İhlas Suresinin Türkçe Yazılışı ve Okunuşu
-Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.
1- Kul huvallahu Ehad.
2- Allahu’s-Samed.
3- Lem yelid ve lem yûled.
4- Ve lem yekun lehû küfüven ehad.
İhlas Suresinin Meali:
-Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
1- De ki: O Allah birdir.
2- Allah Samed’dir (her şey Ona muhtaç, O kimseye muhtaç değildir)
3- O doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
4- Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir.
İhlas Suresinde 30 /ve ya 36 Sure Vardır
Risale-i Nur’un bir yerinde: Sûre-i İhlâs’da otuz Sûre-i İhlâs olduğu bildirilmiştir. “Meselâ: “Kul huvallahu Ehad”da altı cümle (vardır). Üçü müsbet, üçü menfî. Altı mertebe-i tevhidi isbat etmekle beraber şirkin altı enva’ını reddeder. Her bir cümlesi öteki cümlelere hem delil olur, hem netice olur. Çünkü herbir cümlenin iki manası var. Bir mana ile netice olur, bir mana ile de delil olur. Demek Sure-i İhlas’ta otuz Sure-i İhlas kadar, muntazam, birbirini isbat eder delillerden mürekkeb sureler vardır.” (Sözler/Yirmi Beşinci Söz, 171-172) denilmiştir.
Başka bir yerinde: “Sure-i İhlas içinde otuz altı Sure-i İhlas mikdarınca herbiri zil-ecniha olan altı cümlenin terkibatından müteşekkil bir hazine-i ilm-i tevhid bulunur ve tazammun ediyor” (Sözler/On üçüncü Söz,138) diye belirtilmiştir. Biz de önce “otuz rakamını” esas alarak açıklamalar yapacak daha sonra “otuz altı rakamı” üzerinde kısaca duracağız:
a) İhlas suresinde sonuç-hüküm sayısına göre 30 sure vardır şöyle ki:
İhlas suresinin altı cümlesi var, her cümle kendinden başka olan diğer beş cümledeki beş hükmü ispat etmektedir. Böylece 6x5=30 tane ispat cümlesi vardır.
Mesela; Allahü’s-Samed cümlesini örnek aldığımızda, bundan beş tane hüküm cümlesi çıkar. Şöyle ki:
1) Madem ki Allah Samed’dir (hiçbir şeye muhtaç olmayan ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu bir ilahtır), öyle ise lem yelid’dir.
2) Öyleyse lem yuled’dir (doğurmaya da doğmaya da ihtiyacı yoktur.)
3) Öyle ise, onun misli ve dengi olamaz (lem yekün lehu küfüven ehad.)
4) Öyle ise, bu vasıflara sahip ancak Odur/hüve.
5) Öyle ise O Ehad’dir/bir tek ilahtır.
…
Diğer beş kelimeyi de sırayla başa alıp diğer kelimeleri ondan sonra sıraladığımızda, altı tane cümleden otuz tane hüküm cümlesi çıkar. Yani, örnekte olduğu gibi, her bir kelime için “Madem ki,” ile başlar ve “Öyle ise,…” diyerek bir hüküm veririz. İşte, “Öyle ise,” ile başlayan bu hüküm cümleleri 6x5=30 tanedir.
b) İhlas suresinde “otuz altı” surenin varlığına gelince, burada hüküm (sonuç) sayısı değil, cümle sayısına göre değerlendirme yapılmıştır.
Demek ki, altı tane kelimeyi alt alta yazıp, bunların yanlarına beşer tane de sonuç cümlesi koyduğumuzda, otuz altı rakam yazmış oluruz. Yani, İhlas suresinde hüküm-sonuç sayısı otuz, cümle sayısı ise otuz altıdır.
Altı Tevhid Çeşidinin İspatı, Altı Şirk Çeşidinin Reddi:
İhlâs surenin üçü müsbet, üçü menfi altı cümlesi vardır. Her bir cümle diğer cümlelere hem delil hem de netice olabiliyor. Bu altı cümleyle, altı çeşit tevhid mertebesi ispat altı çeşit şirk reddedilmiştir.
