmiştir. Bu sebeple, günlük beş vakit farz namazların rekât sayısı ile tesbihler arasında olduğu gibi Ayete’l-Kürsi ile de güçlü bir tevafuk nakışları dokunmuştur. Şöyle ki:
1) Günlük beş vakit farz namazların rekât sayısı: 17’dir. Öyle görünüyor ki, ibadetin en kapsamlı ve en faziletlisi olan günlük beş vakit farz namazın rekât sayısı, hakiki mâbud olan Allah’ın “el-Mâbud” sıfatının kod numarası olan 17 sayısıyla tevafuk ettirilmiştir.
2) Beş vakit farz namazların vahyedildiği yer İsra-Miraç makamıdır. Kur’an’da bu olaydan bahseden İsra suresinin Kur’an’daki tertip numarası: 17’dir.
3) Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya seyahatin yapıldığı İsra hadisesinde son durak Mescid-i Aksa’dır. Semaya/Sidretü’l-Münteha’ya yapılan seyahatin ilk durağı ise yine Mescid-i Aksa’dır. Bu mümtaz konumuna binaen Mescid-i Aksa Kur’an’ın 17. Suresi olan İsra suresine ve tekrar edilen Mescid kelimesinin 17. tekrarı olarak yerleştirilmiştir.
4) Mescid-i Aksa, günlük 17 rekât olan farz namazlar için hicretten önce 17 ay, hicretten sonra da 17 ay kıble görevini yapmıştır.
5) Günlük beş vakit farz namazların ardından yapılan tesbihlerin 33’er defa tekrarlanması tavsiye edilmiştir. Çünkü ardışık sayı sistemine göre, 1’den 33’e kadarki sayıların toplamı: 561=33x17’dir.
6) İlk tesbih “Subhanallah”ın ebced değeri: 187=11x17’dir.
7) Tesbihlerin ikincisi, “el-hamdulillah”ın ebced değeri: 148’dir. Tesbihleri meydana getiren—mükerrer olmayan—asli kelimelerinin sayısı (Sübhan-Allah-Elhamdu-li(allah)-Ekber) 5’tir. Bu beş kelimeyle birlikte “el-hamdulillah”ın ebced değeri: (148+5=)153=9x17’dir.
8) Tesbihlerin son kelimesi “Allahu ekber”in ebced değeri: 289=17x17’dir.
9) Beş kelimeyle birlikte her üç tesbihin ebced değerinin toplam sayısı: 629=37x17’dir.
10) Ebu Ümame anlatıyor: Peygamber Efendimizin (sav) “Kur’an’da İsm-i Azam’ın Bakara, Âl-i İmran ve Taha surelerinde bulunduğuna” dair verdiği bilgiyi duyduktan sonra, bunu araştırdım ve şu ayetlerde olduğunu gördüm: “O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur, O, Hayy’dır, Kayyum’dur” (Bakara, 255), “O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur, O, Hayy’dır, Kayyûm’dur” (Âl-i İmran, 2), “Yüzler Hayy ve Kayyum (olan Allah’a) boyun eğdi.” (Taha, 111)
Surenin ilgili ayetlerinin meali şöyledir: “Nûn. Kaleme ve (yazanların) onunla yazdıklarına yemin…
Mutluluk sıralamasında dünyada ikinci sırada olan Danimarka, intihar oranında da ikinciliği elinde…
Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğunu gösteren en parlak delillerden biri onun sonsuz ilmin…
Bismillah, kâinatta nuranî bir satırdır; Ferşi Arşa / zemini semaya / yeri göğe…
Rahman İsm-i Celili Zat-ı Akdes’in “Allah” lafza-i celalinden sonra ikinci ism-i hassı…
Evvela, bu iki ismin açıklanmaya ihtiyaç duyduğu kısa izahlar yapmakta fayda mülahaza…