Göz kırpmak vücudun istemsiz bir fiilidir. Bu, vücudun bunu otomatik olarak ve kişinin istemli kontrolü olmadan yaptığı anlamına gelir. Ancak, istediğiniz zaman da gözlerinizi kırpabilirsiniz. Göz kırpma sayısı yaşa göre değişir. Yeni doğmuş bir bebek dakikada sadece iki kez göz kırparken, daha büyük bir bebek dakikada 15 kez göz kırpar. Bir yetişkin dakikada 14-17 kez göz kırpar.
Göz kırpma sıklığı yüksek veya düşük olabilir. Göz kırpma sıklığındaki artış, gözdeki toz, duman, parlak ışık veya yabancı bir parçacıktan kaynaklanabilir. Artan göz kırpma sıklığına neden olan diğer durumlar stres, yorgunluk veya kaygıdır. Alerjiler, kuru gözler ve enfeksiyonlar da artan göz kırpmanın nedenleri olabilir.
Göz kırpmamızın fiziksel mekanizmasını anlasak da neden göz kırptığımızdan hâlâ tam olarak emin değiliz. Göz kırpma fenomenini araştıran araştırmacılar bir tuhaflığı fark ettiler, buna göre; bebekler yetişkinlerden daha az sıklıkta göz kırpıyor, kadınlar erkeklerden daha fazla göz kırpıyor, film izleyen insanlar hep birlikte göz kırpıyor, ancak altta yatan nedene dair net bir anlayışa sahip değiller.
…
Göz kapanmasını sağlayan yapılar göz kapaklarıdır. Bunların hareket etmesi için ise kaslar görevlidir. İnsan vücudundaki en hızlı hareket eden ve göz kapaklarının kapanma hareketini kontrol eden kas musculus orbicularis oculi’dir. İnsanlarda her gözde bir tane bulunurlar ve kornea refleksi (gözü koruyan istemsiz bir tepki) tetiklendiğinde—örneğin göze bir nesnenin yaklaşması veya dokunması gibi—musculus orbicularis oculi gözü 100 milisaniyeden (0,1 saniye) daha kısa sürede kapatır.
Göz Kırpma Nedir?
Göz kırpma, gözlerinizi tazelemek için yapılan bir işlemdir. Vücudun normal ve fizyolojik olarak önemli bir olgusudur. Göz kırpma, gözleri yağlama yani temizleme, yabancı parçacıklardan koruma ve gözlere besin sağlamak demektir. Ancak, bir gözün ihtiyacından fazla kırptığı duruma aşırı göz kırpma denir. Aşırı göz kırpma, göz yüzeyindeki bir sorun gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Tahriş edici olabilir. Neyse ki, aşırı göz kırpmaya neden olan durumların çoğu görme kaybına neden olmaz.
Normal şartlarda dikkatli bir şekilde bir yere odaklandığınızda, göz kırpma sayımızda azalma olur. Bu sebeple zaten özellikle kitap okurken, TV izlerken ve bilgisayara bakarken gözlerimiz kurur ve bunu yanma, sızlama, batma şeklinde hissedebiliriz. Göz kırpma sayısında azalma meydana gelmesi davranışlarımızla ilgili iken, göz kırma sayısında artış olması ise önemli göz rahatsızlıklarından kaynaklı olabilir.
En paha biçilmez olması ise göz kırpmanın istemsiz olarak meydana gelmesidir. Vücudumuzda yerleştirilen otonom sistem sayesinde birçok faaliyet haberimiz bile olmadan kolaylıkla yapılır. O kadar hassas ve mükemmel olarak çalışan bu sistemin sempatik ve parasempatik olarak iki bölümü vardır. Daha varlığından bile haberdar olmadığımız ve yerini bilmediğimiz organ ve dokular hatasız çalışır. Biz bilinçli bireyler olarak hiçbir müdahalemiz olmadan birçok sistemin çalışması mükemmeldir.
Ama bu sistemin sadece göz kırpma işlevi bize bırakılsa işimiz ne kadar zor olacaktı, değil mi? Anneler çocuklarına şöyle yalvaracaktı: “Yavrum hiç gözünü kırpmadın hadi yavrum biraz gözlerini kırp gözlerin kurumasın, beslensin, temizlensin…” Neyse ki Rabbimiz otonom sinir sistemi sayesinde idaremizi bize bırakmamış. İnsan için “Sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin, belalardan sakınıp levazımatını yerine getiremezsin…” şeklinde ifade edildiği gibi kendi hayatımızı devam ettirme işini Rabbimiz bize bırakmamış. Bizim vazifelerimizden bazısı da bunlar gibi üzerimizde bulunan harika, fonksiyonel ve sanatlı bu eserleri görüp kıymetini takdir etmek ve ona ihtiyacımızı hissetmektir…