Altı Çeşit Tevhidin Unvanları Şöyledir:
Risale-i Nur’da İhlâs suresinin tevhid açısından yapılan kısa bir tefsiri özetle şöyledir:
1) Tevhid-i Şuhudî:
“Surenin birinci cümlesinde yer alan ‘hüve’deki karinesiz işaretin gösterdiği ıtlak, bir tayini, o da taayyünü gösterir. Bu ise tevhidin şühûd mertebesine işarettir.” (Nursi, Lemeât, 739-741)
Yani: İhlâs suresinin ilk cümlesi “kul huve”nin anlamı: “De ki: O’dur” şeklindedir. Her zamirin mutlaka bir mercii vardır. Buradaki mercii açık olarak ifade edilmeyip, zamir mutlak bırakılmıştır. Bu makamda mutlak bırakılan zamirin mercii ancak mutlak bir varlık olabilir. Mutlak bir varlık Allah’tan başkası olmadığına göre, buradaki mutlak zamirin mercii de ancak O’na ait olup, O’nu gösterebilir. “Itlakta tayin ve tayinde de taayyün”ün manası budur.
2) Tevhid-i Uluhiyet:
“Allah birdir” mealindeki surenin ikinci cümlesi, Tevhid-i Ulûhiyeti gösteriyor. Zira Allah lafza-i celali bütün kemal sıfatlarını tazammun ettiği için ilahlık sıfatıyla tevhid-i uluhiyeti göstermesi en öncelikli muktezasıdır.
3) Tevhid-i Rubûbiyet ve Tevhid-i Kayyûmiyet:
Üçüncü cümle, Tevhid-i Rubûbiyet ve Tevhid-i Kayyûmiyete işaret ediyor. Bu cümlede Allah’ın Samed olduğuna vurgu yapılmıştır. Yani; Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ama her şey kendisine muhtaçtır. Her şey yoktan var olmak için Samed olan Allah’a muhtaçtır. Bu yaratma işi bir tevhid-i rububiyetin tezahürüdür. Kâinatın ilahî kudret tarafından yokluktan varlığa çıkarıldıktan sonra da varlıkta/ayakta durması, varlığını devam ettirmesi ise, bir tevhid-i kayyumiyetin tezahürüdür.
4) Tevhid-i Celâl:
“Allah asla doğurmamıştır” mealindeki dördüncü cümle, Tevhid-i Celâli ihtiva etmektedir. Çünkü “doğurmak” ifadesi aynı zamanda kendisinden parçaların ayrılması demektir. Parçaları olan, onlara muhtaç demektir. İstiğna-i mutlakta bulunan bir varlık, izzet ve celal vasfının zirvesindedir. Bu sebeple, söz konusu cümlede “Tevhid-i Celâl” hakikatine dikkat çekilmiştir.
5) Tevhid-i Sermedî:
“Allah hiç doğurulmamıştır” mealindeki beşinci cümlede, Allah’ın parçası olduğu bir bütünden de ayrılmış bir varlık olmadığına işaret edilmiştir. Zira bu takdirde de Onun başka şeye muhtaç ve bağımlı olması gerekir. Kaldı ki hayat sahibi bir varlık, başka bir varlıktan tevellüt etmişse, ala külli hâl ölecektir. Ölüme mahkûm olan ise sermedî/sonsuz olamaz. İşte bu müdellel muhteva ile Tevhid-i Sermedî’ye işaret edilmiştir.
6) Tevhîd-i Câmi’:
“Allah’ın hiçbir dengi, eşi-benzeri” olmadığını ifade eden altıncı cümlede, bütün celal, cemal ve kemal sıfatlarıyla muttasıf, her türlü noksan sıfattan münezzeh olarak her yönden vahdaniyeti bulunan Allah’ın yekta varlığına dikkat çekilmiştir. Bu durum aynı zamanda bir Tevhîd-i Câmi’dir. “Ne zâtında nazîri, ne ef’âlinde şeriki ve ne de sıfatında şebîhi vardır.” (Lemeât, 739-741)
Altı Çeşit Şirk unvanları ise şöyledir:
1) İsevîlerin Şirki:
Hıristiyanlar/İsevîler Hz. İsa’yı, Allah’ın oğlu olarak gördüklerinden birçok yönden O’nun şeriki olarak düşünürler.
