TR EN

Dil Seçin

Ara

Güzelliği Ararken

Güzelliği Ararken

Yönergeler insanları daha bilgili kılar. Hissetmek ise daha bilge. Ruhun ihmal edildiği bir dünyada, güzellik, öncelikler listesinde sonuncu. Güzelliğin feda edilebilir bir şey olduğunu düşünmekle ruhu gıdasından mahrum bırakıyoruz. Ruh güzellikle beslenir. Besin beden için neyse; insanı mutlu eden, karmaşık, büyüleyici imgeler de ruh için odur. Eğer psikoloji fikrimizi ruh üzerine inşa edersek, tedavi çabalarımızın amacı güzellik olacaktır. Hayatlarımızda güzellik eksik kalırsa, ruh da benzeri ızdıraplara duçar olacaktır: Depresyon, paranoya, anlamsızlık, bağımlılık gibi. Ruh güzelliğe açtır ve onun yokluğunda ‘güzellik nevrozu’ndan muzdariptir.

Ruh için günlük pratik hayattan zaman zaman uzaklaşmak ve zamansız, ebedi gerçeklikleri tefekkür etmek önemlidir. Kimi geleneklerde bu duruma ‘ruh tatili’ adı verilir. Hayret ve tefekkür anları için günübirlik etkinlikten sarf-ı nazar etmek. Yoldan geçerken manzara sizi büyüler ve hemen bir mola verip o güzelliği içinize çekersiniz. Ruh, her gün bir güzellik anını yakalar. Güzellik biçimde değildir, eşya ve tabiatın bizi tefekküre ve kâinatla yekvücut olmaya davet eden yanı niteliğindedir. Güzellik, tahayyüle hadsiz bir ufuk kazandırır, asla kuruyup yitmeyecek bir tahayyülü besler. Seyri hoş olmayan bir şey bile kalbi derin bir tahayyüle gark etmek suretiyle kendi güzelliğini vazeder.

Mabetler sadece pratik sebeplerle inşa edilmez, onlar aynı zamanda tahayyül içindir. Sinan’ın eserleri ruhun güzellik ihtiyacına hitap eder, bize kutsalı düşleme imkânı sunar. Güzelliği takdir etmek, ruhu karıştıracak şeylerin gücüne açık olmakla mümkündür. Eğer güzellik karşısında etkileniyorsak, o halde ruh uyanıktır. Ruhun yeteneği, etkilenebilmesinde gizlidir.

Yıldızların parladığı bir çöl gecesi tahayyül edin. Saf ve duru sessizliğin ortasında. Oradan yayılan şey, güzelliktir. Burada güzellik, gözlemcinin yansıttığı bir şey değildir, kaçınılmaz bir biçimde gerçektir ve kalplerimizde karşı konulmaz bir tepki uyandırır. Tıpkı doğruluk ve iyilik gibi, güzelliğe de tepki veririz. Çünkü onlar bizim dışımızdaki nesnel gerçeklerdir, bize ilham verir ve bizi ışığın kalbine taşırlar.

Estetik deneyim, bize acil ben-yönelimli ihtiyaç ve ilgilerimizin dışında ulvî bir dünya olduğunu fısıldar. İnsan iyilik, doğruluk ve güzelliğe cevap veremediğinde tam ve sağlıklı bir biçimde yaşayamaz. “Kendi değerini kendin üret.” tarzı yüzeysel bir felsefe burada işe yaramaz, kendi adımıza hedefler icat ederek hayatın anlamını yakalayamayız. İnsan tabiatı, ancak dünyanın güzelliği karşısında duyduğu hayret ve lezzet yeteneklerini sistemli bir biçimde derinleştirmekle kendisini gerçekleştirir. Şefkat, merhamet, sempati ve diyalog gibi ahlâkî duyarlılıkları geliştirmekle kendimizi gerçekleştirebiliriz. İnsanlık durumu kırılgan. O halde, rasyonel bir biçimde iyiliğin tarafında saf tutmak yetmez. Sonunda iyiliğin kazanacağına, iyiliğin mukavemet edeceğine de inanmamız icap eder. Ümidin ışığında yaşamak gerekir. Böyle bir iman ve ümit, ikisine ilham veren aşk gibi, bilimsel bilginin alanından devşirilemez. Onları ancak manevî disiplinlerin yardımıyla elde ederiz. Bütün iyi manevî yollar insanı doğru eyleme, kendini keşfetmeye ve diğerlerine saygı duymaya davet eder. Manevî olan ancak güzelliği görmekle başarılır ve nihayet ancak manevî temrinlerle güzelliği açık seçik görebiliriz.

Yaratıcı, Hüsn-ü Mutlak’tır, mutlak güzel. Güzellik karşısında duyduğumuz hayranlık, bizi Güzeller Güzeli’ne yaklaştırır. Bütün güzellikler O’nun güzelliğinin tecellisidir. Güzeller ve güzellikte ezel âleminin hatırası vardır. “Nereye dönerseniz dönün, orada O’nun yüzü, O’nun güzelliği var.”

Güzellik, insanın içinde uyanmak isteyen bir hatıradır.