TR EN

Dil Seçin

Ara

"Andıkça Seni Büyür Hayalim"

Senin gül bahçende öten bir bülbül de ben olayım yâ Resulallah (asm).

Muhabbetinle coşsun, hasretinle konuşsun kelimelerim.

Seni andıkça kendimi buluyorum; güneşe yönelen bir ayna gibi nurunla doluyor içim ve dışım.

Dilimde ne varsa senin armağanın.

Tesbihi de hamdi de senden öğrendim.

Namazım, orucum, bildiğim ne varsa hepsi senin öğrettiklerin.

Hayatımda ne güzellik varsa, hep senin bahçenden…

Bildiklerimi senin sayende bildim, sevdiklerimi senin sayende sevdim.

Senin sofrandır kalbimi, gönlümü doyuran…

Ne nasibim varsa şu âlemde, Rabbim senin hatırın için verdi.

Teşekkür edeyim desem, ben bir kırık aynayım, sana layık ışıltılı sözlerim yok ki senin gibi iki cihan güneşine sunayım…

“Andıkça seni büyür hayalim,” yâdınla artar muhabbetim.

Saba rüzgârı yetiştirsin selâmımı, batan güneş ulaştırsın…

Gördüğüm her çiçekle, uçan her kuşla selâm ulaşsın sana.

Madem ki âlemde her şey, senin getirdiğin nurla aydınlandı, karanlıktan kurtuldu, anlamını buldu, esma-i ilahiyenin aynaları olduğu bilindi; âlemin her canlısı her cansızı ile sana selâm olsun… Allah’ı tesbih eden her şey ile sana selâm olsun yâ Resulallah.

Selâmımızla, getirdiğin her hakikati ve emri kabulümüzü ifade ediyoruz. Seni selâmla karşılıyoruz; baş göz üstüne, selâm ve selâmet senin üzerine olsun diyoruz.

Salâtımızla, Allah’ın huzurundaki dualarına amin diyoruz.

Sen, bizim aramızda Allah’ın Elçisisin, seni ve getirdiklerini kabul edip selâmımızla karşılıyoruz. Rabbimizin huzurunda bizim elçimizsin; dualarına, niyazlarına salâtımızla amin diyoruz.

Es-salâtu ve’s-selâmu aleyke yâ Rasulallah.

Bu koca güneş bedenleri, dünyayı aydınlatıyor, senin nurun kalpleri, kâinatı aydınlatıyor yâ Resulallah.

Madem “Her yeni gün, yeni bir âlemin kapısıdır,” her günümüze tekrar tekrar hoş geldin yâ Resulallah. Mutlaka gelmeliydin, sensiz yapamazdık; yokluk çöllerinde kaybolurduk. Ne hayatın ne kâinatın bir anlamı olmazdı…

Senin nurunla aydınlanan dünyamız, sensiz bir zindan gibi olurdu.

Varlığımızın taştan, odundan farklı bir anlamı ve değeri varsa, o da senin getirdiğin hidayet nurunun hediyesidir.

Hoş geldin ey iki cihanımızın güneşi.

Hoş geldin ey gönlümüzün sultanı.

Geldin, yollar seninle açıldı; geldin kalpler seninle birleşti. Bir iken bin olduk, milyon olduk, senin rehberliğinle Rabbimizin huzurunda kul olduk, ebediyetin yolcusu olduk…

İyi ki tanıdık, bildik seni; tanıdıkça sevdik hayat bulduk seninle, muhabbetinle… Şükürlerin en güzeliyle şükürler olsun Rabbimize.

Sen ki âlemlere rahmet olarak geldin, Nisan yağmurları gibi bereketlerle geldin, gönlümüzde güller açtırdın. Senin geçtiğin yolları gül kokutan Allah (cc), Habib-i Ekreminin sünnetini yaşayanın dünyasını da ahiretini de gül bahçesine çevirmez mi!..

Sen Hateme’n-Nebî’sin, Resul-i Rabbi’l-Âlemin’sin, Seyyidinâ Muhammed; Allah’ım bizleri bu ikrar ile yaşat, bu ikrar ile haşret…