2) Musevilerin Şirki:
Yahudiler/Museviler Hz. Üzeyr’i Allah’ın oğlu olarak tasavvur ettikleri için Allah’ın en yakını olarak onu bir nevi şerik sayarlar.
3) Arap Müşriklerinin Şirki:
Arap müşrikleri Melekleri Allah’ın kızları olarak gördükleri için onlara şefaat gibi bazı yetkiler tanıyarak Allah’a bir nevi şerik yapmışlardır. Bu üç şirk çeşitleri ayette zikredilen “Lem Yelid”(doğurmamış) cümlesiyle reddedilmiştir. Zira, bunların çocuk kabul edilmeleri—haşa—Allah’ın babalığını gerektirir.
4-5-6) Sebepler, Yıldızlar, Tabiat Gibi Putlara Tapanların Şirki:
Allah’ın izzet ve azametine bir perde olarak yaratılmış sebeplere, yıldızlara ve tabiat kanunlarına tesir-i hakiki vermek de bir çeşit şirktir.
Bu üç çeşit şirkin hayali ise, “Lem Yûled” (doğurulmamış) cümlesiyle bertaraf edilmiştir.
Nihayet son ayette geçen “Lem yekûn…” (hiçbir dengi olmadı) ifadesiyle ders veriyor ki, “Cenab-ı Hak ezelîdir, ebedîdir, evvel ve âhirdir. Hiçbir cihette ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef’alinde nazîri, küfvü, şebîhi, misli, misali, mesîli yoktur.” (Sözler, 412)
Permitasyon Prensibine Göre İhlas Suresi
Altı sureyi ihtiva ettiği belirtilen İhlâs suresinin bu harika durumu bilimsel olarak ortaya koyacak bir matematik formülü olan “Permitasyon prensibi” çerçevesinde de değerlendirilmiştir. Bu prensibe göre:
a) Bu surede yer alan menfî ve müsbet üçer cümlenin oluşturduğu iki farklı kategorinin normal permitasyonlarının sayısı: 720’şerden toplam 1440’dır. Buna göre İhlâs sûresinde, tam 1440 İhlâs suresi vardır. Şüphesiz bu husus tek başına bir mucizedir.
b) Aşağıda görüleceği üzere A, B, C = müsbet; D, E, F menfi cümle şekilleriyle “saymanın temel ilkesi”ne göre bu sureden otuz altı tane sure elde edilebilir:
Aşağıda bu formül ile birlikte İhlâs suresinin ihtiva ettiği otuz altı İhlâs suresi gösterilmiştir:
A. O Allah’tır.
B. O birdir.
C. O Samed’tir.
D. O doğurmamıştır.
E. O doğmamıştır.
F. Onun hiçbir dengi yoktur.
İhlâs suresinde otuz altı İhlâs suresini gösteren müdellel bir tablo:
1. De ki O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
2. De ki O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
3. De ki O Allah’tır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O birdir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
4. De ki O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O’nun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır.
5. De ki O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır.
6. De ki O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır.
7. De ki O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
8. De ki O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır.
9. De ki O Allah’tır: Çünkü O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
10. De ki O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır.
11. De ki O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır.
12. De ki O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır.
13. De ki O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
14. De ki O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır.
15. De ki O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
16. De ki O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır.
17. De ki O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır.
18. De ki O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O Samed’tir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır.
19. De ki O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
20. De ki O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır.
21. De ki O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
22. De ki O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır.
23. De ki O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır.
24. De ki O birdir. Çünkü O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır.
25. De ki: O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
26. De ki O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır.
27. De ki: O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
28. De ki: O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır.
29. De ki: O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır.
30. De ki: O Samed’tir. Çünkü O birdir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır.
31. De ki: O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
32. De ki: O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır.
33. De ki: O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur.
34. De ki: O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır.
35. De ki: O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü O doğurmamıştır.
36. De ki: O Samed’tir. Çünkü O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü Onun hiçbir dengi yoktur. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır.
Yukarıdaki otuz altı İhlas suresi, cümlelerin birbirine delil olmasından kaynaklanan matematiksel bir tablodur.
