Kur’an, Ramazan ayını kendisiyle ilişkilendirir. Bu ayda indirildiğini ve insanlara bir hidayet ve doğruyu yanlıştan ayırıcı bir açıklama olduğunu bildirir (Bakara, 185). Dolayısıyla Ramazan’a Kur’an ayı denmiştir ve bu ayın, insanın hayatına değer katan bereketli bir zaman dilimi olduğu değerlendirilmiştir. Mümbit arazilerin bire yüz, bire beş yüz ürün vermesi gibi bu aydaki bir gece de bin aydan daha hayırlıdır. Çünkü onu değerli kılan Kur’an bu gece inmeye başlamıştır (Kadr, 1-3). Ramazan sadefinin içinde Kadir gecesi ve Kur’an incisi mevcuttur.
Leyle-i Kadîr’de nûr-u tecellâ
Gark olur envâre arş-ı muallâ
Taksîm eder bize nûr-i Teâlâ
Ramazan-ı şerîf kenz-i kerâmet (s. 125)
Mü’minler için Ramazan rahmet ve nur iklimidir. Bu ayda rahmet kapıları açılır, kalplere hidayet nuru dolar. Bu ay mü’minler için büyük fırsatlar sunar.
Bu mâhda açılır ebvâb-ı rahmet
Neşrolur kalblere nûr-u hidâyet
Nûr-u marifetle feyz-i muhabbet
Ramazan-ı şerîf mü’mine devlet (s.124)
Ramazan, mü’min kulların günahlarının affolunduğu merhamet ayıdır.
Mü’min olanın afvine fermân Ramazan’dır
Ahvâlimize rahmeder Allah u Alîm’dir (s. 217)
Kur’an’ın kadrini bilen ve emirlerine uymaya çalışan müminlerin imdadına Ramazan yetişir. Çünkü oruçla bedenî arzularına sınır koyabilen insan, daha kolay olan diğer duygularını da kontrol etmeyi öğrenir. Kalbi ve duyguları harekete geçen insan Ramazan’da daha ziyade ibadet ve taate ağırlık verir. Midesi gibi diğer azalarına da oruç tutturur, günahlardan çekinir. Adeta melekleşir.
Fermân-ı Mevlâ’ya itâat eyler
Emrolunduğu gibi ibâdet eder
Nefsini ruhunu hidâyet eyler
Ehl-i tevhîd olan câne cân kurban (s. 370)
Ramazan, kıymetini bilenlere fırsatlar sunar. Fırsatları değerlendirenler bayramı hak ederler. İşte bayram o zaman bayram olur.
Mevlâ bizi afv ede
Gör ne güzel ıyd olur
Cürm ü hatâlar gide
Bayram o bayram olur (s. 167)
Ramazan ne kadar iyi değerlendirilirse değerlendirilsin, giderken mü’minin gönlünde bir burukluk bırakır da gider…
Elvedâ şehr-i seâdet gitdi devlet elvedâ
Elvedâ şehr-i hidâyet gitdi nimet elvedâ (s. 309)
Medine gibi bazı şehirlerde idrak edilen Ramazan’lar, insan dimağında farklı bir tat bırakır. Mescid-i Nebevîde fahr-ı kâinatın huzurunda yapılan iftarlar, kılınan teravihler ve hele son on günün toplu kılınan teheccüdleri ve kunut duaları insan hayatındaki unutulmaz tecrübelerdir.
Medine-i Münevvere gibi Anadolu’nun bazı şehirleri de Ramazan’ın kadr u kıymetini bilirler. Bunlardan biri de Alvarlı Efe’nin kilid-i mülk-i İslam tabiriyle methettiği Erzurum’dur. Böyle bir övgüyü şehre layık görmesinin sebeplerini sayarken Erzurum halkının Ramazan ayına hürmetini örnek gösterir ve
Ramazanda bir âlî-şân ederler
O şehr-i sıyâmı zî-şân ederler
Fukarâ gönlünü gülşen ederler
Mevla’ya emânet olsun Erzurum (s. 656) mısralarıyla Erzurum’u Mevlâya emanet eder. Gerçekten de eskisi kadar olmasa da kısmen hâlâ Ramazan, birçok ilimize benzer şekilde Erzurum sokaklarında da hissedilir. Evlerde ve camilerde okunan mukabelelerle, teravih namazlarıyla, hatimle kılınan teravihleriyle, fakir fukaranın gözetilmesiyle ve iftar sofralarıyla Ramazan’ın manevî havasını teneffüs etmek mümkündür. Birçok yönüyle Medine-i Münevvere’yi andırır. Zaten bir şehri medine yapan ehlinin faziletidir.
Şiirlerinden örnekler sunduğumuz Hâce Muhammed Lutfî (1868-1956), Erzurum’un yetiştirdiği ilim ve maneviyat büyüklerinden biridir. Uzun yıllar görev yaptığı ve medfun bulunduğu köye nispetle Alvarlı Efe namıyla halk arasında meşhur oluştur. Medreseden icazet ve tarikattan hilafet aldıktan sonra imamlık ve vaizlik vazifeleriyle halkı irşad etmeye çalışmış ve Erzurum’un maneviyatında derin izler bırakmıştır. Aruz ve hece vezniyle yazdığı şiirler divanında toplanmıştır. Bu vesileyle Alvarlı Efe’nin ruhuna rahmet dileklerimizi iletiyoruz.
Kaynak:
Hâce Muhammed Lutfî, Hulâsatü’l-Hakaik ve Mektûbât-ı Hâce Muhammed Lütfî, Efe Hazretleri Vakfı, İstanbul, 2006.
